|
 |
|
|
Almanlar da çıldırır
Bu Almanlar'ın, Amerikan Country merakını hiç anlamadım. Ne zaman bu ülkeye gelsem mutlaka Almanca bir country şarkısına rastlarım televizyonda. ABD'nin ortalarından gelmiş gibi giyinmiş, ama sert Almanca konuşan şişman bir adam ve kadına da rastlarım.
Bu ilginç ve anlayamadığım ilişkinin son noktası, bindiğim taksinin şoförü Wolfgang Schlimm. Biliyorum güreşçi ya da komedyen ismi gibi. Ama kendisi taksisini siyah, kırmızı ve sarı renklerle donatmış Alman kovboyu. Otomobil kullanıyormuş gibi hali. Ama size arka koltukta kemer bağlatıyor.
Maçı izliyordu
İsveç-İngiltere maçına yetişmek için bindiğim takside elleri direksiyonda, gözü ön panele yerleştirdiği diz üstü bilgisayarda Almanya-Ekvador maçını izliyordu. Aslında ellerinin ikisi de direksiyonda değildi. Biri sürekli kopan yayına müdahale etmek için aracın üzerine yerleştirdiği antende. Tabii arada vites değiştirmek gibi zorunluluk da var. Bir taraftan da benimle ilgileniyor. Nereli olduğum, bizim takımın neden burada olmadığı...
Tabii bunca muhabbet herhangi bir ortak lisanda yapılmıyor. Hayatta anlamadığım bir lisanın, belli ki Hannoverlilerin (en iyi onlar konuşuyormuş ) bile anlamakta zorluk çekeceği şivesiyle anlatıyor Wolf. Kovboyvari bir ağız yayışı da var. Çizme, yelek, şapka, yarısı olmayan çürük dişlerin yanında bir de ağzında kedi varmış gibi konuşuyor.
Antene sarıldı
Bir taraftan hayatımda 2. kez arka koltukta kemer takmanın sıkıntısını yaşarken (ilki eski bir hakemimizin arabasındaydı) bir taraftan Ukrayna diyorum, İsviçre diyorum ve top Podolski'ye geliyor. O vuruyor. Yayın kesiliyor. Wolf artık iki eliyle antene sarılmış. Sokaktan gol sesinin gelmesi ve artık golün yakalanamayacak olması onu çabadan vazgeçirmiyor. Görüntü yerine geldiğinde, ben sağım ve ekranda bir sevinç var.
Ucundan kenarından Almanya'nın nasıl bir kural manyağı ülke olduğunu herkes bilir. Almanya'da trafiğin onun kurallarına uymamanın ne gibi sonuçlar doğurabileceğini de. Ne kadar kendisini New Mexico'lu sansa da sapına kadar bir Alman olan Wolfgang'ı bu ülkede bu hale getiren ne? Futbolun zirvesinde işlerin yolunda gitmesi. Almanya'da, Almanlar'ı bu hale getirecek başka ne var? Sadece futbol...
Graham Poll haklı
Herkes onunla dalga geçiyor. Graham Poll, Simuniç'i 3 . sarı kartında oyundan atabildi ancak... Çok terleyen bir adam. Silinmiş olabilir asitten. Kilo verdi son dönem. Final yönetecek hakemlerden biri olarak gösteriliyordu. Sağlığı bozuldu belki de.
Aslında bu kadar çok ve kolay kart çıkan bugünün oyununda Poll haklı. Oyuncular 3. kartlarında atılmalı. Ya da 3 sarı kart bir sonraki maç için ceza yaratmalı. 4.2'de 5.9'a yükseldi sarı kart oranı son kupadan bu yana. FIFA'nın steril futbolu ve illa gol felsefesi bunu yaratan. Ve bu felsefenin sonucu ceza değil, diğeri için ödül. Bana rakibin gördüğü karta sevinmenin mantığını anlatır mısınız?
Hep söyledim, futbol golsüz de güzeldir. Almanya -Polonya maçı 0-0 bitse yine en iyi maçlardan biri olmayacak mıydı sanki?
Graham Poll bir hata yaptı. Dalga geçilecek kadar komik. Ama aslında doğrusunu yaptı, ne garip...
Şahit kalmadı
Ali Bumnijel, Dünya Kupası'na veda etti. Tunus'un 40'lık kalecisinin performansı Kuzey Afrikalılar kadar İngilizler tarafından da merak ediliyordu. Nedeni basit. Oyuncular arasında İngiltere'nin şampiyonluğu sırasında hayatta olan tek oyuncu o idi.
İngiltere, Wembley'de kupayı kaldırdığında o henüz 2 aylıktı. Şimdi yok. İngilizler bundan çıkarım yapıyorlar. Şahit kalmadıysa yeni şahitler yaratmalı.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|