|
Bol bol hayal kuralım, turnayı ta gözünden vuralım...
Avrupa Birliği diplomatlarının, kendileriyle müzakerelere de başlanmış olan bazı aday ülkeler hakkında bayıldıkları bir fıkra:
Mahcup bir delikanlı, bıçkınlığıyla ünlü bir arkadaşına gitmiş:
- Şey, demiş; yarın zengin bir işadamının kızını istemeye gideceğim. Ancak nasıl isteyeceğimi, ne söyleyeceğimi tam bilemiyorum. Sen de benimle gelip, bana yardımcı olur musun?
Bıçkın arkadaşı:
- Olur, demiş; gelirim.
***
Ertesi günü mahcup delikanlıyla bıçkın arkadaşı, zengin işadamının karşısına çıkmışlar. Damat adayı, kekeleye mekeleye:
- Ben, demiş; evlenmek istiyorum kızınızla...
İşadamı şöyle bir süzmüş genci:
- Peki, demiş; paran pulun, malın mülkün var mı bari?
- Eh yani, işte... Deniz kıyısında barakamsı bir evim var.
***
Bıçkın arkadaşı hemen atılmış:
- Bakın beyefendi, demiş; bizim arkadaş çok mütevazı biridir. Onun baraka dediği yer, 2 teraslı, 2 balkonlu, 10 odalı bir villa; önünde de 3 km uzunluğunda özel bir plajı var.
İşadamı:
- Ya demiş; çok ilginç doğrusu...
Ve dönmüş kızını isteyen gence:
- Bir işiniz falan var mı?
Mahcup delikanlı başını önüne eğmiş:
- Var efendim, demiş; bir sabun fabrikasında işçi olarak çalışıyorum, kalıplarını düzenliyorum sabunların...
Bıçkın arkadaşı hemen sözünü kesmiş:
- Kuzum bırak şu tevazuyu, demiş.
Arkasından da kız babasına:
- Bizim arkadaş, demiş; büyük bir sabun fabrikasının sahibidir; arada sırada işçilerin arasına katılıp, onlarla birlikte çalışmayı da sever.
***
İşadamı, damat adayına:
- Mükemmel, demiş; ben de damadımın böyle olmasını isterim. Peki sağlığınız nasıl?
- Önceki gün nezle oldum biraz, o kadar...
***
Bıçkın arkadaşı yine atılmış:
- Nasıl nezle; siz beyefendi kusuruna bakmayın onun, demiş; her şeyi küçültüyor görüyorsunuz. Nezle falan değil kendisi; beyninde koskoca bir tümörü var, doktorlar az bir ömrü kaldığını söylüyorlar...
***
Bugün öğrenci seçme sınavlarına 1 milyon 537 bin 433 aday giriyor. Bunlardan sadece 200 bini 4 yıllık fakültelerle yüksekokullara; 200 bini de 2 yıllık yüksekokullara girebilecek. Böylece sınava giren her 4 öğrenciden 3'ü açıkta kalacak...
Nasreddin Hoca'ya sordular:
- Hoca, sınavı kazananlar da, kazanamayanlar da; ilerde diploma alacaklar da, alamayacaklar da; nasıl yaşayacak, nasıl sağlayacaklar geçimlerini?
Hoca:
- Tanrı'ya dua ederek, dedi; neyse ki Tayyip Bey'in yandaşları, gereken önlemleri alıyor ve Göztepe Parkı'na yapılacak olan da dahil, cami sayısını boyuna artırıyorlar.
***
Kabin memuru sıkıntısından Türk Hava Yolları'nda yaşanan rötarlar, yolcuları deliye döndürüyormuş. Bir yığın dış sefer de iptal ediliyormuş.
Borazan Tevfik:
- Bizim uçakların, özellikle Avrupa ülkelerine 4-5 saatlik bir rötarla gitmeleri de bir şey mi, dedi; onların matbaası da 274 yıllık bir rötarla gelebilmişti İstanbul'a; ne çabuk unutuyoruz...
***
1901'de verilmeye başlanan Nobel Tıp ödülünü, 1940'tan sonra 5'inci 10 yılında kazanmış olan ülkeler:
1940 ödül verilmedi
1941 ödül verilmedi
1942 ödül verilmedi
1943 Danimarka
1944 ABD
1945 İngiltere
1946 ABD
1947 ABD
1948 İsviçre
1949 İsviçre
***
Biz ise o yıllarda her zaman olduğu gibi, milli çıkarlar doğrultusunda 2. Dünya Savaşı'na katılmamak için Hitler'le ilişkileri ılık tutmaya çalışıyor ve ekmeği vesikaya bindirdikten sonra da; Hitler yenilince, Washington'un dümen suyuna girerek; İtalyanlara karşı kaybettiğimiz 12 Ada'nın, Yunanlılara verilmesini görmezlikten geliyorduk. Bir yandan da ilkokullarda vatanımızı öven şarkılar söylüyorduk:
Sen ne güzel bulursun gezsen Anadolu'yu
Dertlerden kurtulursun, gezsen Anadolu'yu
Anadolu'yu gezmek her derde deva iken; kim niye uğraşacaktı ki, Nobel Tıp ödülüyle?
***
Oktay Rifat'tan bir şiirle bitirelim yazıyı:
Tecelli
Nedir bu benim çilem
Hesap bilmem
Muhasebede memurum
En sevdiğim yemek imam bayıldı
Dokunur
Bir kız tanırım çilli
Ben onu severim
O beni sevmez
c.altan@prizma.net.tr
|
|