Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Haziran 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Heykel Sanatının Büyük Ustası Rodin İstanbul'da" sergisi 13 Haziran'da açılıyor
"Düşünceyi taşa işleyen adam" İstanbul'da

SAKIP Sabancı Müzesi'nin önünde yine uzun kuyruklar oluşacak. Ülkemizde "Düşünen Adam" heykeliyle tanınan Fransız sanatçı Auguste Rodin'in 203 eseri salı gününden itibaren müzede olacak. "Cehennemin Kapısı", "Öpüşme", "Balzac" gibi heykeller 3 Eylül'e kadar Boğaz'a nazır duracak.

FİLİZ AYGÜNDÜZ

26 Mart'ta Picasso'yu uğurlayan İstanbul, 13 Haziran'da yine hatırlı bir sanatçıyı ağırlamaya hazırlanıyor; heykel sanatında "anlamın duayeni" olarak bilinen ünlü heykeltıraş Auguste Rodin'i. Atlı Köşk misafirperverliğinin ilk örneğini gösterdi bile... Rodin'in çağdaşı Fransız heykeltıraş Louis Daumas tarafından yapılan ve Atlı Köşk'e adını veren bronz at heykeli bakıma alınarak yerine Rodin'in büyük tartışmalara neden olan "Victor Hugo Anıtı" yerleştirildi. Victor Hugo, Boğaz'ın nefis manzarasının tadını çıkaradursun; Paris Rodin Müzesi'nden getirilmiş, içlerinde "Cehennemin Kapısı", "Calais Burjuvaları Anıtı", "Öpüşme", "Tunç Çağı", "Balzac" ve "Düşünen Adam" heykellerinin de bulunduğu tam 203 parça eser, İstanbullularla buluşmak için gün sayıyor.
Peki Sakıp Sabancı Müzesi'nde 3 Eylül'e kadar sürecek, "Heykel Sanatının Büyük Ustası Rodin" sergisi Picasso'dan sonra beğeni çıtası hayli yükselen Türk izleyicisinin beklentisini karşılayabilecek mi?
Tek kelime ile evet.
İşte bu iddiayı sanatı ve hayat hikayesiyle haklı çıkaracak ünlü heykeltraş Auguste Rodin...


Ayak altında ne çok kaldım!
Paris'te L'Arbalete Sokağı, 3 numaralı evde oturan Marie Cheffer, 12 Kasım 1840'ta dünyaya getirdiği ikinci çocuğu François-Auguste Rene'nin ileride "düşünceyi taşa işleyeceğinden" habersiz, doğal olarak... Ama yine de bir tuhaflık olduğunu sezer. Mahalle bakkalının resimli kitap sayfalarından yaptığı kese kağıtları oğlunun en büyük eğlencesidir. Küçük Auguste kuru erik almak için gittiği bakkalın verdiği kese kağıtlarındaki resimleri model olarak kullanıp desenler çizer art arda... Aile bu ilginin gelip geçici olmadığını anlayınca, onu (Küçük Okul olarak da bilinen) Desen ve Matematik İmparatorluk Özel Okulu'na yollar.
Okulda kopya modeller üstünde çalışır Rodin, killi toprakla ilk kez burada tanışır. Hocası Horace Lecocq de Boisbaudran, çizimi hafızanın eğitilmesine dayalı bir sistemle öğretmektedir. Rodin de ölçü almada kullandığı miyop mavi gözlerini bütün yaşamı boyunca bu tip bir eğitimin hizmetine verecektir.
Yeteneği çok erken keşfedildiği için yönlendirilmesi de kolay olur. Güzel Sanatlar Okulu'na devam etmek için başvuruda bulunur ama reddedilir. Hem de tam üç kez.
Hayat zor tabii. Orta sınıf bir işçi ailesinden gelen ve eve destek olması gereken Rodin, süslemecilerin yanında çalışmaya başlar. Bir yandan da antik yapıtların desenini yapmak için Louvre Müzesi'ne gider. Akşamları desen kursuna devam eder. At pazarının da sadık ziyaretçilerindendir. Pazarı dolaşıp hayvan desenleri yapar. "Ah" der sonraları, "itiş kakış arasında ayak altında ne çok kaldım orada!"
1862'de 24 yaşındaki kız kardeşi rahibe Marie, karın zarı iltihabından ölür. Rodin, kardeşinin anısını ve ülküsünü sürdürmek için rahip olmaya karar verir. Beş-altı aylık manastır döneminin ardından sağduyulu rahip Eymard'ın ısrarıyla heykele geri döner. Tam da o sıralarda kendisine ömür boyu yol arkadaşlığı yapacak olan terzi Rose Beuret ile tanışır.

Ahırdan bozma atölye
Duvarları rutubetten sırılsıklam olmuş bir mahzende çalışmalarına başlayan Rodin, daha sonra atölyesini pencereleri doğru düzgün kapanmayan, soğuğu insanın içine işleyen, yapılan birçok heykelin donup çatladığı bir ahıra taşır; ekonomik gücü ancak buna yettiği için. Ve ünlü "Kırık Burunlu Adam"ı, modellerin kokudan baygınlık geçirdiği bu ahırdan bozma atölyede yapar. Sanat galerilerinin oluşturduğu Salon adlı kurum "Kırık Burunlu Adam"ı geri çevirir. Ama yılmaz Rodin. Biraz daha düzgün bir atölyede yeniden işe koyulur. Bu arada bir de oğlu olur, mali sıkıntıları giderek artar. Yaptığı ticari heykellerle geçimini sağlamaya çalışır.
1875'te hayatının dönüm noktalarından olan İtalya yolculuğuna çıkar. Başucunda Dante'nin "Cehennem" adlı yapıtı ile, Cenova, Pisa, Floransa, Roma ve Napoli'yi dolaşır. Donatello'nun fena halde etkisinde kalarak Paris'e döndüğünde ünü de iyiden iyiye artmaya başlar. Ünlü eseri "Tunç Çağı"nı yapar. Kariyerindeki ilk skandal bu yapıtla gelir. Heykel gerçeğe o kadar yakın olur ki, Rodin insan üzerinden kalıp almakla suçlanır. Neyse ki kimi hakkaniyetli dostları kendisini savunr ve "Tunç Çağı" 1877'de önce Brüksel'de, sonra Paris'te sergilenir.

Sanat dünyasında skandal
1880'de "Tunç Çağı"nı satın alan Fransız devleti ileride kurulacak Dekoratif Sanatlar Müzesi için anıtsal bir kapı sipariş eder. Rodin de SSM'deki sergide de göreceğimiz
"Cehennem Kapısı" üzerine çalışmaya başlar. Adını Dante'nin "İlahi Komedya"sından alan, Baudelaire'in "Kötülük Çiçekleri"nden esinlenilmiş "Cehennem Kapısı"nın üstünde, yaşamının sonuna kadar çalışır. Müze, bu olağanüstü kapı olmaksızın 1905'te açılır. Rodin'in spontane dehasını üzerinde bütün yönleriyle genişlettiği söylenen ve 186 figür içeren "Cehennem Kapısı", ölümünden on yıl sonra bronz kalıba dökülür.
Taşla ilgili gelmiş geçmiş en büyük düşünürlerden biri olarak kabul edilen Rodin, 1882'de "Düşünen Adam" heykelini yapar. Ardından da ünlü yapıtlarına yenilerini eklemeye devam eder. Taşı, fazlasını atarak heykele dönüştürdüğünü söyleyen heykeltıraşın "Adem", "Öpüşme", "Vaaz Veren Vaftizci Yahya" ve "Calais Burjuvaları Anıtı" adlı eserleri alır sırayı...
1889'da Pantheon için bir başka anıt heykelin, "Victor Hugo"nun siparişi verilir Rodin'e. Ne var ki, Hugo'yu "otururken" tasarladığı maket geri çevrilir. İki yıl sonra bu kez Paris'teki Lüksemburg Bahçesi için yine bir Victor Hugo anıtı istenir kendisinden. Hugo'yu birkaç farklı kompozisyonda çalışan Rodin, "Onun çıplak bir heykelini yapmak isterdim, bir tanrı gibi..." der, dediğini de yapar. Tabii şimşekleri bir kez daha üzerine çeker.

Balzac heykeline "inek" benzetmesi
1891'de Emil Zola'nın tavsiyesiyle Edebiyatçılar Derneği Rodin'den bir Balzac anıtı yapmasını ister. Heykel, Edebiyatçılar Derneği tarafından geri gönderilir, başkan "utancından" istifa eder. Zamanında yetiştiremediği ve bu yüzden alay konusu olduğu heykel için 10 bin franklık avans alan Rodin, sonunda parayı geri vermek zorunda kalır. 1898'de Salon'da sergilenen eser halk tarafından büyük nefretle karşılanır, heykel için "inek" benzetmesi yapanlar bile çıkar.
"Balzac" ancak sanatçının ölümünden sonra bronz kalıba dökülebilir. Yüzyılın sonuna doğru Rodin'in ünü giderek artar; dünyanın çeşitli ülkelerinde desenleri ve heykelleri sergilenir.
1900'de Uluslararası Sergi kapsamında, Alma Meydanı'nda ilk retrospektifini düzenler. Başarısı "uluslararası" sıfatını kazanır. Matisse ve Picasso sergisini ziyaret eder.

73'ünde gelin oldu
Bundan sonraki dönemde sergiler, geziler, aşklar, tartışmalar, yeni desenler, heykeller ve büstlerle bundan öncesinde olduğu gibi devam eder hayat, Rodin için.
1908'de devletin sahibi olduğu Hotel Biron'un giriş katına yerleşir. O günden sonra bu mekanı müze haline getirme fikri oluşur Rodin'de. 1916'da bütün yapıtlarını, koleksiyonlarını, arşivini ve Meudon'daki villasını devlete bağışlar.
1917'de, hayatına giren çıkan tüm kadınlar sırasında yanından ayrılmayarak büyük bir vefa (!) örneği gösteren, Rose Beuret ile evlenir. 73 yaşında Rodin ile dünyaevine giren Rose, evlendikten 15 gün sonra ölür. Onun ölümünden kısa bir süre sonra, 17 Kasım'da da Rodin veda eder yaşama... Karı koca Meudon'daki villarının bahçesine gömülürler; mezarlarının başına da Rodin'in düşündürücü heykeli "Düşünen Adam" konur.


Filmi büyük ilgi gördü

Türkçede Camille Claudel-Rodin aşkını anlatan bir film bir de kitap bulunuyor. "Camille Claudel" adlı 1988 yapımı filmin yönetmeni Bruno Nuytten. Başrollerde Gerard Depardieu ve Isabelle Adjani oynuyor. Everest Yayınları'ndan çıkan Camille Claudel biyografisi "Bir Kadın" ise Anne Delbee imzasını taşıyor.
Önümüzdeki günlerde Alkım Yayınları'ndan Rodin'in kendi yazılarından ve onunla yapılan söyleşilerden oluşturulmuş "Düşünce Kıvılcımları" adlı bir kitap çıkacak. Kitap, daha önce Fransa'da Olbia Yayınları tarafından yayımlanmıştı.

Rodin'in büyük aşkı: Camille Claudel

Rodin'in hayatına çok sayıda kadın girer: Çalışmalarında ona yardımcı olan kadın modeller, sokak kadınları, dönemin ünlü kontesleri, güzel, çirkin, eğitimli, eğitimsiz, soylu ya da avam... Ama içlerinde iki kadının yeri başkadır. Biri hayatını Rodin'e adayan, onunla birlikte Komün sırasında açlığa ve soğuğa direnen, alçılarını ıslatan, hayatının sonuna kadar ona sahip çıkan ve en önemlisi kadınlara zaafına 53 yıl tahammül eden, nihayet 73 yaşında evlendiği eşi Rose Beuret... Diğeri de "Ona nerede altın bulacağını gösterdim belki, ama bulduğu altın kendi içinde.... O, anlaşılmamış bir sanatçı!" dediği heykeltıraş Camille Claudel. "Bütün heykellerimde varsın" diyerek onurlandırdığı (!) "bitimsiz ilahem" sözüyle sevdiği Camille...
Rodin ve Camille 1882'de tanışır. Bir yıl sonra Camille ünlü heykeltraşın öğrencisi olur. Kısa süre sonra sevgilisi, ileride de en büyük rakiplerinden biri. Rodin'in Rose'u terk etmeye ve Camille ile evlenmeye yanaşmaması üzerine 1893'te ayrılırlar. Sonra yeniden birlikte olurlarsa da 1898 yılında tüm bağları kopar. "Vals", "Olgunluk Çağı", "Kayıp Tanrı", "Geveze Kadınlar", "Sakuntala" gibi önemli yapıtlara imza atan Claudel'in "Olgunluk Çağı" adlı yapıtı, Rose-Rodin-Camille üçgenini en vurucu şekilde anlatan heykellerden biri. Rodin'in bu heykele tepkisi ağır olur: "Beni iki kadın tarafından parçalanmış bir kukla gibi göstermişsin, bu iğrenç bir karikatür, sen de ikinci sınıf bir heykeltıraşsın!"
Ayrılık sonrası hem kadın hem de sanatçı olmanın o yıllardaki ağır koşulları ve maddi sıkıntılar nedeniyle ruh hali bozulan Camille, 1906'da sinir krizi geçirerek eserlerinin büyük bölümünü parçalar, bir bölümünü de nehre atar. Bir süre sonra paranoya teşhisiyle akıl hastanesine kapatılır.
19 Ekim 1943'te hastanede ve "Bu kadar yalnız kalmak için ne yaptım ben?" sorusunu kendine sorarak yaşama veda eder.


Neden İstanbul'da orijinal bir Rodin olmasın?

Türkiye'ye gelen bir sergi için ilk kez yurtdışında bir basın toplantısı düzenlendi. İstanbul'dan bir grup gazeteci Akbank'ın sponsorluğunda, halkla ilişkiler şirketi A&B'nin organizasyonu ile Rodin sergisi öncesinde Paris'teki Rodin Müzesi'ni ve sanatçının Meudon'daki evi ile atölyesini ziyaret etti.
Aşağıdaki konuşmalar Paris'teki Rodin Müzesi'nin bahçesinde "Cehennemin Kapısı" adlı eserin yanı başında, müzenin müdür yardımcısı Hugues Herpin ile Milliyet Ekler Yayın Yönetmeni Deniz Alphan arasında geçiyor:
Deniz Alphan: Yanlış anlamadıysam, biz de istesek İstanbul'da bir Rodin sahibi olabiliriz.
Hugues Herpin: Evet, tabii... Kamuya açık bir alanda sergilenme şartı ile.
D.A.: Nasıl, her isteyen orijinal bir Rodin heykeline sahip olabilir mi?
H.H.: Evet, örneğin burada gördüğünüz bu "Cehennemin Kapısı"nın bir eşi Stanford Üniversitesi'nde, diğeri Tokyo'da, bir diğeri yine Paris'teki d'Orsay Müzesi'nde. Tam yedi tane var değişik yerlerde.
D.A.: Ve hepsi de orijinal kabul ediliyor, öyle mi?
H.H.: Rodin eserlerinden 12 adet yapılmasına izin vermiş. Kimi kendi yaşarken yapılmış, kimi o öldükten sonra. Yani aynı heykelin 12 kopyası yapılabiliyor ve hepsi orijinal kabul ediliyor. Şu anda bu heykelden yalnızca yedi tane yapılmış. Dolayısıyla beş adet daha orijinal hakkı var.
D.A.: Peki, fiyatı nedir?
Gruptakiler gülüşüyor. Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer de "Neden olmasın, bir gün bu da olur" diyor. Herkes biliyor ki Ölçer yeter ki kafasına koysun, onu da yapar.

Bakırköy'deki "Düşünen Adam"

İtalyan şair Dante Alighieri'yi tasvir ettiği ve aslında "Cehennem Kapısı"ndaki figürlerden biri olan "Düşünen Adam", 1889'da ilk kez Kopenhag'da sergilenir. Yaklaşık yarım yüz yıl sonra bir Rodin tutkunu olan ve kısa bir süre Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi gören ressam ve heykeltıraş Kemal Künmat, hastanenin bahçesi için bu heykelin bir kopyasını yapmaya başlar. Heykeli bir diğer hasta, Yüzbaşı Mehmet Pişdar tamamlar. Bu heykelin orijinal kopyalarından birini de yine SSM'deki sergide görme imkanı bulacağız.


Devletten destek almayan tek müze

Hotel Biron 4 Ağustos 1919'da Rodin Müzesi adıyla halka açılıyor. Kurum, Fransa'da ilgili bakanlıktan destek almayan tek müze olma özelliğini hâlâ koruyor. Tamamen ziyaretçilerden ve yurtdışında düzenlenen Rodin sergilerinden elde ettiği gelirle finanse ediliyor. SSM'deki müzede izleyeceğiniz sergideki tüm yapıtlar da bu müzeden getirildi.




PAZAR
"Düşünceyi taşa işleyen adam" İstanbul'da
"Kültür bakanı şakayla karışık 'Ben bu oteli açmam' dedi"
"Eğer kadına benzemiyorlarsa kadın olmasınlar"
Yeni kuşak Madonnacılarbuluşuyor
Pembe domates şehre yayılıyor
"Ülke sorunlarıyla ilgilenmeyen siyasi karikatüre de bakmaz"
Kıbrıs'ta bölünmüş gökyüzü
Bir mücevher kutusu
Bebek yine şenleniyor
"Çıplak beton" ODTÜ'lü
Puslu camın arkasındaki devrimci
Gökyüzünden uyarı
Eksiklerine rağmen doğru yolda
Askeri Müze kültür yaşamının en renkli yönlerinden biridir
Sizi korkutan bir sporu deneyin
İnsanoğlu: Kocaman bir bakteri torbası
Kuşadası'nda arınma tatili
Bırakın, kendi kitabını kendi seçsin!
Bizi apelasyon kurtaracak





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet