Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Haziran 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Siyaset ve kışla


Ankara siyaset kulislerinden satırlarda "Org. Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığı'na atanma kararnamesinin bazı bakanlar tarafından imzalanmayacağı" iddiaları var. Başbakan Erdoğan'ın bu duyarlı konuda sağduyu çizgisinden sapmalara izin vereceğini hiç sanmıyorum.
Ancak... Çok küçük bile olsa böyle bir ihtimali irdelemek için yakın tarihte yaşanan deneyimi gene de yansıtayım...
Özal'ın Başbakanlığı döneminde, Genelkurmay Başkanlığı'nı 10 yıl süreyle düzenleyen bir plandan söz ediliyordu.
"2 Necdet'ler olayı" diye anılıyordu.
Org. Necdet Üruğ, Org. Necdet Öztorun'un kıdemleri birbiri ardına Genelkurmay Başkanı olacak şekilde sıralanmıştı. Ardından da onlara çok yakın bir isim olan Org. Sabri Yirmibeşoğlu'na sıra gelecekti.
Özal, bu diziyi bozdu.
Kapalı devre ilişkilerle asker içinden destekler sağlamıştı.
Örneğin... Daha sonraları Kayseri'den ANAP milletvekili seçilen, dönemin Ordu Komutanı Recep Ergun'un...
Beklenilenin tersine son anda Org. Öztorun yerine, kıdem sırasında ondan sonra gelen Org. Necip Torumtay için Genelkurmay Başkanlığı'na atama kararnamesi hazırlandı. Cumhurbaşkanına sunuldu.
Org. Öztorun da, Org. Üruğ'la birlikte emekli oldu.
Hadise "soğuk duş" etkisi yapmıştı.
Ama... Daha önce medyada ve kamuoyunda "Genelkurmay Başkanlığı'nı 10 yıl süreyle planlamak ve bir tür dayatma yapmak" izlenimleri ile "tepki psikolojisi" oluşmuştu. "Asker içinde de bu tür değerlendirmeler yapılmıyordu ve dışa karşı tam bir birlik vardı" denemez. Özal'ın işini kolaylaştıran etkenler arasında bu da önemliydi.
Aslında... Org. Necdet Üruğ'un "yanlış" tanındığı kanısındayım.
Sağduyulu, değerli, cesur ve dürüst bir komutandır.
Zaten bu operasyondan sonra da asker vekarını sürdürmüş, hiçbir polemiğe girmemiş, askerin ve demokrasinin yıpranmamasına özen göstermiştir.
Öztorun Paşa da aynı çizgide kalmıştır.
................................
Org. Necip Torumtay, değerli ve aydın bir komutandır. Çok iyi İngilizce bilir, uluslararası bir saygınlığa sahiptir. Özalcı ya da ANAP'a yakın bir asker hiç olmadı. Daha sonraları gelişmeler bunu kanıtlamıştır.
Özel Harp Dairesi'ndeki bir brifingte gazetecilerin çağrı aletlerinde "Org. Torumtay'ın Genelkurmay Başkanlığı'ndan istifa ettiği" bilgisi geçiyordu.
Gerekçesi; "devlet kurumlarında gerekli ciddiyetin bulunmadığı" idi.
Haber bomba gibi düşmüştü.
Herkes bu istifanın peşindeydi. Anlaşıldı ki, "Özal'ın önerdiği ve tarihi sorumluluk gerektiren askeri harekat için yazılı emirde imza yerleri boştu."
Org. Torumtay da hiçbir polemiğe girmedi. Vekarını korudu. Demokrasiyi ve askeri yıpratmadı. Olayın arkasındaki gerçekler yıllar sonra yazdığı kitaplarda anlaşıldı.
................................
Türkiye'nin koşulları artık çok farklı.
Gene kıdem sıralamaları 2012'ye kadar Genelkurmay Başkanlarının kimler olabileceğini gösteriyor.
Ancak... Her şey asker ocağının gelenekleri içinde öngörülmekte.
Ne kamuoyunda, ne asker ocağında bir dayatma algılaması, bir tepki psikolojisi var.
Tam tersine, Org. Yaşar Büyükanıt'ı yıpratmaya dönük bazı komplo kuşkuları nedeniyle sivil ve asker kamuoyu ona haksızlık yapılması olasılığına karşı "tepki psikolojisinde..."
Askerin geleneği ve demokrasilerde olması gereken "liyakat" ölçütlerinin "objektif" uygulanması, kışlaya politik etkiler sızmaması aklın yoludur.
Büyükanıt, iyi yabancı dil bilen, sevilen, saygı duyulan liyakatli bir komutan...
Neden kararnamesi engellensin?..
Neden kışlaya siyaset gölgesi düşsün?..
Büyükanıt, Genelkurmay Başkanı olmazsa, kıdem sırasındaki Org. İlker Başbuğ daha az Atatürkçü, daha az mı laik? Torumtay, Üruğ'dan daha az Atatürkçü ve daha az laik miydi?
Askerin siyasete müdahalesi kadar, kışlaya da siyaset gölgesi tehlikeli ve yanlıştır.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Etnik milliyetçilik
SANAYİLEŞME çağı çokuluslu tarım imparatorluk...
Melih AŞIK
Limanları açmak
KKTC Cumhurbaşkanı M. Ali Talat:
Fikret BİLA
Rahşan Ecevit ittifak girişimine başlıyor
Rahşan Ecevit, zaman zaman GATA'dan Oran'daki...
Hasan CEMAL
Dünya Kupası dulları!
Bir yerel gazetenin manşeti: "Dünya Kupası du...
Güneri CIVAOĞLU
Siyaset ve kışla
Ankara siyaset kulislerinden satırlarda "Org....
Can Dündar
Köşk yolunda iki kaza
Köşk'e çıkan protokol yolu sarp bir yokuştur...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS, Gürüz ve karneler
Milyonlarca gencin ve milyonlarca ailenin kâb...
Sami KOHEN
Birlik ortamında farklılık
İspanya'nın Katalonya bölgesinde yapılan refe...
Derya SAZAK
THY rötarı
Türk Hava Yolları, 1980'lerde yaptığı atakla ...
Meral TAMER
Cannes, sinema ve reklamın kutsal kenti
Bu yıl 53'üncüsü düzenlenen Cannes Lions Ulus...
Osman ULAGAY
Savaşı bırak, futbola bak
M. Ali BİRAND
Türkiye bu tuzağa düşecek mi?
Sonbaharda oynanacak olan tiyatronun hazırlık...

© 2006 Milliyet