Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Haziran 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Babalar Günü

Bizim Köşe / İsmail Sivri

Hepimizin, bir ana ve babası vardır. Kanlarını taşırız. Yüz ve yapı olarak onlara benzeriz.
Dünyaya gözlerimizi açtığımızda gözleri hep üzerimizde olur. Bizleri severek büyütürler.
Yürümeye, konuşmaya başladığımızdan yetişkin oluncaya dek, katlandıkları fedakarlıkları pek bilemeyiz.
Sonra okul çağı başlar, ilk öğretmenlerimiz onlardır. Büyüyünce evlenir, ev bark sahibi oluruz. Çocuklarımız olduğunda, onların yaptıkları fedakarlıkları anlamaya başlarız.
* * *
Yaşlandığımızda, yaşam boyu, ana ve babalarımızın peşimizden koştuklarını anımsayıp, çocuklarımızın da bizleri aramalarını bekleriz.
Bu istek ve bekleyişler içinde, çocukluk günlerimiz, bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçer, durur.
Her film karesinde, onlar vardır. Sonra büyükanneler, büyükbabalar, amcalar, dayılar, teyzeler, halalarla kuzen ve yeğenleri görülür.
Büyüdükçe çevremiz okul ve iş yaşamı arkadaşları ve komşularımızla genişler. Bu geniş çevre içinde, annelerimizle babalarımız aklımızdan ve gönlümüzden hiç çıkmaz.
Yaşlılık yıllarında, evlerimizde çocuklarımızla torunlarımızın gelişlerini beklerken, çokluk içimizden şöyle deriz:
- Bizler, çocuklarımız için neler yaptık, neler yapamadık.
Bu konuda benim cevabım şudur:
- Ana ve babamıza benzemeye çalıştık, ama onlar gibi olamadık.
Bu düşünceler, gözlerimizi yaşartmaz mı?
* * *
Biz üç kardeştik. Bir ablam, bir de küçük kardeşim vardır. Çocukluğumuzda, sık sık anne ve babamıza sorardık:
- Hangimizi daha çok seviyorsunuz?
Annemiz, küçük kardeşimize bakarak:
- Üçünüzü de, derdi.
Bu bakışla, annemizin, küçük kardeşimizi, daha çok sevdiğini anlar, ikimizde ona sarılırdık. Babam, hiç renk vermezdi. Sanırım, ayırım yapmazdı.
Bu yıllarda, anne sevgisi içimizde bir coşku, baba sevgisi, derin bir saygıydı.
Büyüyünce anladık ki, anne sevgisinde bir başka saygı, baba saygısında bir başka bir sevgi vardı. Çocuklarımız olduğunda, onların bizlere duydukları sevginin derinliğini hissetmeye başladık.
* * *
Yalnız, anneler ve babalar günlerinde değil, çocuklarımızın, torunlarımızla birlikte, evlerimize gelişleri, bir bayram gibi olmaz mı? Bayramlarda, olduğu gibi anne ve babalarınızı sık sık aramayı unutmayalım.
Bayramlarda, anneler ve babalar gününde, beklenen ne bir demet çiçek ve ne de küçük bir hediye değil, evlerimize gelişleri bir armağan gibidir.
Sizlerde böyle demiyor musunuz?


ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Kent'in hatırlattıkları
Çocuğuna dondurma alamayan babanın duygularını anlamak
Babalar Günü





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nesrin Coşkun
Deniz Sipahi
İsmail Sivri

© 2006 Milliyet