|
 |
|
|
Topu kucaklamak, topu sevmek!
Dünya Kupası izlenimler - 11
KÖLN-MÜNİH TRENİ
İstasyonların, tren yolculuklarının kendine özgü bir hüznü vardır. Ya da bende öylesi duygular tomurcuklanır.
Hele yolculuk bir de sabah vakti erken başlamışsa, hüzün daha yoğun gelebilir. Yüreğimde nedense tuhaf tellere dokunan o düdük sesleri ve demiryolu tıkırtıları, beni kendi iç dünyamda olmadık yolculuklara çıkartır.
İyi ki tren var!
Olmasaydı, her gün bir başka şehirde yeni bir futbol maçına yetişemezdi futbolseverler. Boyunlarında kocaman akreditasyon kartları asılı biz gazeteci milletine gelince...
Devamlı seferi durumdayız.
Ama ayrıcalıklıyız.
Trenlerde, birinci mevkide bedava seyahat hakkımız var. Rezervasyon yaptırmak da gerekmiyor. Hangi treni yakalarsak atlayıp bir şehirden öbürüne, bir maçtan ötekine koşturup duruyoruz.
Yazılar yolda yazılıyor.
Bu satırları dün sabah vakti Köln'den Münih'e giden hızlı trende yazıyorum. Brezilya-Avustralya maçına gidiyoruz. Cumartesi gecesi İtalya karşısında sürpriz yapan Amerika gibi Avustralya da Brezilya'ya bir azizlik yapabilir mi?..
Tren silme Brezilya taraftarlarıyla dolu. Ayaküstü sohbetlerde de kendilerine duydukları aşırı güven hemen belli oluyor. Dünya Kupası'nı altıncı kez kaldıracakları konusunda herhangi bir kuşkuları yok.
Brezilya, futbolun simgesi olan bir ülke. Futbolu dans eder gibi oynuyor Brezilyalılar. Alex Bellos, 'Futebol, Brezilya Yaşam Tarzı' isimli kitabında Brezilya futbolunu şöyle anlatır:
"Oyun tarzlarının esasını, müthiş kişisel becerilerinin takım taktiklerinin önüne geçmesi oluşturuyor. Onlar topla adam geçme ve kısa paslarla oynamayı, fizik gücüne dayanan oyuna ve uzun paslara tercih ediyorlar. Onlar vücudun tüm kaslarını harekete geçiren çalım atma becerileriyle, şarkı ve dansın birleşimi olan 'samba'yı kaynaştırarak Brezilya futboluna müzikal bir çehre kazandırıyorlar. Brezilyalı oyuncular hem sporcu hem sanatçıdır."
Bunların başında da Ronaldinho var.
Bakıyorum, Münih trenindeki Brezilya taraftarlarının çoğu sırtına Ronaldinho forması geçirmiş...
Ronaldo yok artık.
Ronaldinho var!
Kral öldü, yaşasın kral!
Bir önceki Dünya Kupası'nın yıldızı ve gol kralı tahtını kaybetmiş durumda. Real Madrid'de geçen sezon herhangi bir varlık gösteremeyen Ronaldo, Brezilya'nın Hırvatistan'ı 1-0 yendiği ilk maçın 69. dakikasında oyundan alındı.
Üstelik hafif ıslıklanarak...
Brezilya basınında da ağır eleştirilere hedef oldu. Fazla kilolarıyla futbolcudan çok bir ağır siklet boksöre benzediği, son derece ağır hareket ettiği, artık top kontrolünü kaybettiği, doğru dürüst koşamadığı, Brezilya takımını 10 kişi bıraktığı belirtildi.
Ağır eleştirilerdi.
Ertesi gün birçok gazetede Ronaldo'nun kocaman bir fotoğrafı yayınlandı. Oyundan alındığı zaman sahadan çıkarken çekilmiş hüzünlü bir fotoğraftı bu. Yüzündeki çizgileri, yüz ifadesi öyleydi ki, tahtını kaybetmiş, iktidardan düşmüş bir insanın ruh halini olduğu gibi yansıtıyordu.
Artık Ronaldo yoktu ama -Roberto Carlos, Kafu gibi eskileri bir yana bırakırsak- Ronaldinho'dan başka Kaka'sı, Robinho'su, Juninho'suyla hepsi topu seven, futbolu samba gibi oynayan o kadar çok starı var ki Brezilya'nın...
Peki, Brezilyalıları göre futbol topu ne midir? Geçen gün de yazdım:
Kadın gibi!
Brezilya'nın ünlü futbolcularından Nilton Santos, "Sevgililerim arasında en çok sevdiğim toptur; çünkü o bana hiç ihanet etmedi" der. Brezilya'nın çok meşhur kalecilerinden biri Pompeia ise "Topu en çok kaleci sever. Kalecinin dışında herkes topu tekmelerken, kaleci topu kucaklar" diye anlatır.
Bu top sevgisi, Brezilyalı ünlü romancı Jorge Amado'nun bir çocuk kitabına da esin kaynağı olmuştur. Yeteneksiz bir kaleciye aşık olan futbol topunun öyküsünü anlatır. Kaleci kısa sürede geçilmez olur; çünkü top, her seferinde sımsıkı kucaklanıp öpülmek için doğruca kalecinin kollarına koşar. (Emsalsiz Bir Gooool isimli kitaptan)
Tren, Mannheim'da durdu.
Brezilyalılar doluşuyor.
Münih'e, maça akın var!
Bakalım, sihirli ayaklar bu kez ne yapacak Dünya Kupası'nda?.. Özellikle Messi'li, Carlos Tevez'li Arjantin'i, Sırplar karşısındaki 6-0'lık maçta seyrettikten sonra Brezilya'nın işi bu kez kolay olmayacak diye düşünüyorum.
Cumartesi günü de Köln'de muhteşem bir maç izledik. Çekleri 2-0 yenerek Siyah Afrika'nın bayrağını göndere çeken Appiah'lı, Essien'li Gana harikaydı.
Ve Halil Özer bana hatırlattı:
Gana-Çek Cumhuriyeti maçı, Mustafa Denizli Hoca'nın Galatasaray'ının 1988'de Monaco'yu Prekazi'nin muhteşem frikik golüyle geçerek Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı finale kaldığı maçın oynandığı Köln stadındaydı.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|