|
 |
|
|
155'e mektup (2)
Gökkuşağı / Reşat Kutucular
Komiserim, geçen hafta başladığım mektubuma devam ediyorum.
Şikayetçi olduğum Çeşme bölgesinin trafik, çevre, gürültü ve güvenlik sorunları değişik boyutlarda ama giderek şiddetlenen biçimde ülkenin pek çok köşesinde yaşanıyor aslında.
Özellikle de böyle mevsimsel olarak kalabalıklaşıp, iki üç aylığına kentleşmek zorunda kalan sahil kasabalarında bıçak artık kemiğe dayandı. Kent gibi olup kasaba gibi yönetilince bundan iyisi olmuyor işte!
* * *
Siz şikayet ve ihbar makamı olduğunuz için size hitaben yazıyorum yoksa sorunların asıl çözüm yerinin yerel idareler olduğunun farkındayım.
Ama komiserim, ben bu yerel yöneticilerden de şikayetçiyim.
Niteliksiz de olsa, dokuya aykırı da olsa ticarethane açılması onların hoşuna gidiyor. Hatta bizi yadırgıyorlar neden bu kadar şikayetçiyiz diye!
Halbuki biz günlük yaşantının rutin akışında, planlayıcı ve tanzim edici bir üst iradenin varlığını hissetmek istiyoruz ama edemiyoruz.
Öyle bir el yok sanki, dur yapma, bu kamu çıkarına aykırı, bunu yapamazsın diyen, diyebilen.
* * *
Öyle kararlı bir irade olsaydı bu kadar kirlilik, bu kadar gürültü, bu kadar huzursuzluk olmazdı herhalde.
Demokrasi ve serbest piyasa söylemine sığınarak isteyenin istediğini yaptığı bir başı bozukluk hissediliyor daha çok.
Özellikle de çoğunluğun çıkarlarını kollayacak olanların durumu idare ettiğini öfkelenerek görüyorsunuz.
Bu her yıl tekrar edildiği için sorunlar çözülmüyor, birikiyor ve riskler giderek tehlikeli boyutlara ulaşıyor.
Çılgın eğlence sakin tatili gölgelemeye başlıyor. Bir zamanların şirin kasabaları göz göre göre kent bozması çirkin yüzler ediniyor.
Kabul, bunlar makro düzeyde çözülmesi gereken sorunlar. Uzun vadeli planlamalar ve kararlılık gerektiriyor. O zaman biz şimdi bakalım bu yazı nasıl kazasız belasız atlatacağız diye.
* * *
Öncelikle alkolün ve diğer keyif verici maddelerin dağıtım ve satışının bu kadar kolay, bu kadar özendirici olmaması gerek.
Eğlence eşittir alkol diye bir kural yoksa. Alkol trafikteki en ciddi risk. Şişe kırıkları, teneke kutu artıklarına artık her yerde rastlanıyor. Alkol gürültünün de anası çünkü içkiyi pazarlarken müzik desteği şart.
Yüksek desibelde müzik ve yüksek alkol oranı çağdaş kabusunuz!
Alkol satışının en azından mekanın yerine ve saate göre sınırlanması doğru olabilir.
Örneğin konut bölgelerindeki eğlence yerleri geceyarısından sonra müziği kısıp alkol servisine devam edebilirler.
Uzak yerlerdekiler ise alkolü kısıp müziği sürdürülebilir.
Minibüslerle belli merkezlere müşteri transfer hizmeti veren konut bölgesi dışı mekanlarsa alkol ve müziğe devam edebilirler. Her mekanda işini yapan bir denetimci ile bu sistem çok da kolay yürüyebilir. Yürümesi istenirse tabii.
* * *
Denetimlerle alkollü sürücülerin trafiğe çıkışının bir şekilde caydırılması, belki "sarhoş tarifesi"ne taksi kullanımının teşvik edilmesi denenebilir. Gece yarısından sonra kontroller artırılabilir.
Hatta gece yarısından sonra sabah 8'e kadar 25 yaş altı sürücülerin araba kullanmasına hiç izin verilmeyebilir.
Gelecek hafta da devam edeceğim komiserim.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|