|
 |
|
|
Babalar Günü
Bizim Köşe / İsmail Sivri
Hepimizin, bir ana ve babası vardır. Kanlarını taşırız. Yüz ve yapı olarak onlara benzeriz.
Dünyaya gözlerimizi açtığımızda gözleri hep üzerimizde olur. Bizleri severek büyütürler.
Yürümeye, konuşmaya başladığımızdan yetişkin oluncaya dek, katlandıkları fedakarlıkları pek bilemeyiz.
Sonra okul çağı başlar, ilk öğretmenlerimiz onlardır. Büyüyünce evlenir, ev bark sahibi oluruz. Çocuklarımız olduğunda, onların yaptıkları fedakarlıkları anlamaya başlarız.
* * *
Yaşlandığımızda, yaşam boyu, ana ve babalarımızın peşimizden koştuklarını anımsayıp, çocuklarımızın da bizleri aramalarını bekleriz.
Bu istek ve bekleyişler içinde, çocukluk günlerimiz, bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçer, durur.
Her film karesinde, onlar vardır. Sonra büyükanneler, büyükbabalar, amcalar, dayılar, teyzeler, halalarla kuzen ve yeğenleri görülür.
Büyüdükçe çevremiz okul ve iş yaşamı arkadaşları ve komşularımızla genişler. Bu geniş çevre içinde, annelerimizle babalarımız aklımızdan ve gönlümüzden hiç çıkmaz.
Yaşlılık yıllarında, evlerimizde çocuklarımızla torunlarımızın gelişlerini beklerken, çokluk içimizden şöyle deriz:
- Bizler, çocuklarımız için neler yaptık, neler yapamadık.
Bu konuda benim cevabım şudur:
- Ana ve babamıza benzemeye çalıştık, ama onlar gibi olamadık.
Bu düşünceler, gözlerimizi yaşartmaz mı?
* * *
Biz üç kardeştik. Bir ablam, bir de küçük kardeşim vardır. Çocukluğumuzda, sık sık anne ve babamıza sorardık:
- Hangimizi daha çok seviyorsunuz?
Annemiz, küçük kardeşimize bakarak:
- Üçünüzü de, derdi.
Bu bakışla, annemizin, küçük kardeşimizi, daha çok sevdiğini anlar, ikimizde ona sarılırdık. Babam, hiç renk vermezdi. Sanırım, ayırım yapmazdı.
Bu yıllarda, anne sevgisi içimizde bir coşku, baba sevgisi, derin bir saygıydı.
Büyüyünce anladık ki, anne sevgisinde bir başka saygı, baba saygısında bir başka bir sevgi vardı. Çocuklarımız olduğunda, onların bizlere duydukları sevginin derinliğini hissetmeye başladık.
* * *
Yalnız, anneler ve babalar günlerinde değil, çocuklarımızın, torunlarımızla birlikte, evlerimize gelişleri, bir bayram gibi olmaz mı? Bayramlarda, olduğu gibi anne ve babalarınızı sık sık aramayı unutmayalım.
Bayramlarda, anneler ve babalar gününde, beklenen ne bir demet çiçek ve ne de küçük bir hediye değil, evlerimize gelişleri bir armağan gibidir.
Sizlerde böyle demiyor musunuz?
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|