|
 |
|
|
Rekabet artık ortaklaşa olursa bir anlam ifade ediyor
Satır Arası / Deniz Sipahi
Rekabet demek dinamizm demek. Aynı zamanda kalite... Doğal olarak farklılaşmayı da yaratıcı olmayı da teşvik eder. Rekabet savaşa dönüşmez aksine "ortaklaşa rekabet" getirirse; o zaman çok daha iyi sonuçlar ortaya çıkar. Yani her iki taraf da kazanır. İster birleşerek, ister ortak olarak, ister sinerji yaratarak... Ama rekabeti mutlaka ortaklaşa yaparak. Küresel ekonominin kendine özgü kuralları var. Bu gelişmelere seyirci kalmak mümkün değil.
Bir bakıyorsunuz; dünyanın en büyük şirketleri kol kola girmiş, beraber piyasanın içindeler.
Okumuşunuzdur.
Geçenlerde Nokia ile Siemens güçlerini birleştirerek, sabit-mobil yakınlaşması (convergence) konusunda yeni bir iletişim devi yarattı.
Bundan böyle iki dev şirket ses ve veri taşıyan network programlarını ortaklaşa yürütecekler.
Siemens Üst Yöneticisi Klaus Kleinfeld, şöyle bir açıklama yapmış.
"Nokia-Siemens Networks, güçlü, geniş büyüme kapasitesine sahip ve gelecekte karlılığını daha da artıracak konumda bir sektör lideri yaratıyor. Ortaklık sayesinde her iki şirketin ürün portföyü ve dünya genelindeki yaygınlığı dört kat büyüyecek..."
Bir başka örneği daha hatırlatayım.
Comcast, Walt Disney için 54 milyar dolarlık bir teklif yapmıştı.
Üstelik bu teklifi firmanın 20 yıllık CEO'su Michael Eisner'i yok sayarak 'zorla satın alma' yoluyla gerçekleştirmişti. Gerçi yönetim kurulu kabul etmemişti ama yine de Rupert Murdoch'ın DirecTV'yle kablolu yayıncılığa girmesi, Conrad Black'in Hollinger'deki hisselerini Barclay kardeşlere satması ve TimeWarner gibi birleşmeler dev medya şirketleri ortaya çıkarmıştı.
Son yıllarda, İngiliz Vodafone ile Alman Mannesmann, Amerikan Chrysler ile Alman Mercedes-Benz, Pfizer ile Warner-Lambert, Exxon ile Mobil gibi başarılı dev işletmeler arası birleşmeler oldu.
İşletmeler arasında birleşmeler ve devralmalar artıyor. Yakın gelecekte artışın, daha da hızlanması beklenmeli, işletmelerin bu hızlı gelişmelere uyum sağlamaları kolaylaştırılmalı.
Elbette...
Daha da önemli olanı ortak hedefler doğrultusunda hareket edebilen şirketlerin sayısının artması...
İşte bu açıdan bakıldığında; Pegasus ve İZair'in birlikteliğini çok önemsiyorum.
Biliyorum verdiğim örnekler; global ekonominin en büyük oyuncularının işbirlikleri... Ama bizde sayıları o kadar az ki... Bankaların kart rekabeti bir ara adeta savaşa dönüşmüştü.
Geçenlerde TEB ile Garanti'nin daha önce Denizbank ile Garanti'nin yaptığı kart anlaşmaları güzel örneklerdi. Ulaşımda, havacılık sektöründe de Pegasus ile İZair'in gökyüzünde beraber uçuyor olması gerçekten sevindirici bir gelişme.
Bu sinerjiyi ortaya çıkaranları tebrik ediyorum.
Hem sen kazan, hem de karşıdaki
Dr. Stephen R. Covey'e göre "Kazan Kazan" anlayışı şöyle işliyor. 1. Neyin ne zaman yapılması gerektiğini ulaşılmak istenen sonuçlar (hedefler) belirler; metotlar değil.
2. Arzu edilen sonuçlara ulaşmayı sağlayacak parametreleri (ilkeler ve politikalar) amaçlar belirler.
3. Erişim altında bulunan beşeri, mali, teknik ve kurumsal destek, sonuçlara (hedeflere) ulaşmada yardımcı olan kaynakları oluşturur.
4. Performans standartları, değerlendirme süreci ve ilerlemeyi ölçme yöntemleri sorumluluk esasına dayanır.
5. Ne olduğu ve ne olacağı sonuçlara bakarak anlaşılır. Bu sonuçlara bağlı olarak bir şey yapılır ya da yapılmaz. Kazan kazan anlayışı, herkes için, hem kurum hem de bireyler için karşılıklı olarak fayda sağlayan, yaratıcı çözümler arayan bir düşünce ve eylem biçimidir.
Pegasus da İZair de kazanıyor.
Güzel olan da bu...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|