|
"Yes be anem!" ve kırmızı çizgiler...
"AMAN, Türkiye havaalanlarını ve limanlarını Rumların uçaklarıyla gemilerine açmasın!"
Açarsa ne olur?
"Çözüm için son manivela da elden gider, her şey Rum lideri Papadopulos'un insafına kalır."
Kim söylüyor bunları?
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat söylüyor.
***
"YES be anem!"
Seçim sırasında, Rumların bilerek reddettiği, bizimkilerin mal bulmuş Mağribi, ya da yeni gelin misali sarıldığı Annan Planı'nı kabul ettirebilmek için, gerçek bir vatansever, devlet adamı ve kahraman olan Rauf Denktaş'a karşı halkı kışkırtan, "Yes be anem!" diye bağırtan sanki başkalarıymış...
Hadi bakalım, "Yes be anem"in şimdi tam sırası...
***
"RUMLARIN bundan sonraki tutumlarını ve Kıbrıs sorununa ilginin ne olacağını bilemiyorum!"
Bunları da söyleyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat!
Şu ifadedeki acze bakın:
"Ne olacağını bilemiyorum!"
O halde niye oradasın, Cumhurbaşkanı mısın, Girne kahvesinde laf tüketen "Kıprıslı"nın biri misin?
***
SEÇİM boyunca ağızlarında bir sakız vardı, Ankara'yla birlikte çiğniyorlardı:
"Çözümsüzlük, çözüm değildir!"
Hedef Rauf Denktaş'tı, onlara ve Ankara'daki bazılarına göre, Denktaş çözüm istemiyordu, eğer Kıbrıs halkı "Yes be anem!" derse iş çözülecekti.
Kimin lehine o belli değil!
Yeter ki çözülsün!
Çözüm ne hale geldi gördünüz...
Avrupa'ya toz kondurmayan Başbakan Erdoğan bile Kıbrıs yüzünden AB'ye rest çekti:
"Müzakereler durur, diyorlar... Açık söylüyorum, durursa durur!"
Çözümün geldiği yere bakar mısınız?
Neredeyse Kıbrıs yüzünden, Avrupa'yla ipi koparacağız.
***
"YES be anem, yes!"
Karen Fogg denilen kadının "şekerleri" seçimden önce Kıbrıs'a para yağdırıyorlardı:
"Avrupa'dan para yağacak para, Kıbrıslılar bunu anlamıyor!"
Anladılar anladılar, hele ceplerine para yağanlar çok iyi anladılar.
Anlamasına anladılar da, para Kıbrıs'ın üzerine yağmadı.
***
YAKINDA yine bize dönüp "Halimizi görün!" derler.
Bir gün Süleyman Nazif'in önünü Galata Köprüsü'nde sefil, üstü başı yırtık pırtık, dilsizin biri kesmiş, birtakım garip sesler çıkararak sadaka istemiş. Süleyman Nazif'in zaten canı sıkkın, adamı elinin tersiyle itip "Bana ne!" demiş:
"Seni bu hale ben getirmedim ya!"
***
BİR de "kırmızı çizgiler"imiz vardır, sık sık oraya buraya kırmızı çizgiler çekeriz.
Sonra?
Geçen pazar günü Kürdistan televizyonunda, işgalci Amerikalıların Irak Cumhurbaşkanı Kürt Talabani'nin Türkiye'den giden bir heyeti kabulü gösteriliyordu. Türkiye'deki bir partinin Genel Başkanı, Şeyh Sait'in torunu Melik Fırat, Irak Cumhurbaşkanı'nın huzurundaydı.
Çok değil, on yıl önce, böyle bir görüntüye bizim malum "kırmızı çizgimiz" izin verir miydi?
Ya şimdi?
Onun için "kırmızı çizgilere" de güvenmeyin...
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|