|
 |
|
|
Cannes, sinema ve reklamın kutsal kenti
Cannes
Bu yıl 53'üncüsü düzenlenen Cannes Lions Uluslararası Reklam Festivali'ni izlemek için Cannes'dayız. Grubumuzda Türkiye'den genç yaratıcılar da var.
Gazetemiz İcra Kurulu Üyesi Viki Habif'in inisiyatifiyle festivalin Türkiye temsilciliğini alan Milliyet, 5 yıldır Türkiye'den katılımın artmasına katkıda bulunuyor; genç yaratıcıları seçip Cannes'a getiriyor.
81 ülkeden 10 bini aşkın reklamcının ve P&G gibi en büyük reklam verenlerin üst düzey yöneticilerinin biraraya geldiği bu yılki festivalde, yarışmaya gönderilen reklam sayısı 24 bin 862. Bu bir rekor. Milliyet'in temsilciliği üstlenmesiyle katılım 5 yılda 10 katına çıktı; bu yıl 151 reklamımız burada yarışıyor.
Bir yandan nefes kesen yarış sürerken, diğer yandan da dünya çapında konuşmacıların yer aldığı seminerlerde hem reklamcı gözüyle günümüz tüketicisini mercek altına alma, hem de reklam dünyasında en son trendleri yakalama şansı var.
Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu kadar yorucu ve yüklü olmasa da, buradaki program da size 6 gün boyunca pekâlâ, burnunuzun dibindeki deniz ve kumsalın yüzünü hiç görmeden, bir toplantıdan diğerine koşuşturma keyfi sağlayabilir. Tabii öğrenmeye meraklıysanız...
Önce film festivali
Reklam festivali, ünlü Cannes Film Festivali'nin yapıldığı, deniz kıyısındaki Festival Sarayı'nda yapılıyor. Zaten bu festival fikri de, film festivalinden doğmuş.
Cannes Film Festivali ilk kez, 2. Dünya Savaşı ertesinde, 40'lı yılların sonuna doğru yapılmış. Ve hemen birkaç yıl sonra sinemalarda gösterilen reklam filmleri için de bir yarışma düzenleme fikri doğmuş ve ilk Reklam Filmleri Festivali 1954'te düzenlenmiş.
Ama yıllar içinde mecralar çeşitlenmeye başlayınca, önce TV reklam filmleri, ardından 90'ların başında basın ve açık hava reklamları, 90'ların ikinci yarısında medya, doğrudan pazarlama ve radyo, son olarak da 1998'de internet ve gizli reklamlar eklenerek yeni ödül kategorileri oluşturulmuş.
Anlayacağınız Cannes, sinema ve reklam endüstrisinin kutsal kenti. Festival Sarayı, yıl boyunca dünya çapındaki bu 2 büyük etkinliğin yanı sıra daha küçük çapta pek çok festivale ev sahipliği yapıyor ve Cannes ekonomisine önemli katkıda bulunuyor.
Buradaki reklamcıların ortak sorunu "mecra". Günümüzün genç reklam tüketicisi, ana babaları gibi TV'de önüne ne gelirse, ne yayınlanırsa izlemiyor. Uzaktan kumanda ile kontrolü tamamen ele geçirmiş durumda. Cep telefonu ve internetten aldığı destekle, neyi ne zaman hangi yolla izleyeceğini tamamen kendi belirliyor.
Savarona'nın gözetiminde
Bu kadar farklı mecralar doğunca, reklam dünyası da tüketiciye en "umulmadık yerde ve beklenmedik şekilde" ulaşmanın yollarını arıyor ve bunu başaranlar, artık çok küçük bütçelerle de büyük paralar kazanabiliyor.
Dolayısıyla biraz da zorunluluktan bu festival, tam bir yaratıcılık yarışına dönüşmüş. Günümüzde fikirleri uygulamak kolaylaşsa ve ucuzlasa da, fikir hâlâ çok değerli; hele küçük bütçelerle kotarılmış büyük fikirler...
Dünya reklamcılığı yeni projelere gebe. Çağın yeni tüketicisiyle buluşmanın başka yolu yok. Atatürk'ün Savarona Yatı da, Cote d'Azure kıyılarında tam da Festival Sarayı önünde bizlere bakıyor.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|