Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Haziran 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB'de Rumların panzehiri reformların uygulanmasıdır


Lüksemburg'da yaşananlar, Rumların AB'de Türkiye'nin başını ağrıtmaya kararlı olduklarını sergileyen somut bir gösterge oldu. Aksini beklemek de zaten saflık olurdu.
Zira, aslında tuzları kuru olan Rumların AB üyeliğini istemelerinde asıl gaye buydu.
Annan Planı'nın Türk tarafınca doğru takvim çerçevesinde zamanında kabul edilerek bu oyunun bozulamamış olması tabii ki artık tarihçilere kalmış bir konu. Ancak bunun ne denli büyük bir hata olduğu bu tür gelişmelerle daha iyi anlaşılıyor.
Kısacası, Rumların Türkiye ile KKTC'yi AB yoluyla zorlamaya devam edecekleri kesin. Tabii Türkiye'nin bu baskılara direneceği de kesin. Zira, arzulanan takvime göre olmasa bile, Türk tarafı sonuçta AB tarafından da kabul edilen Annan Planı'nı kabul eden taraftır.
Rumlar ise bu planı somut bir şekilde reddettiler. Bu pozisyonlarını bugün de korumaya devam ediyorlar. Bu nedenle, Türk tarafının AB'den şimdi adil bir tutum beklemesi tamamıyla haklı bir duruştur.

Hükümetin politikası doğrudur
Bu görüşe katılan AB üyelerinin sayısı da azımsanacak düzeyde değil. Rumların Lüksemburg'da sergiledikleri oyunbozanlık sayesinde bunların sayısı daha da artacaktır. Bu yüzden, Erdoğan hükümetinin bu konudaki politikası doğrudur.
Ancak bazı gerçekleri de görmekte yarar var. Her şeyden önce şunu kabul etmeliyiz: Türkiye'nin AB yolunu zorlaştırmak için kendilerine sessizce destek veren üyeler olmasaydı Rumlar bu cesareti kolay kolay bulamazlardı.
Kısacası, Yunanistan eskiden nasıl Türkiye'ye karşı kullanıldıysa, bugün de Rum Kesimi kullanılıyor. Burada, "3 Ekim'de yolumuzu tıkamaya çalışan Avusturya, Lüksemburg'da saçlarını bizim için süpürge etti" argümanına da kanmayalım.
Hiçbir AB dönem başkanı kendi nöbeti sırasında bir siyasi fiyasko istemez. Böyle bir fiyaskonun yaşanması bu nedenle Avusturya'nın da işine hiç gelmezdi. Viyana'nın Lüksemburg'da Türkiye lehine sarf ettiği çabaların asıl nedeni budur. Yoksa yarın kolaylıkla Türkiye aleyhtarı tutumuna dönebilir.

Ortak tutum belgesi önemsenmeli
Fakat, Türkiye'nin kozu da burada ortaya çıkıyor. Zira, Türkiye ile ilişkilerin kopmasını hiçbir dönem başkanı kolay kolay göze alamaz. Yeter ki Ankara Türkiye aleyhtarı üyelere taze bahaneler sağlamasın.
Bu nedenle, Rumların şu ana kadar sonuç vermemiş olan oyunbozanlıklarından ziyade, Lüksemburg'da Dışişleri Bakanı Gül ile Başmüzakereci Ali Babacan'ın önüne konan Ortak Tutum Belgesi'ni önemsemeliyiz. Zira, burada Türkiye'de de birçok kişinin katıldığı ciddi uyarılar var.
Ekim ayında AB tarafından yayımlanacak İlerleme Raporu'na kadar bu şikâyetlerden önemli bir bolümü ortadan kaldırılamazsa, hem Türkiye'nin, hem de AB'de Türkiye'yi destekleyenlerin eli, Türkiye aleyhtarlarına ve kullandıkları Rumlara karşı zayıflayacaktır.
Başka bir ifadeyle, Ankara da, Rumların olumsuz tutumlarının arkasına sığınarak, AB reformlarının uygulanması konusundaki ataletini sürdürmemeli. Bırakın AB'yi, bu, Türk halkına karşı da saygısızlık olur. Zira, bu reformları sonuçta kendimiz için istediğimizi sürekli söyleyip durmuyor muyuz?

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Sağcı ve otoriter Türkiye?
IŞIK ve Sabancı üniversitelerinden Prof. Ersi...
Çetin ALTAN
Dalgalanıyor musunuz, dalgalanmıyor musunuz?
Son günlerde İstanbul'un havası da, trafiğine...
Melih AŞIK
Komik Abi'miz!
Kemal Abi'miz (Kemal Unakıtan) komik bir insa...
Fikret BİLA
Demirel: Şeyh uçmaz müritleri uçurur
İlhan Selçuk, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demir...
Hasan CEMAL
Acı veren maç!
İsviçre'yle Fransa takımları sahaya çıkarken ...
Yılmaz ÇETİNER
Suna'nın gözleri...
Suna Kıraç'ın "Ömrümden Uzun İdeallerim Var" ...
Güneri CIVAOĞLU
Papadopulos yolcu mu?
Dün sabah, Brüksel'deki uluslararası gazeteci...
Can Dündar
Çukurun dibinde...
Kibri, vicdanından büyük Mehmet Ali Erbil'in....
Abbas GÜÇLÜ
Sınav birleşti, tercihler ayrı!
Milli Eğitim Bakanlığı, OKS konusunda iki yan...
Hurşit GÜNEŞ
MB'nin müdahalesi yerinde ve zamanında oldu
Dalgalı kur sisteminde merkez bankalarının (M...
Doğan HEPER
Türk-Yunan konfederasyonu
YUNANİSTAN-Türkiye konfederasyonu.
Semih İDİZ
AB'de Rumların panzehiri reformların uygulanmasıdır
Lüksemburg'da yaşananlar, Rumların AB'de Türk...
Sami KOHEN
Kamuoyu kimden yana?..
BİRİ Türkiye'de, diğeri dünyanın dört kıtasın...
Hasan PULUR
"Bu kafa" ne rahat durur, ne rahat verir...
BU "kafa" rahat durmaz, mutlaka bir hadise, b...
Derya SAZAK
Solda birlik
Rahşan Ecevit, Oran'daki çalışma ofisinde düz...
Meral TAMER
Tatil dönüşü masamda yığılmış kitaplar (2)
Bir gazeteci, 2 haftalık tatil dönüşü gazeted...
Güngör URAS
Döviz artınca milli gelir düştü
2005 yılının milli geliri (GSMH) cari fiyatla...
Serpil YILMAZ
Bankalar düşün çocukların yakasından!
Elimde bir tomar mektup, içlerinden birisi va...
M. Ali BİRAND
Rumların ümidi sonbahara kaldı...
Kıbrıs Rumları, çekirge misali üç defa zıplad...

© 2006 Milliyet