Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Haziran 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Rumların ümidi sonbahara kaldı...


Kıbrıs Rumları, çekirge misali üç defa zıpladılar, ancak Avrupa Birliğinden istedikleri yanıtı alamadılar. Hedefleri (17 Aralık 2004 AB doruğundan bu yana) Türkiye'den koşulsuz tanınmayı koparmak, yani Ada'nın tamamına sahip olduklarını tescil ettirmekti.

Bir türlü yapamadılar.

Herne kadar, tanınma işini limanların açılmasına indirgemiş olsalar dahi, o konuda da beklentilerini elde edemediler. Avrupalılar, başka konularda Türkiye'ye de yaptıkları gibi, Rumları da tam anlamıyla tatmin etme niyetinde değil. AB ile yaşamın kuralı budur. Kimse, isteğinin yüzde yüzünü kazanmaz. Daima uzlaşı vardır. Herkes kazanır, herkes biraz kaybeder.

Rumlar da ufak tefek ilerlemeler yaptılar, ancak resmi tanınma konusundaki ümitlerini kesmeleri gerektiğini de nihayet anladılar. Bundan dolayıdır ki, tüm güçlerini limanların açılmasına yönlendirdiler. Türkiye limanlarına Rum gemilerinin girmesine izin verdiği taktirde, Rum yönetimi "Türkiye bizi tanıdı" diye kıyameti koparacak. Limanların açılması aslında "resmi tanınma" anlamına gelmiyor, ancak bu şekilde yansıtılacak. Yani oyun tamamen siyasi ve iç politika tribünlerine karşı oynanıyor. Ankara da, bunu bildiğinden dolayı kabul etmiyor.

Rumların son şansı, Avrupayı sonbaharda Türkiye'ye karşı kışkırtmak ve Aralık doruğunda ya vetosunu kullanarak veya görüşmeleri askıya aldırarak Ankara'ya boyun eğdirmek.

Türkiye'de ısrarla "Tek taraflı olmaz. Onlar da KKTC'ye ambargoyu esnekleştirirler, o zaman birlikte hareket ederiz" diyor.

Sonbahar, Rumların son şansı. İlerde, Türkiye'ye birçok zorluk çıkarabilir, hatta veto dahi kullanabilir, ancak AB'yi harekete geçiremez.

Anlayacağınız, çok sıcak bir sonbahar yaşayacağız.

* * *

TÜRKİYE, KKTC'YE İHANET ETMEZ...

KKTC Cumhurbaşkanı M.Ali Talat, Türkiye'nin karşılığında hiçbir şey almadan Rum gemilerine limanlarını açmasını "ihanet" gibi görüyor. Tabii bu kelimelerle söylemiyor, ancak Ankara'nın KKTC'ye ihanet etmeyeceğini de sözlerine ekliyor.

Talat için, limanların karşılıksız açılması, KKTC'nin bugünkü izalasyona esir edilmesi anlamına geliyor.

Rumların Annan Planını reddetmesine rağmen, AB'ye tam üye olmalarının zaten yeterince haksızlık yarattığına dikkat çeken Talat, KKTC üzerindeki ambargoların hiç değilse bir bölümünden kurtulmayı amaçlıyor. Bunu bir nevi "ölüm-kalım meselesi" gibi görüyor.

Aslında, KKTC'ye karşı ambargoların büyük bölümü Rumlardan kaynaklanmıyor. BM ve AB kararları ambargoya dönüşmüş durumda. O zaman da AB alacağı bazı kararlarla, ambargoyu daha rahat şekilde hafifletebilir.

Yani, top sadece Türkiye sahasında değil, Rumlar ve AB'nin de topa girmeleri gerekiyor.

* * *

VETO, NÜKLEER BOMBAYA BENZER…

Avrupa Birliğinde her ülkenin veto hakkı vardır. Eğer konuşulan konu, bir ülkenin hayati çıkarlarını ilgilendiriyor ise, alınacak karar veya atılacak adım sonucunda hayati çıkarları zedelenecek ise, veto hakkını kullanır.

Ancak bu vetoyu kullanmak hiçte kolay birşey değildir. Zira VETO adeta nükleer bomba atmaya benzer. Bir defalık kullanılır. İkinci defa kullanamazsınız.

Kıbrıs Rumlarının durumu, bu açıdan daha da kırılgan.

Rumlar veto kullandıkları anda, Türkiye-AB ilişkileri duracaktır. Yani, Avrupa Birliğinin Türkiye üzerinde hiçbir etkisi kalmayacaktır.

Bu ne anlama geliyor ?

Türkiye'den , toprakları üzerinden geçen binlerce kaçak Asyalı işçi ile mücadele etmesi istenemeyecek…

Türkiye'den İran üzerindeki etkisini kullanması ricasında bulunulamayacak…

Türkiye'den enerji politikalarını Avrupa ile birlikte yürütmesi talebinde bulunulamayacak…

Türkiye'den hammadde ve ara mallarını ağırlıklı şekilde Avrupa'dan alması konusunda ricacı olunamayacak…

Türkiye'den Kıbrıs konusunda bazı adımlar atması için kimse kılını kıpırdatmayacak…

Bu listeyi sayfalarca uzatabiliriz.

Kıbrıs Rumları, Türkiye-AB görüşmelerini sabote ettikleri anda, hem kendileri kaybedecekler, hem de Avrupayı kaybettirecekleri için, birkaç defa düşünmek zorundalar.

Acaba Papadopulos bunları hesaba katıyor mu ?

Son gelişmelere bakılacak olursa pek düşünmediği anlaşılıyor.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Sağcı ve otoriter Türkiye?
IŞIK ve Sabancı üniversitelerinden Prof. Ersi...
Çetin ALTAN
Dalgalanıyor musunuz, dalgalanmıyor musunuz?
Son günlerde İstanbul'un havası da, trafiğine...
Melih AŞIK
Komik Abi'miz!
Kemal Abi'miz (Kemal Unakıtan) komik bir insa...
Fikret BİLA
Demirel: Şeyh uçmaz müritleri uçurur
İlhan Selçuk, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demir...
Hasan CEMAL
Acı veren maç!
İsviçre'yle Fransa takımları sahaya çıkarken ...
Yılmaz ÇETİNER
Suna'nın gözleri...
Suna Kıraç'ın "Ömrümden Uzun İdeallerim Var" ...
Güneri CIVAOĞLU
Papadopulos yolcu mu?
Dün sabah, Brüksel'deki uluslararası gazeteci...
Can Dündar
Çukurun dibinde...
Kibri, vicdanından büyük Mehmet Ali Erbil'in....
Abbas GÜÇLÜ
Sınav birleşti, tercihler ayrı!
Milli Eğitim Bakanlığı, OKS konusunda iki yan...
Hurşit GÜNEŞ
MB'nin müdahalesi yerinde ve zamanında oldu
Dalgalı kur sisteminde merkez bankalarının (M...
Doğan HEPER
Türk-Yunan konfederasyonu
YUNANİSTAN-Türkiye konfederasyonu.
Semih İDİZ
AB'de Rumların panzehiri reformların uygulanmasıdır
Lüksemburg'da yaşananlar, Rumların AB'de Türk...
Sami KOHEN
Kamuoyu kimden yana?..
BİRİ Türkiye'de, diğeri dünyanın dört kıtasın...
Hasan PULUR
"Bu kafa" ne rahat durur, ne rahat verir...
BU "kafa" rahat durmaz, mutlaka bir hadise, b...
Derya SAZAK
Solda birlik
Rahşan Ecevit, Oran'daki çalışma ofisinde düz...
Meral TAMER
Tatil dönüşü masamda yığılmış kitaplar (2)
Bir gazeteci, 2 haftalık tatil dönüşü gazeted...
Güngör URAS
Döviz artınca milli gelir düştü
2005 yılının milli geliri (GSMH) cari fiyatla...
Serpil YILMAZ
Bankalar düşün çocukların yakasından!
Elimde bir tomar mektup, içlerinden birisi va...
M. Ali BİRAND
Rumların ümidi sonbahara kaldı...
Kıbrıs Rumları, çekirge misali üç defa zıplad...

© 2006 Milliyet