|
Brezilyalılar, futbol topunu kadın gibi görür!
Dünya Kupası izlenimler - 9
GELSENKIRCHEN
Her sabah yolcu yolunda gerek diyerek kendimi yollara vuruyorum. Her gün yeni bir şehir, yeni bir maç, yeni bir heyecan...
Bu günlerde bütün yollar futbola çıkıyor Almanya'da. Kaybolmak gibi bir dert de yok. Nereye başını çevirsen futbol mabetlerini, yani statları gösteren levhalar... Futbolun kutsal mekânlarına giden kırmızı halılar döşemiş Almanlar...
Anlaşmak gibi bir sorun da olmuyor. Çünkü futbolun dili ortak ve çok yalın. Derdini anlatmak için bazı isimleri söylemek yeterli bazen.
Dün öğle vakti sabah Köln istasyonunda Gelsenkirchen trenini bekliyorum. Arjantin-Sırbistan maçına gideceğim. Sırtlarında uçuk mavi beyaz renkte formalarıyla Arjantinliler. Maradona diyerek yanlarına yanaşıyorum.
"Yeni Maradona kim olacak?"
"Messi, Messi."
"Ama Maradona, Riquelme diyor."
"Hayır hayır, Messi. Riquelme iyi ama yavaş. Messi çok hızlı, genç, daha 18 yaşında ve de yaratıcı. Yeni Maradona'mız Messi, görecekseniz onu bugün, ilk maçına çıkıyor bir Dünya Kupası'nda..."
"Brezilya ne yapar?"
"Onlar Real Madrid gibi. Sadece isimleri büyük, cilalı bir takım o kadar. Yükselen takım biziz, Arjantin..."
Honduraslı meslektaşımı anımsıyorum, 'Dortmund tımarhanesi'nden tanıştığım.
Önce neden mi tımarhane?
Almanya-Polonya maçı için gittim geçen gün Dortmund'a. Tren istasyonundan çıkınca, kendimi bir anda koca bir stadyumun içinde, yeşil halı saha zeminli bir yerde buluverdim. Olağanüstü tezahürat, gol sesleri! Öylesine bir ses düzeni ve ortam ki, sanki maç başlamış ve Almanlar ilk golü atmış...
İstasyon berduşları, ayyaşlar şaşkın, uykulu gözlerle olan biteni seyre dalmışlar. Karşılıklı slogan yarışındaki Almanlarla Polonyalılar dostluk sınırında durabiliyorlar.
Baktım bir dönerci:
Anadolu Grill.
Bir masaya iliştim. Karşımda, Honduraslı bir meslektaş:
"Türk sandivici çok lezzetli!"
Almanya'da pizzanın ayağını kesen bizim döner kebaba Türk sandivici adını takmış. O da Arjantin ve Messi diyor. Brezilya'nın iş yapamayacağı kanısında...
Birayla pilavlı döner!
Ama burnuma da güzel kokular geliyor. Sokağın orta yerine kurmuş tezgâhı. Koskocaman, yuvarlak bir kömür ızgarası. Tezgâhın tepesinden rengârenk sosisler sallanıyor, incesi şişmanı, uzunu kısası...
Cazır cuzur sesler.
İştah açıcı kokular.
Thüringen sosisleriymiş. Dayanamıyorum, kısasından ve iyi kızarmışından iki adet ve bol acılı hardal... Aynı anda aklıma kim mi takılıyor:
Selahattin Duman!
Keşke olsaydı Selo da, ne güzel yazardı buraları...
Anadolu Grill'in çalışanlarıyla laflıyoruz. Muş'tan, Maraş'tan, Malatya'dan hepsi. "Almanlar olmasın da kim olursa olsun Dünya Şampiyonu" diyor biri. "İsviçre'ye elenmek kahretti bizi" diyor öteki. "Borussia Dortmund'u tutuyorum, çünkü bizim genç Nuri Şahin, bizim kahramanımız orada oynuyor" diye tepki veriyor diğeri...
Gazeteleri karıştırıyorum.
Brezilyalı Pele, bugün 66 yaşında olan, bütün zamanların en büyük futbolcusu konuşmuş bir gazeteye:
"Geceleri futbol rüyası görmeye devam ediyorum. Karım, 'Deli misin nesin? Futbol topu tekmeler gibi tekmeledin beni!' diyerek uykumdan uyandırıyor."
Futbol tutkusu!
İngiltere'nin Trinidad'ı 2-0 yendiği maçı seyretmek için Nürnberg'e gelince futboldan başka şeyler de, Hitler de aklıma takılıyor. Çünkü Nürnberg'in Nazi geçmişi kolay unutulamıyor. Nazi Partisi'nin en büyük gösterileri düzenlediği taş meydan, stadın az ilerisinde...
Alman Neo-Nazileri, bu Dünya Kupası'nda İran takımından yana. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın anti-semitik, Hitler sempatizanı demeçleri yol açmış bu taraftarlığa.
Bu yakınlarda Gelsenkirchen'de düzenledikleri bir gösteride attıkları slogan ilgimi çekti:
"Ya Almanya'yı sev, ya git!"
Düşman gördüklerine böyle bağırıyorlar. Tıpkı bizim faşolar gibi. Bizimkilerin slogan öyle:
"Ya sev ya terk et!"
Faşoların dili ortak!
Hâlâ geleceği geçmişte arıyorlar. İnsanlığa karşı suçların işlendiği tarihin derinliklerindeki hortlakları yeniden diriltme hevesi içindeler.
İngiltere Nürnberg'de Trinidad gibi zayıf bir takım karşısında fazlasıyla zorlanıyor. Hatta bazen dökülüyor. Beckham'ın duran topları da işe yaramıyor. Sakatlığı geçen Wayne Rooney de oyuna alkış kıyamet arasında giriyor ama onda da tık yok. Ancak maçın sonuna doğru kilidi açabiliyor İngilizler, iki golle...
Yanımda biri kafayı bulmuş:
"Brezilyalılar, futbol topunu kadın gibi görür. Onun için keyifli oynarlar bu güzel oyunu..." diyor.
Bugün sıra Arjantinliler de. Bakalım 'tango'yu nasıl yapacaklar Sırbistan karşısında?..
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|