
|
|
|
 |
|
|
Birinciliği beyaz kuklalara borçlu
İTKİB'in düzenlediği 15'inci Genç Tasarımcılar Yarışması'nın birincisi, "Kuklalar" temasıyla Mehmet Işık oldu
YAPRAK ARAS
Arzu Kaprol, Hakan Yıldırım, Ümit Ünal gibi isimleri moda dünyasına kazandıran İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İthalatçıları Birliği'nin (İTKİB) Genç Tasarımcılar Yarışması'nın 15'incisi geçtiğimiz günlerde yapıldı. Hüseyin Çağlayan'ın belirlediği "Hareket" teması üzerine koleksiyonlar hazırlayan 10 finalist arasından birinciliği "Kuklalar" koleksiyonuyla 23 yaşındaki Mehmet Işık aldı. İkinci "İstanbul" ile Deniz Demirsoy, üçüncü ise "Cindrellaman" koleksiyonuyla Suat Tutar oldu.
Bu yılın ilk üçü, "Moda erkek işi değildir" klişesinin pabucunu da dama atar gibiydi. "Birinciliği beklemiyordum ama hak ettiğimi biliyorum" diyen Işık şunları söylüyor: "Her şey sürpriz oldu. Bu işe gönül verenler umutlarını kaybetmesinler. Doğru yerlere, doğru kişilere ulaşsınlar. Benim hayatımdaki dönüm noktası Hakan Yıldırım'ın ofisinde staja başlamamdır. Tasarımın ne olduğunu orada gördüm."
Koleksiyonunuzda niçin "Kuklalar" temasını kullandınız?
"Hareket" temasını duyar duymaz kuklaları düşündüm. Çünkü hareketle çok bağlantılılar. Hareket eden bir varlık ama kendi hareket edemiyor; ancak başkaları tarafından hareket ettirilebiliyor.
Nelerden esinlendiniz?
İlkay Uluköklü'nün "Kukla Yaşamlar" şiiri beni çok etkiledi. Bir de "Strings" (İpler) filmini çok beğenmiştim. Aslında kuklalarla ilgili yapılabilecek o kadar çok şey var ki... Tasarıma ve yaratıcılığa çok müsaitler. Koleksiyonumu altı değil, 106 parça olarak oluşturabilirdim. Küçükken korkardım kuklalardan ama artık çok seviyorum.
Temayı koleksiyona nasıl uyguladınız?
Koleksiyon altı parçadan oluşuyor. Sert ve kolay form alan bir kumaş olduğu için pamuk polyesteri tercih ettim. Çok iyi, kırılabilen bir malzeme olduğu kumaş oyunları ve kıvrımlarla temayı daha iyi anlatabildim. Kuklalar tahta olduğu için özel tahta düğmeler, birleşim yerlerinde de menteşeler olduğu için özel menteşeler yaptırdım. Kumaşı ütüyle kırarak katlanma etkisi yarattım. Kimi yerde kabarık, kimi yerde sarkık kollar kullandım. Biye ve iplerle de tam kukla gibi oldular.
Sadece beyaz kullanmak büyük bir risk.
Evet ama beyaz istediğim için bu riski aldım. Kuklalar genelde renkli olur ama ben özellikle beyaz yaptım. Çünkü onlar kukla olmak, başkalarının ipiyle hareketlerini bağlamak istemiyorlar. Cansız varlıklar oldukları için renk de bilmiyorlar.
"Birbirimize yardım ettik"
Moda tasarımına ilginiz ne zaman başladı?
Küçükken sürekli çizgi film karakterlerini çizerdim. Beyoğlu Anadolu Meslek Lisesi'ne başladığımda "Bu iş benim işim" dedim. Vakko'da staj yaptıktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi'nin iki yıllık hazır giyim bölümünde okudum. Staj için gidip Hakan Yıldırım'ın kapısını çaldım ve birkaç ay orada çalıştım. Daha sonra bir tekstil firmasına girdim ama sektörün bana göre olmadığını gördüm. Tasarım nedir bilmedikleri için uygulatamıyorlar. Bir şeyler yapıyoruz, kabul görmüyor ama aynısı daha sonra yurtdışından alınıp kullanılıyor.
Yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz?
Eğitimimi tamamlamak istiyordum. İTKİB bunun için çok güzel fırsatlar sunuyor. Önemli olan para değil, ilk üçe giren Avrupa'da moda eğitimi alıyor. Finale kalan diğer 10 kişiye sorsanız, onlar da aynı şeyi söyler.
Bekliyor muydunuz birinci olmayı?
Hiç beklemiyordum çünkü herkes çok iyiydi. İTKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu da bu yıl jürinin çok zorlandığını söyledi. Bir de hepimizin koleksiyonu Hakan Yıldırım'ın atölyesinde dikildi. 10 kişi geceli gündüzlü aynı odada beraber dikiş yaptık, birbirimize yardım ettik.
Bundan sonrası için plan yaptınız mı?
O kadar sürpriz oldu ki her şey. Önce İngilizcemi geliştirip İtalya'daki eğitimimi tamamlayacağım. Orada birkaç yıl kalmak istiyorum.
"Tasarımcı olmadan söz sahibi olamazsınız"
Türkiye dünya modasında hep üretici olarak var oluyor. Oysa tasarımcı olmadan dünya piyasasında söz sahibi olmak mümkün değil. İTKİB'in yarışmasının önemi de burada zaten. Dünyada tasarımcıya bu kadar destek veren bir yarışma daha yok. Yapım aşamasında cebimizden beş kuruş çıkmadı. Hakan Yıldırım ofisini açtı, oturup düğmemizi bile dikti. Çok keyifliydi, çok şey öğrendik.
|
|
|

|
|