Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Haziran 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Denktaş: AB ve Kıbrıs süreçleri ayrılmalı


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda söylemi sertleştirdi ve "AB süreci durursa dursun" diyerek, "Türkiye'den izolasyonlar kalkıncaya kadar adım beklemeyin" diyerek bir anlamda rest çekti.
"AB için Kıbrıs'ı feda edemeyiz" diyen Başbakan'daki söylem değişikliğini KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la konuştuk.
Denktaş, gerek Ankara'nın gerek KKTC yönetiminin "aldatıldık" duygusu içinde olduklarını belirterek, ödün vermenin sonu olmadığının anlaşıldığını, gelinen noktada sağlam ve sert durulması gerektiğini kaydetti.

"Süreçleri ayırın"
Rauf Denktaş'a göre, Türkiye'nin AB süreci ve Kıbrıs sorunuyla ilgili süreci birbirinden ayrılmalı. Bu sağlanmadıkça, Yunanistan'ın ve Güney Kıbrıs'ın Türkiye'ye sürekli engel çıkaracaklarının ve veto tehdidiyle süreci baltalayacaklarının da anlaşıldığını vurguladı.
Bu durumun AB'ye de zarar verdiğinin gösterilmesi gerektiği üzerinde duran Denktaş, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Rum tarafı Kıbrıs'ta üniter bir devlet istiyor. Bunun anlamı Kıbrıs Türkünü Rum yönetimine yamamaktır. Yapılmak istenen budur. Papadopulos, açıkça federasyon olmaz, üniter devlet olmalı, diyor.
Bunun anlamı Türkler Rum idaresine girsinler demektir, Türkler azınlık demektir. Böyle yaklaşınca, Kıbrıs sorununun çözülmesi mümkün değildir. Zaten Rumun da böyle bir derdi yoktur.
AB sürecinin ilerlemesi için yapılması gereken, bu iki konuyu birbirinden ayırmaktır. 1999'da Ecevit'e verilen taahhüt de buydu. AB süreci ile Kıbrıs süreci ayrı yürütülmelidir."

'Üye olunca'
AB'ye Türk tarafının öneri götürmesi gerektiğini belirten Denktaş, şöyle devam etti:
"AB'ye denebilir ki; siz de görüyorsunuz, Rum tarafı sürekli engelleme yapıyor. İki süreci birden tıkıyor. Bizim önerimiz şudur; bu iki süreci ayıralım ve AB'ye tam üye olduğumuz zaman konuyu çözüme kavuşturmak daha kolay olur. Madem müzakerelerin ucu açıktır o halde Kıbrıs sorununu bir yana bırakıp bu süreci tamamlayalım ve o koşullarda konuya eğilelim."

'Kendi formülümüz'
Rauf Denktaş'a göre, Türk tarafı başka formüller beklemeden kendi formülünü oluşturmalı ve onu gündeme getirmeli. Denktaş, bu yapılmadıkça Türkiye'nin de KKTC'nin de başkalarının formülleri peşinde sürüklenip zaman yitireceğini düşünüyor ve formülün temellerini de şöyle özetliyor:
"Bir kere kendi formülümüz olmalı ki, bunun çerçevesi de bellidir. Rum yönetim kendini adanın tümünün yönetimi olarak görmekten ve göstermekten vazgeçmelidir.
AB de Rum yönetimini böyle görmemelidir. Adada iki toplum, iki devlet, iki egemenlik, iki demokrasi olduğu kabul edilmelidir. Bu kabul edilmedikçe hangi zemin üzerinde çözüm arayacaksınız? Ama Rumlar bunu kabul etmediler, hâlâ da etmiyorlar. Oysa gerçek budur. Bunun için konfederasyon üzerinde durulmalıdır.
Güvenlik içinde iki devletin konfederasyonu. Başka türlü bir çözüm geliştirmek mümkün değildir. Rumlar federasyon yürümez, üniter devlet yürür diyerek, bu formüllere şimdiden kapıyı kapatıyor.
400 yıl iki ayrı toplum kaynaşmamışsa nasıl üniter yapıyla yürüyeceksiniz? Buna kendileri de inanmıyor, amaçları Türkleri yönetimleri altına alıp eritmektir. Bu artık iyice ortaya çıktı. Bu nedenle Türk tarafı kendi formülünü ortaya koymalıdır."

fbila@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Uyansın da büyüsün, tıpış tıpış yürüsün
Şöyle kalkındık, böyle kalkındık derken; piya...
Melih AŞIK
Pitonla köpürtaj
Arkadaşımız Fahrettin Fidan yine yapacağını y...
Fikret BİLA
Denktaş: AB ve Kıbrıs süreçleri ayrılmalı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusun...
Hasan CEMAL
Futbolkolik ile kulağının dibindeki borazan!
Sabahın köründe, kulağımın dibinde borazan ça...
Güneri CIVAOĞLU
Çankaya dosyası (2)
Dünden devam...
Can Dündar
En iyi bal, can sıkıntısının kovanından çıkar
En büyük keyfimdir biyografi, otobiyografi o...
Abbas GÜÇLÜ
Cimrilik yapıp saçlarınızı musluk suyuyla yıkamayın!
Hafta içinde gazetelerin ilavelerini okumaya ...
Hurşit GÜNEŞ
Ne yapılmalı?
Bugün Para Piyasası Kurulu olağanüstü toplana...
Fatoş KARAHASAN
Samimiyet, netlik ve gençlik ipi göğüsledi
Pazarlama dünyasının on bin temsilcisinin izl...
Metin MÜNİR
Kemal Baba'nın bir çiftliği vardı
Hafta sonunu arkadaşımın İngiltere'nin güneyi...
Hasan PULUR
Vergi, çiroz ve zekâ...
İNSAN bazen kendi kendisine hayıflanıyor, "Bu...
Derya SAZAK
Üç Denizin Sesi
Antik Likya'nın Finikelilere bıraktığı kültür...
Meral TAMER
DPT'nin kulaklarını çınlattık!
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Enerji Ens...
Ece TEMELKURAN
Piton Pakize'nin Ankara maceraları
Ankara Hayvanat Bahçesi'nin biricik gülü, özg...
Tamer HEPER
Kurumlar çöküyor
Geçen gün Fatih Adliyesi'nde işim var. Camdan...
Osman ULAGAY
Dalganın ardındaki 'büyük para'
Günümüzde, dünyada olup biteni yakından izley...
Güngör URAS
Yabancı yatırımcıya 'çifte kaymaklı' bono faizi
Yabancı yatırımcılara hükümetimizin ikramı ol...
Serpil YILMAZ
Ayfer Toprak: Siyasete gireceğim
Krizden 'bankasını kaptırarak' kurtulan Topra...

© 2006 Milliyet