|
Çin ve "din" arasında sıkışanlar
Son zamanlarda nereye gitsem, ya Çin'den ya da dinden yakınmalarla karşılaşıyorum. Çin'den gelen ucuz ithal mallar karşısında tutunamayanların feryadı her geçen gün yükselirken, eskiden hoşgörüyle karşıladıkları türbanlılara itiraz edenler cephesi de her gün yüzlerce yeni taraftar buluyor.
Geçen cumartesi "Kargaşa ve Karmaşa Bilimi: Kaos" başlıklı bir toplantı için Bahçeşehir Üniversitesi'ne gittiğimde bu kez Çin ve "din"in el ele verip, Eyüplü bir hanıma hayatı nasıl yaşanmaz hale getirdiğinin öyküsünü dinledim.
"Din" derken elbette dinimizi ve ibadeti değil, dinin giysilerle simgeleştirilmesini kastediyorum. Türbanlıların sayıları hızla artıp toplum içinde fark edilir hale geldikçe, bunu Cumhuriyet Türkiyesi'ne karşı tehdit olarak algılayanların oranı da artıyor olmalı ki, son günlerde bu yönde bir tepki tırmanışına tanık oluyorum. Bu maalesef tehlikeli bir kamplaşma.
Çin, işini kapattırdı
Eyüplü hanımın durumu ise farklı. O, çifte kıskaç altında kalmış. Önceden öngörülmesi mümkün olmayan, tedbiri alınamayan kaotik bir durum... Birlikte dinlediğimiz kaos toplantısının ruhuna fevkalade uygun aslında.
Abisiyle birlikte yıllardır saten gecelik üretip hiç sıkıntısız satarken, Çin'den gelen ucuz saten gecelikler nedeniyle 2 yıldır mallarını satamaz olmuşlar:
"Ne tüketici, ne de toptancı, kumaş kanserojen midir, alerji yapar mı falan diye bakıyor. Maliyetimiz kurtarmadığı için bizim belli standartlara uygun, kaliteli mallarımız elimizde kaldı. Ben de İstanbul Ticaret Odası'ndan danışmanlık alarak ihracata yöneleyim dedim; ama orayı da çember sakallılar doldurmuş. Kendilerine yakın çevredenseniz yardımcı oluyorlar; yoksa yok! Velhasıl dayanamadık, işimizi tasfiye etmek zorunda kaldık."
Yıllardır iş kadını olan Eyüplü hanım, artık işsiz. Daha fazla evde oturabilir, evinin keyfini çıkarabilir. Ama orada da sorun var. Yine kendi ağzından aktarıyorum:
Mahalleyi dinciler sardı
"Yıllardır severek yaşadığım Eyüp'ten de soğudum. Aşağıdaki evleri restore edeceğiz diye istimlak ettiler, sonra da biraz tamir edip kendi adamlarını yerleştirdiler. Ayrıca krizlerden vurgun yemiş insanlara yemek dağıttılar. Karşılığında ise gencecik kızların birer - ikişer başları kapandı. Sakallı erkek nüfusu arttı. Güzel Eyüp'ümüz artık benim için yaşanmaz hale geldi, ama iflas ettiğimiz için taşınamıyorum da..."
Tam da bizlere kaos ve karmaşa bilimini kaba hatlarıyla anlatan Bahçeşehir Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bülent Bilir'in dediği gibi...
Kanat çırpan kelebek
İstanbul'da kanat çırpan bir kelebek, New York'ta kasırgalara, hortumlara yol açabiliyor; ama New York'ta kanat çırpan bir kelebek, İstanbul'da büyük kasırgalara neden olmuyor. Çünkü, New York'un aksine İstanbul'un çevresinde büyük boş alanlar, okyanuslar, med - cezirler, güçlü hava akımları yaratabilecek coğrafi koşullar yok. Yani her kanat çırpan kelebek, fırtınaya neden olmuyor. Bu yüzden de Çin'den dünyayı istila eden ucuz malların gelip de kendi şirketini vuracağını Eyüplü hanımın öngörmesi beklenemez; öngörse bile tedbir alması mümkün değil. Tıpkı yıllardır oturduğu semtte artık kendini yabancı hissetmesi gibi...
mtamer@milliyet.com.tr
|
|