|
 |
|
|
Babam olmadan asla!
Onlar babalarının, eğitimlerini sürdürmeleri için yaptığı fedakârlıkları Milliyet gazetesine mektup yazarak anlattı. Babaları "Yılın Babası" seçildi, kendileri de eğitim hayatları boyunca burs kazandı
İSTANBUL Milliyet
Milliyet gazetesinin kız çocuklarının okula kazandırılması amacıyla sürdürdüğü "Baba Beni Okula Gönder" kampanyası çerçevesinde düzenlenen "Yılın Babası" yarışması, birbirinden ilginç öyküler ortaya çıkardı.
Gazetemizin düzenlediği yarışmaya ilköğretim ve ortaöğretim çağındaki yüzlerce kız öğrenci mektup göndererek, babalarının eğitim hayatlarını devam ettirebilmeleri konusundaki fedakârlıkları anlattılar.
Finale kalan 28 kız öğrencinin mektuplarını Milliyet yazarları ve Baba Beni Okula Gönder Komitesi'nden oluşan jüri değerlendirdi.
Bu değerlendirmenin sonunda Kars'tan Arzu Durna, Hakkari'den Şükran Aşkan ve Eskişehir'den Deniz Nur Bostan ilk üçe layık görüldü, babaları 'yılın babası' seçildi.
"Yılın Babası" seçilen Fevzi Durna, Şeref Aşkan ve Gürsel Bostan'ın bütün kızları eğitim hayatları boyunca burslu okuyacak. Damat Tween de babaları baştan aşağı giydiriyor.
Bu arada finale kalan kızlardan 'şartları uygun olanlara' da 'Baba Beni Okula Gönder kampanyası' çerçevesinde burs verilmesi kararlaştırıldı.
İşte 'yılın babalarının' birbirinden ilginç hikâyeleri...
Kendisi çekti ama kızına çektirmedi
Hakkari Çağdaş Yaşam Kız Yatılı İlköğretim Okulu sekizinci sınıf öğrencisi Şükran Aşkan'ın (18) babası Şeref Aşkan (60) geçimini çobanlık yaparak sağlıyor. Şeref Aşkan, "Köyde okul olmadığı için okuyamadık. Asker ocağında eğitimin önemini anladım" diyor. Şükran da yazdığı mektupta babasının asker ocağında yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
Mektubunu bile yazamadı
"Askerden döndüğünde çok değişmişti. Askerde ülkenin değişik yörelerinden gelmiş insanlarla tanışmıştı. Onlarla aynı yemeği paylaşmış, aynı ranzalarda yatmış, aynı duygularla ağlamış ve gülmüştü. Mektuplarını onlarla yazmış, cevaplarını da aynı kişiler yazmıştı. Babam hiçbir zaman gerçek duygularını mektuba yansıtmamıştı. Çünkü kendisi yazmıyordu. Zaten ona gelen mektupları da başkaları yazıyordu... Babamın arkadaşlarının çoğunu ebeler doğurtmuştu. Bu babamı çok etkilemişti. Çünkü babam bir bayanın resmi ve maaşlı böyle bir işi yapabileceğine inanmıyordu. Askerdeyken bir rüya görmüştü. Evlenmiş ve sarı saçlı bir kızı olmuştu. Kızı melekler almış ve hiç bilmediği bir okula götürmüşlerdi. Bir süre sonra döndüklerinde kızı bembeyaz elbiseler içinde ebeydi artık...."
Mektubunda babasının çok yaşlandığını yazıyor Şükran ve şöyle bitiriyor: "Babam tüm zorluklara rağmen bizi okutur. Umarım okutur. Ya onu da aşan engeller çıkarsa ya okuyamazsak. Bunu düşünmek istemiyorum. Babam ölmeden önce onun hayalini gerçekleştirmek istiyorum. EBE OLMAK İSTİYORUM"
Altısı kız, 7 çocuk okutan infaz koruma memuru
Kars Merkez Anadolu Lisesi birinci sınıf öğrencisi Arzu Durna'nın (15) babası Fevzi Durna (45), Kars Kapalı Cezaevi'nde infaz koruma başmemuru olarak görev yapıyor. Sanat Lisesi'ni bitiren Durna, infaz koruma memuru olduktan sonra dışardan üniversite sınavlarına girerek Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümü'nden önlisans diploması almış.
Çocuklar geleceğin ışığı
Arzu Durna, babasını anlattığı mektubunda, "Yaşadığımız dönemde iki kişiyi bile okutmak zorken babam yedi çocuk okutuyor...
Babamın en takdir edilmesi gereken yönlerinden birisi de çocukları geleceğin ışığı olarak görmesidir. Bunun için büyük fedakârlıklarda bulunuyor. Çocuklarının iyi bir şekilde yetişmesi için kendi geleceğini bile feda ediyor" diyor.
Kazandığı 1000 YTL ile çocuklarını okutan ve ailesini geçindiren Fevzi Durna ise şunları söylüyor: "Cezaevine girenlerin cahillikten ve eğitimsizlikten kaynaklanan sorunlar nedeniyle suç işlediklerini gördüm ve ondan sonra tüm çocuklarımı okutmaya karar verdim."
İflas onu yıldırmadı
Eskişehir Ahmet Necdet Sezer İlköğretim Okulu sekizinci sınıf öğrencisi Deniz Nur Bostan'ın (14) babası Gürsel Bostan (45) pasta fırını sahibiyken iflas etmiş ve tekrar işçiliğe dönüp kızlarını okutmuş... Deniz, yaşadıklarını mektupta şöyle özetliyor:
Bizi okuldan almadı
"Eve gelen icra memurları bile babama acıdılar, masanın üstünde gördükleri karne ve takdirlerimize çok şaşırdılar. Babam bazı babalar gibi 'Dur şu çocuğumu okuldan alayım da işe koyayım' demedi.
Biz 20. yüzyılda elektriği, telefonu ve doğalgazı kesik yaşamış bir aileyiz. Bu olaylar karşısında babam çok zor durumda kaldı. Bizi bırakıp gidebilirdi ama yapmadı.
Biz dışarının sıcaklığına dayanamazken o sıcak fırınların karşısında gecelere kadar çalıştı. Ben seçilir, burs alırsam ilk önce babamın istediği takım elbiseyi alacağım. Ablamın mezuniyetinde giymeyi çok istiyor."
Mektup "Babalar günün kutlu olsun babacığım. Sana söz OKS'de iyi bir lise kazanacağım" diye noktalanıyor.
|
|
|

|