|
 |
|
|
TIR'cı spor yazarı!
Basın dünyasında spor sayfalarından başlayıp köşe yazarlığına soyunmak zor iştir. Genelde beğeni alan yazılar yazsanız bile aralarda "çuvallamak" kaçınılmazdır. Birilerine sarkarak gündem yaratmak, sonrasında ise alacağın cevaplara göre "yazı ebeliğine soyunmak" günlük yazanların sık sık başvurduğu bir taktiktir bu meslekte...
Yılmaz Özdil'in bu ikinci dokundurması oldu bize karşı... Ehh ilkini "bulaşmayalım, adam bizi nereden tanısın ki" düşüncesiyle geçiştirdik. Ancak üç-dört gün evvel THY hakkındaki çok da doğru olan yazısında bize ikinci kez sataşmasını hazmetmek pek de kolay değil doğrusu...
Neymiş, bu ülkede herkes mesleğinin dışındaki işlere soyunuyormuş... Ve hatta "TIR'cı spor yazarı bile varmış yahu" ülkedeki meslek kargaşaları içinde...
Ancak unutmayınız ki sizin o TIR'cı dediğiniz adam, dünyaya geldiği 65 yıl öncesinden beri futbol topunun sihirli dünyasıyla yürek yüreğe yaşıyor. Cümle alemin bildiği bu gerçeği sizin gibi iddialı bir gazetecinin bilmemesi ve tam aksine şaşkınlıkla bakması "hayret verici" değil midir ?
14 yıl Adalet takım kaptanlığı yapan, Muhafızgücü'nde Mustafa Ertan'ın formasını iki yıl eksiksiz giydikten sonra rahmetli Sabri Kiraz hocanın yüklü transfer teklifine ezile büzüle "hayır" demek mecburiyetinde kalıp, Ankara'dan İstanbul'a dönen bir genç adamın öyküsünü herkes bilir "şu şehr-i İstanbul'da"...
34 yıllık birikim
Hadi bunları geçelim; 35 yaşlarında ayağındaki kramponlu top ayakkabılarını çıkarıp, hemen sonrasında Necmi TANYOLAÇ, İslam ÇUPİ gibi duayenlerin ısrarıyla zamanın en tirajlı gazetesi Tercüman'da yazarlığa soyunup, 34 yıldır TERCÜMAN, sonrasında HÜRRİYET ve MİLLİYET gibi gazetelerde kendi halinde kalem oynatan bir adamı görmezlikten gelmek acaba hangi komplekslerin derin kuyularından besleniyor, merak ederim.
10 küsür federasyonda sürekli başrolleri oynayan, üç kez FF başkanlığı tekliflerini özerk yasanın geleceği adına reddeden, milli takımların yeniden yapılanmasını ülkemize Derwall'i de getirerek başlatan sporcu eskisi bir kişi olarak milli forma adına alın terleri akıtmak kabahat midir bu ülkede ?
"Kendinize gelin efendi"... Türkiye'de futbolun başladığı günden beri ay-yıldızlı formada teknik adamlık görevi iki isme verilmiştir: İlki tek seçici ve dünya efendisi rahmetli Eşfak AYKAÇ ağabeyimiz, ikincisi de "Milli takımlar teknik manejeri" sıfatıyla bendeniz...
Evet günlük yazılarda konu yakalamak ve eksiksiz işlemek kolay değildir tabii... Ancak araştırmadan kişiliklere sataşmak veya iyi bildiğiniz halde meseleyi bizim bilemediğimiz sebeplerle çarpıtmak var ya, işte bu durum mesleğin ayıbıdır ve bu AYIP da sahibine aittir.
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|