|
"Bu kafa" ne rahat durur, ne rahat verir...
BU "kafa" rahat durmaz, mutlaka bir hadise, bir olay çıkaracaktır.
Peki, bu huyu "o kafa"yı rahatsız etmez mi?
Ne münasebet, başkalarına verdiği rahatsızlık, onları rahatlatır.
İşte örneği...
***
BODRUM Kalesi'nde, Rodos Şövalyeleri'nin işkence zindanının kapısında Latince bir levha varmış:
"Tanrının bulunmadığı yer!"
Vay efendim bu ne demek? Tanrı'nın bulunmadığı yer olur mu?
Yahu bunu biz yazmamışız, Hıristiyanın koyusu, Rodos Şövalyesi yazmış, zindanda işkence yaptığı insanları korkutup söyletmek için, sümme haşa, "Burada Allah yoktur, sakın Allah'a güvenmeyin!" diye yazıp kapıya asmış...
***
İŞTE elinize fırsat geçmiş, Türkleri tarih boyunca barbarlıkla suçlayanlara cevap olarak:
"Bakın sizin ecdadınız işkence zindanının kapısına neler yazmış! Görün de kimin barbar olduğunu anlayın!" demek varken, "Bu levhayı kaldırın!" yasağının mantığı ne?
***
BU işkence zindanını 1992 yılında eski Bodrum Müzesi Müdürü Oğuz Alpözen günışığına çıkardı; kapının önündeki duvar yıkıldı, içeride işkence aletleri, iskeletler ve bu levha bulundu.
Oğuz Alpözen, Latince yazılı bu levhayı Prof. Dr. Ender Vadinlioğlu'na çevirtti, altına da Türkçesini yazdırttı...
Aradan yıllar geçti, AKP iktidarı döneminde "Tarihi değeri yok!" diye, Latince levhanın kaldırılması talimatı geldi, "Müdür Bey" de "Talimata uyacağız" diye boyun büktü.
Oysa, böyle talimatlara uymayan, Bodrum Kalesi'ni gözü gibi sakınan bir müze müdürü vardı: Oğuz Alpözen...
Ona da "Refahyol" hükümetinde Kültür Bakanlığı Refah Partisi'nin elindeyken talimatlar yağıyordu. Sadece bu levha için değil, bir de cami sorunu vardı.
***
Bodrum şövalyeleri, kale ellerindeyken ortasına "şapel" denilen küçük bir kilise yapmışlar. Osmanlı Bodrum'u alınca, bir minare eklenerek kilise mescide çevrilmiş, Birinci Cihan Savaşı'nda düşman denizden açtığı ateşle minareyi yıkmış, ana binayı hasara uğratmış... Oğuz Alpözen de dünyanın sayılı sualtı araştırmacılarından; Turgutreis'deki Yassı Ada açığında denizin dibinde yatan Doğu Roma gemisini çıkararak buraya getirtmiş, binayı da onartmış, müzeye katmıştı.
İşte Refah Partililer buna takmışlardı, şimdikilerin levhaya taktıkları gibi...
İlle oraya cami yapacaksın!
***
TARTIŞMANIN sürüp gittiği günlerde biz de Bodrum'daydık, müze o güne kadar görülmemiş bir türbanlı akınına uğramıştı, hepsi de cami için gelmişlerdi, oysa iki adım ötede cami vardı, maksat Bodrum Kalesi'nde namaz kılmaktı!
***
OĞUZ Alpözen, baskılara dayandı, "Talimat geldi!" diyerek siyasete alet olmadı. Şimdi sırada levha var, ikinci adım herhalde Doğu Roma gemisinin sergilendiği yer olacak...
Zaten "Yılanlı Kule"de, "Saklı Müze"dekileri erotik bulup kaldırdılar. Alman Kulesi'ndeki havuzun restorasyonunu yapan Lionsluların levhasını da söktüler.
***
DEDİK ya, bu kafa rahat durmaz!
Ne yapsınlar, "türban" diye diye iktidara geldiler, imam hatipleri halledeceğiz diye diye koltuğa kuruldular, beceremediler.
Hiç olmazsa, yarın seçmen karşısına çıkınca, Bodrum Kalesi'ndeki levhayı kaldırdık diye böbürlenecekler.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|