Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Haziran 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bol bol hayal kuralım, turnayı ta gözünden vuralım...


Avrupa Birliği diplomatlarının, kendileriyle müzakerelere de başlanmış olan bazı aday ülkeler hakkında bayıldıkları bir fıkra:
Mahcup bir delikanlı, bıçkınlığıyla ünlü bir arkadaşına gitmiş:
- Şey, demiş; yarın zengin bir işadamının kızını istemeye gideceğim. Ancak nasıl isteyeceğimi, ne söyleyeceğimi tam bilemiyorum. Sen de benimle gelip, bana yardımcı olur musun?
Bıçkın arkadaşı:
- Olur, demiş; gelirim.
***
Ertesi günü mahcup delikanlıyla bıçkın arkadaşı, zengin işadamının karşısına çıkmışlar. Damat adayı, kekeleye mekeleye:
- Ben, demiş; evlenmek istiyorum kızınızla...
İşadamı şöyle bir süzmüş genci:
- Peki, demiş; paran pulun, malın mülkün var mı bari?
- Eh yani, işte... Deniz kıyısında barakamsı bir evim var.
***
Bıçkın arkadaşı hemen atılmış:
- Bakın beyefendi, demiş; bizim arkadaş çok mütevazı biridir. Onun baraka dediği yer, 2 teraslı, 2 balkonlu, 10 odalı bir villa; önünde de 3 km uzunluğunda özel bir plajı var.
İşadamı:
- Ya demiş; çok ilginç doğrusu...
Ve dönmüş kızını isteyen gence:
- Bir işiniz falan var mı?
Mahcup delikanlı başını önüne eğmiş:
- Var efendim, demiş; bir sabun fabrikasında işçi olarak çalışıyorum, kalıplarını düzenliyorum sabunların...
Bıçkın arkadaşı hemen sözünü kesmiş:
- Kuzum bırak şu tevazuyu, demiş.
Arkasından da kız babasına:
- Bizim arkadaş, demiş; büyük bir sabun fabrikasının sahibidir; arada sırada işçilerin arasına katılıp, onlarla birlikte çalışmayı da sever.
***
İşadamı, damat adayına:
- Mükemmel, demiş; ben de damadımın böyle olmasını isterim. Peki sağlığınız nasıl?
- Önceki gün nezle oldum biraz, o kadar...
***
Bıçkın arkadaşı yine atılmış:
- Nasıl nezle; siz beyefendi kusuruna bakmayın onun, demiş; her şeyi küçültüyor görüyorsunuz. Nezle falan değil kendisi; beyninde koskoca bir tümörü var, doktorlar az bir ömrü kaldığını söylüyorlar...
***
Bugün öğrenci seçme sınavlarına 1 milyon 537 bin 433 aday giriyor. Bunlardan sadece 200 bini 4 yıllık fakültelerle yüksekokullara; 200 bini de 2 yıllık yüksekokullara girebilecek. Böylece sınava giren her 4 öğrenciden 3'ü açıkta kalacak...
Nasreddin Hoca'ya sordular:
- Hoca, sınavı kazananlar da, kazanamayanlar da; ilerde diploma alacaklar da, alamayacaklar da; nasıl yaşayacak, nasıl sağlayacaklar geçimlerini?
Hoca:
- Tanrı'ya dua ederek, dedi; neyse ki Tayyip Bey'in yandaşları, gereken önlemleri alıyor ve Göztepe Parkı'na yapılacak olan da dahil, cami sayısını boyuna artırıyorlar.
***
Kabin memuru sıkıntısından Türk Hava Yolları'nda yaşanan rötarlar, yolcuları deliye döndürüyormuş. Bir yığın dış sefer de iptal ediliyormuş.
Borazan Tevfik:
- Bizim uçakların, özellikle Avrupa ülkelerine 4-5 saatlik bir rötarla gitmeleri de bir şey mi, dedi; onların matbaası da 274 yıllık bir rötarla gelebilmişti İstanbul'a; ne çabuk unutuyoruz...
***
1901'de verilmeye başlanan Nobel Tıp ödülünü, 1940'tan sonra 5'inci 10 yılında kazanmış olan ülkeler:
1940 ödül verilmedi
1941 ödül verilmedi
1942 ödül verilmedi
1943 Danimarka
1944 ABD
1945 İngiltere
1946 ABD
1947 ABD
1948 İsviçre
1949 İsviçre
***
Biz ise o yıllarda her zaman olduğu gibi, milli çıkarlar doğrultusunda 2. Dünya Savaşı'na katılmamak için Hitler'le ilişkileri ılık tutmaya çalışıyor ve ekmeği vesikaya bindirdikten sonra da; Hitler yenilince, Washington'un dümen suyuna girerek; İtalyanlara karşı kaybettiğimiz 12 Ada'nın, Yunanlılara verilmesini görmezlikten geliyorduk. Bir yandan da ilkokullarda vatanımızı öven şarkılar söylüyorduk:
Sen ne güzel bulursun gezsen Anadolu'yu
Dertlerden kurtulursun, gezsen Anadolu'yu
Anadolu'yu gezmek her derde deva iken; kim niye uğraşacaktı ki, Nobel Tıp ödülüyle?
***
Oktay Rifat'tan bir şiirle bitirelim yazıyı:
Tecelli
Nedir bu benim çilem
Hesap bilmem
Muhasebede memurum
En sevdiğim yemek imam bayıldı
Dokunur
Bir kız tanırım çilli
Ben onu severim
O beni sevmez

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Bol bol hayal kuralım, turnayı ta gözünden vuralım...
Avrupa Birliği diplomatlarının, kendileriyle ...
Melih AŞIK
Turistik hatıra...
Londra'dan, Paris'ten Münih'ten.. Avrupa'nın ...
Fikret BİLA
Küçük Kıbrıs'ın büyük tarihi
Avrupa Birliği (AB)-Türkiye ilişkileri döndü ...
Hasan CEMAL
Şalvar, tokat derken, Arjantin tangosu!
Yalnız futbol yazmak kolay değil. Bilmem, bel...
Güneri CIVAOĞLU
Venüs ve baba
D&R Kanyon'un açılışında siftahı, Umberto Eco...
Can Dündar
Hatırla baba!
Kolunu çevirdikçe merdanesinde ömrümüzü sıkt...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS heyecanı
Yüz binlerce gencin kaderini belirleyen ÖSS b...
Metin MÜNİR
Yılanbalığının yolculuğu
Her Londra'ya gelişimde muhakkak uğradığım ye...
Hasan PULUR
Kafatası ölçümü...
TEMPO dergisinin o sayısı, ya elimize geç geç...
Derya SAZAK
Nanotek çağı ve iklimler
Küresel ısınma ve çevresel bozulmanın önemli ...
Meral TAMER
Koç şirketleri ve bayileri kolları sıvadı
31 mayıs günü Kahramanmaraş'ta evine gazete g...
Ece TEMELKURAN
Kimi öldürmeliyiz?
Mehmet Ali Erbil, eğlencenin baş histeriği ni...
Tamer HEPER
Lehe olan madde uygulanır
Bir okuyucum ceza mahkemesinde yargılanıyor v...
Osman ULAGAY
Erdoğan'ın tel üstünde denge arayışı
Başbakan Erdoğan 2006 yılında, hayli zor bir ...
Güngör URAS
Ekolojik tarım üreticileri için pazar yerleri
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği'nin...
Serpil YILMAZ
Gül: Polemiklere girip vakit kaybetmeyin
Bilkent Üniversitesi'nin (BÜ) çarşamba günü d...

© 2006 Milliyet