Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Haziran 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AKP'nin de artık bir üniforması var

malphan@milliyet.com.tr

Geçen cumartesi günü Abdi İpekçi Spor Salonu'nda düzenlenen AKP İstanbul İl Kongresi'nde AKP'li milletvekilleri mavi, beyaz, kırmızı çizgili kravatlarıyla tek tip bir görünüm çizdi.
Tek tiplik, bir örneklik cemaat toplumunda karşımıza çıkar. Cemaatçi kültürden gelen gelenek, bireyselliği pek de hoş karşılamaz, herkes birbirinin aynıdır. Cemaat toplumunda topluluk vardır, birey yoktur. Farklılıklar kontrol edilir ve eritilir. Çağdaş toplumda ise herkes birbirinden farklıdır, bireyler birey olarak var olur.
Tek tip kravat görüntüsüyle AKP, gelenek olarak cemaatçi yapıya yakın olduğunu, hatta onun içinden çıktığını inkar edebilir mi? AKP'lilerin tek tip kravatları farklılığın değil, aynılığın benimsendiğini ortaya koyuyor. Anlaşılan şu ki bu partide farklı duruşlara, farklı görüntülere, dolayısıyla farklı bakışlara yer yok.

Üniforma ve iktidar
Üniforma iktidarı, iktidar arzusunu temsil eder. Üniformanın olduğu yerde iktidar, iktidarda kalıcılık isteği vardır. Hangi toplum veya hareket iktidar arzusundaysa üniforma karşımıza çıkar. İktidarın olduğu yerde ise çok seslilik, farklılık değil, tek seslilik, askeri nizam görülür.
AKP iktidar arzusunu öyle doyumsuz bir noktaya taşımış ki bu İl Kongresi'nde bile daha önce olmadığı derecede tek tip bir görüntüyle karşımıza çıkıyor.
Almanya'da Cemalettin Kaplan'ın bir etkinliğinde Kaplancılar spor salonunda bir örnek giyinmiş çocuk mücahitlerle gövde gösterisi yapmıştı. Diğer yandan 1996 yılındaki 1 Mayıs gösterilerine katılan DHKP-C'li gençler tek tip kıyafetle yürümüştü.
Sağda, solda, her yerde üniforma saplantısı var. İktidar da, karşı iktidar da kendisini üniformayla dışa vurur. Üniformanın olduğu yerde nasıl iktidar varsa, iktidarın olduğu yerde de üniforma kaçınılmaz.
Modern öncesi toplumlarda herkes aynıydı; farklılık bölünmeye, bozulmaya, çatışmaya gidiş sayılırdı. Anlaşılan AKP bu tür kaygıları şu günlerde derinden hissediyor ki aynen bunu çağrıştıran bir görünüm çiziyor, tek tipliğe sığınıyor.

Ne gerek var bunlara?

Süreyya Dürüst geçen yaz deniz kıyısında giydiği "kostümleriyle" ağızları açık bırakmıştı. İnsan onun fotoğraflarına baktığında, frapan bikinilerinin üzerine taktığı zincirlerin tenini yakıp yakmadığını, ağır makyajının akıp akmadığını merak ediyordu. Dürüst bu yaz da plajları şenlendiriyor. Payetlerle süslü yarı transparan dantelli elbisesi, yüzünün büyük kısmını kaplayan aynalı gözlükleri, bir kolunda kocası, diğer kolunda finosu ve deri çantasıyla plajdan çok partiye gider bir hali var. Tatildeyken insanın en rahat hali deniz kıyısında olmaz mıydı? Hani öğleden sonra duş alıp giyinince kendini şık ve daha iyi hissetmez miydi? Ne gerek var bu dantellere, payetlere? Bakıp "Ah ne hoş, ne şık" diyen oluyor mudur acaba? İnsan bu görüntünün karşısında ancak gülebilir, o kadar.


Bizim Stella yüzümüzü kızarttı

Şu sıralar modaya az çok ilgi duyan herkesin favori tasarımcısı Stella McCartney. Hani şu dergilerde anketler falan yapılıyor, klasik sorulardan biri de "Favori tasarımcınız kim?"
Etrafına bu işten anladığını, bu işi bildiğini (bilmese bile) biraz göstermek isteyenler, "Stella McCartney" cevabını yapıştırıyor. Yine de kimsenin günahını almayayım, gerçekten onu tanıyıp sevenler de yok değil. Aslına bakarsanız şu anda dünyada Stella McCartney fırtınası kopuyor.

Mezuniyetinde Naomi Campbell'ı giydirmişti
Biz Stella McCartney ile aynı moda okulundaydık ve ben okula başladığımda dönemin yeni mezunlarından olan Stella, diğer öğrencilerin üç-beş kuruşa manken kiraladığı mezuniyet defilesi için tasarladığı kıyafetleri arkadaşları Kate Moss, Naomi Campbell ve Yasmin Le Bon'a giydirerek yeterince antipatiyi üzerine toplamıştı.
Stella okulda arkadaşlarla çekiştirebileceğimiz ilginç figürlerden biriydi. Neler mi konuşuyorduk: Babası Paul McCartney olduğu için onu okula kabul etmişler; aslında hiç de yetenekli değilmiş; zaman bunu gösterecekmiş... Ve dedikodular böyle sürüp gidiyordu.
Geçen zaman yüzümüzü kızarttı. Stella McCartney gerçekten de bugünün modasında parmakla gösterilebilecek kişilerden biri oldu. 1997'de Chloe'nin başına getirildiğinde Karl Lagerfeld onu biraz küçümsemiş ve "Umarım babası kadar yeteneklidir" demişti. Öyle olduğu anlaşıldı ve 2000'de Gucci şemsiyesi altında kendi markasını kurdu. Son olarak da Adidas için bir koleksiyon hazırladı.
Bu koleksiyondaki parçaların sportif olup olmamakla pek ilgisi yok, gündelik hayatta kullanabileceğiniz türde montlar, tişörtler, şortlar, etekler, ceketler, terlikler var. McCartney "Fonksiyon ile stili kadınsılık unsuruyla birleştirdik ve sonuçları kortlarda görmek için sabırsızlanıyorum" demiş. O kortlarda bekleyedursun, bu tasarımları sokaklarda çoktan görmeye başladık.




CUMARTESİ
Kadın gözüyle Dünya Kupası
Özlediğimiz domatesler bu pazarda
"Perdede görmediğim dehşeti televizyon ekranında izliyorum"
Tatil valizi
"Bazen polisle de çalışıyoruz"
ne var, ne yok
"Jean moda değil ihtiyaçtır"
En moda En yeni





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet