Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Haziran 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kıbrıs sorununun özü değişti mi?


Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde Kıbrıs yine "anahtar" sorun niteliğinde öne çıktı.
Güney Kıbrıs engellemesi son dakikada belli koşullarla aşıldı.
Yunanistan ve Güney Kıbrıs isteklerini kayda geçirdiler.
Türkiye'nin deklarasyonuna karşı AB'nin çıkardığı 21 Eylül deklarasyonuna atıf yapıldı.
Öz olarak, AB, Türkiye'ye, liman ve havaalanlarını Rum gemi ve uçaklarına açması gerektiğini bir kez daha anımsattı.

Rest
Bu yapılmazsa, Türkiye-AB müzakerelerinin durabileceğini bildiren başta Fransa Cumhurbaşkanı Chirac olmak üzere Avrupalı liderler ve AB yetkilileri oldu.
Bu ısrarlı taleplere hatta gözdağına karşı Başbakan Erdoğan sert bir tepki verdi. Diğer bir deyişle, rest çekti.
İzolasyonlar kalkmadan kimsenin Türkiye'nin liman ve havaalanlarını açmasını ve Ek Protokol'ü Meclis'ten geçirmesini beklememesi gerektiğini bir kez daha ilan etti ve ekledi:
"Diyorlar ki, bunu yapmazsanız müzakereler durur; durursa dursun."
Böylece Erdoğan, müzakerelerin durmasını göze aldığını AB'nin isteklerinin ancak KKTC'ye uygulanan izolasyon kalkarsa yerine getirilebileceğini açıkladı.
Türkiye, bir süredir bu çizgide duruyor.
Her aşamayı geçmek için AB'nin dayattığı koşulları kabul eden hükümet, müzakerelerin fiilen başlamasından sonra tutumunu gözle görülür şekilde sertleştirdi.
Erdoğan, AB'yi de suçlayarak Annan Planı'na "hayır" diyen Rumların ödüllendirildiğini, "evet" diyen Türk tarafının cezalandırıldığını da daha sık dillendirmeye başladı ki, bu saptamayı birçok kez bu köşe de dahil basın sık sık gündeme getiriyordu.
Başbakan da bu çizgiye gelmiş görünüyor.
AB'nin zaten Güney Kıbrıs'ı üyeliğe alarak sorunu kendi eliyle doğurduğu ve sonraki tutumuyla da ağırlaştırdığı tartışılmayacak bir gerçek.

Sorunun özü
Kıbrıs konusunda gözden kaçırılmaması gereken, sorunun özüdür. Kıbrıs sorununun özü Türk tarafı açısından değişmemiştir. Bu öz, Kıbrıs'ta iki toplum, iki eşit egemenlik, iki devlet ve iki demokrasi olduğudur. Annan Planı'nı iki taraf referanduma götürürken aslında bu gerçeği Birleşmiş Milletler (BM) de AB de kabul etmişlerdi. Şimdi etmiyorlar.
AB'nin talepleri, Rum tarafının talepleridir.
Bu süreç, Kıbrıs sorununun özünü değiştirmeye yöneliktir. Eşit egemenlik, iki toplum, iki devlet, iki demokrasi yok sayılmaktadır.
Rum yönetiminin politikası da Türk tarafının eşit kabul edilmemesi, konuyu sündürme yöntemiyle Türk tarafının Rum yönetimine tabi olmasını ve eriyerek zamanla kaybolmasını sağlamaktır.
Bu bakımdan KKTC'ye uygulanan izolasyonların kaldırılması, tanınmasa bile fiilen dünya ticaretine açılması bir çözüm değildir. Böyle bir konumun kabul edilmesi, sorunun özü itibariyle çözülmediği ve çözülmeyeceği anlamına gelir.
Türk tezi asıl bu durumda tümüyle çökmüş ve Türk tarafının Rum yönetimine tabi olması gerçekleşmiş olur.
Eşit iki devlete, topluma ve demokrasiye dayalı Birleşik Kıbrıs ortaya çıkmadan Türk tarafı açısından sorun çözülmüş sayılamaz.
Rum tarafının ise, böyle bir sorunu, dolayısıyla böyle bir çözüm arayışı yoktur.
AB üyesi Rum yönetiminin de bu noktaya getirilmesi hiç kolay değildir.
Türkiye'nin AB sürecinde aldığı mesafe Kıbrıs'ta verdiği ödünlerle mümkün olmuştur.
Ama görülüyor ki bu ne Rum yönetimi ne Yunanistan ne AB tarafından yeterli görülmüştür.
Geldiğimiz noktada bilanço budur.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Doğurganlık ve sağlıklı nüfus
SAĞLIK Bakanı Recep Akdağ'ın "Nüfusumuz artsı...
Çetin ALTAN
"Kemanımla sana bir ses verebilseydim eğer"...
Dün sabah saat 6'da elektrikler yine kesildi ...
Melih AŞIK
Çankaya yolcusu...
Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanında olması ger...
Fikret BİLA
Kıbrıs sorununun özü değişti mi?
Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde Kıbrıs yine...
Hasan CEMAL
Brezilyalılar, futbol topunu kadın gibi görür!
Her sabah yolcu yolunda gerek diyerek kendimi...
Güneri CIVAOĞLU
Düşünceye linç
Daha ilk gazetecilik yıllarımda "aydına linç"...
Can Dündar
Benim yaşlarım
İnsan 5 yaşına gelmeden anlıyor; açlığın öldü...
Abbas GÜÇLÜ
Sakın eğitime yatırım yapmayın!
Yatırımcılara, hemen her sektörde teşvik var....
Sami KOHEN
Türkiye'nin elindeki kartlar
TÜRKİYE'nin AB ile müzakere sürecini -daha iş...
Metin MÜNİR
Türk Hava Yolları KİT idi HİT oldu (çaktırmadan)
Geçen Mayıs 22'de Özelleştirme İdaresi Türk H...
Hasan PULUR
Cumhurbaşkanı tarifi...
BAŞBAKAN Erdoğan, ileride cumhurbaşkanı seçil...
Derya SAZAK
Aday profili
Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanlığı üzerindeki...
Meral TAMER
Çin ve "din" arasında sıkışanlar
Son zamanlarda nereye gitsem, ya Çin'den ya d...
Tamer HEPER
Bu bir kaostur
58 senedir İstanbul'da yaşıyorum, bu kadar re...
Güngör URAS
Paralar yer ve ülke değiştiriyor
Şimdilerde paralar yer ve ülke değiştiriyor. ...
M. Ali BİRAND
Türkiye'yi pes ettirmek istiyorlar
Dünkü yazımda, Avrupa'daki genel havanın Türk...

© 2006 Milliyet