Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Haziran 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ÖSS heyecanı


Yüz binlerce gencin kaderini belirleyen ÖSS bugün yapılıyor. Pek çoğunuz belki de çoktan girdiniz, çıktınız. Büyük geçmiş olsun. Artık önemli olan bundan sonrası. Yaptığınız net sayılarını ve alacağınız puanları, bugünkü televizyon yayınlarından sonra tahmini olarak bulabilirsiniz. Ama yarın gazetede yayımlanan soru ve cevaplar, tahminlerinizin de ötesinde gerçeğe yakın sonuçlara ulaşmanızı sağlayabilir.
İşte asıl zorlu süreç şimdi başlıyor. Üniversiteye giriş maratonunun en önemli aşaması sınav gibi gözükse de ondan daha önemli olanı tercihler. Oysa sınava iki yıl hazırlanılıyor. Tercihler ise son birkaç güne sıkıştırılıyor.
Siz siz olun tercih sıralamanızı son dakikaya bırakmayın. Yarınki sonuçlar çerçevesinde, tercihlerinizi şimdiden şekillendirmenizde yarar var.
Tercihte en önemli kuralın, kazandığınızda gidip öğrenim görmeyeceğiniz okulları sıralamaya almamanız olduğunu bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyorum...

Yanlışa yanlış çözüm
ÖSS adayları için en önemli sorun üniversiteyi kazanmak. Oysa kazananların neredeyse üçte ikisi hayatlarında hiç de memnun değiller. Çünkü mezun olduklarında ne yapacaklarını bilemiyorlar.
İşsizlik oranının en yüksek olduğu kesimin üniversite mezunları olduğu göz önünde bulundurulduğunda, endişelerinde hiç de haksız olmadıkları görülür.
Peki onca yıl gecesini gündüzüne katarak çalışan öğrencilerin üniversiteyi kazanmak için verdikleri onca emek ve harcadıkları onca para boşuna mı gidecek? Eğer doğru tercih yapmazlarsa evet!
ÖSYM Başkanı Prof. Ünal Yarımağan önceki gün açıkladı. Bazı fakültelere daha fazla öğrenci almamız yanlış ama alıyoruz. Çünkü öğrenci baskısı var dedi.
İşte size bir örnek. Yüz binlerce fen-edebiyat fakültesi mezunu var. Tek iş kapıları olan öğretmenliğe de artık alınmıyorlar. Pek çoğu, 3-5 yıldır işsiz. Durum böyleyken, öğrenci kontenjanlarının çok önemli bir bölümünün yine bu fakülteye ayrılması, sizce de yanlışların en büyüğü değil mi?
Fen-edebiyatlarda durum böyle de, diğer fakültelerde farklı mı? Kesinlikle hayır. On binlerce mimar, mühendis, eczacı ve iletişim mezunu boşta geziyor. Çoğu asgari ücretle çalışmaya razı ama onu da bulamıyorlar!..

Ne yapılması gerekir?
Her şeyden önce siz sevgili adayların, aman üniversiteyi kazanayım da neresi olursa olsun anlayışından vazgeçmeniz gerekiyor. Dört yıl çok çabuk gelip geçiyor. Önemli olan üniversiteye girmeniz değil, mezun olduktan sonra ne yapacağınızdır!
Eğer işsizler kervanına siz de katılmak istiyorsanız, buyrun fen-edebiyatları, mimarlığı, eczacılığı, klasik mühendislikleri, eğitim fakültelerini bitirin. Ya sonrası? İşte onu bilen de yok kafa yoran da.
Yükseköğretim kurumlarımızın, yani üniversitelerimizin, çok hızlı bir şekilde yeniden yapılanmaları gerekiyor. Türkiye'nin ve dünyanın artık ihtiyaç duymadığı alanlara yönelik fakülteler kapatılmalı, onların yerine günümüz istihdam alanlarına yönelik bölümler açılmalıdır.
Türkiye öyle bir garip ülke ki birçok alanda yüz binlerce eleman fazlası varken, birçok alanda kalifiye eleman bulunamıyor.
Oysa boşa harcanan kaynaklar doğru yönlendirilse, taşlar yerli yerine oturacak ve gençlerimiz de işsizlik girdabından kurtulacak. Ama nerdeee?
Bu planlamaları yapması gereken YÖK ile hükümet, bırakın ortak bir masa etrafına oturup çözüm üretmeyi, birbirlerine selam bile vermiyorlar.
Özetin özeti: ÖSS, geleceğe yönelik merdivenlerin sadece ilk basamağıydı. Asıl zor günler şimdi başlıyor. Sınavı iyi geçenler için de, aradığını bulamayan için de...

aguclu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Bol bol hayal kuralım, turnayı ta gözünden vuralım...
Avrupa Birliği diplomatlarının, kendileriyle ...
Melih AŞIK
Turistik hatıra...
Londra'dan, Paris'ten Münih'ten.. Avrupa'nın ...
Fikret BİLA
Küçük Kıbrıs'ın büyük tarihi
Avrupa Birliği (AB)-Türkiye ilişkileri döndü ...
Hasan CEMAL
Şalvar, tokat derken, Arjantin tangosu!
Yalnız futbol yazmak kolay değil. Bilmem, bel...
Güneri CIVAOĞLU
Venüs ve baba
D&R Kanyon'un açılışında siftahı, Umberto Eco...
Can Dündar
Hatırla baba!
Kolunu çevirdikçe merdanesinde ömrümüzü sıkt...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS heyecanı
Yüz binlerce gencin kaderini belirleyen ÖSS b...
Metin MÜNİR
Yılanbalığının yolculuğu
Her Londra'ya gelişimde muhakkak uğradığım ye...
Hasan PULUR
Kafatası ölçümü...
TEMPO dergisinin o sayısı, ya elimize geç geç...
Derya SAZAK
Nanotek çağı ve iklimler
Küresel ısınma ve çevresel bozulmanın önemli ...
Meral TAMER
Koç şirketleri ve bayileri kolları sıvadı
31 mayıs günü Kahramanmaraş'ta evine gazete g...
Ece TEMELKURAN
Kimi öldürmeliyiz?
Mehmet Ali Erbil, eğlencenin baş histeriği ni...
Tamer HEPER
Lehe olan madde uygulanır
Bir okuyucum ceza mahkemesinde yargılanıyor v...
Osman ULAGAY
Erdoğan'ın tel üstünde denge arayışı
Başbakan Erdoğan 2006 yılında, hayli zor bir ...
Güngör URAS
Ekolojik tarım üreticileri için pazar yerleri
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği'nin...
Serpil YILMAZ
Gül: Polemiklere girip vakit kaybetmeyin
Bilkent Üniversitesi'nin (BÜ) çarşamba günü d...

© 2006 Milliyet