|
 |
|
|
"İngilizim ama bir Osmanlı ve bir İstanbulluyum"
John W. Baker Türkçeyi birçok Türkten daha iyi konuşan bir İngiliz. Ayşe Kulin'in "Nefes Nefese" romanını İngilizceye o çevirdi. "İhtiras" isimli Türkçe bir oyun yazdı. Yakında bir filmde rol alacak
YAPRAK ARAS
Ayşe Kulin'in "Nefes Nefese" adlı kitabı İngilizceye çevrildi. Kulin'in son derece başarısız bulduğu ve yayımlanmayan "Adı Aylin"in çevirisini saymazsak bu, yazar için bir ilk. Bir diğer ilki ise İngiliz çevirmen John W. Baker yaşıyor. Emekli bir diplomat olan Baker, ilk kez Türkçeden İngilizceye bir roman çeviriyor. Baker Türkçeyi, çoğu Türkten daha iyi konuşuyor. Her sözcüğü doğru kullanıyor, aksanı yok.
Baker eski Türkçeyi de iyi biliyor. Zaten kendisini de "Bir İngiliz ama bir Osmanlı ve bir İstanbullu" olarak tanımlıyor. İngiliz Dışişleri'nden emekli olduktan sonra çocukluğunun geçtiği Türkiye'ye geri dönmüş ve Bodrum'a yerleşmiş. Hayatının en güzel evresini yaşadığını da sohbetimiz boyunca tekrarlıyor: "Türkiye'ye geri döndüğüm için çok mutluyum. Zaten tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıdır."
Kulin ise kitabının yurtdışında basılması kadar, Baker'ın "çevirmen olarak kısmetinin açılmasını"nı da istiyor: "Umarım bu, bir beraberliğin başlangıcı olur ve John daha çok kitabımı çevirir." (Röportajın tamamı Türkçe yapılmıştır.)
Türkçeyi nasıl öğrendiniz?
John W. Baker: Babam diplomat olduğu için çocukluğum İstanbul'da geçti. High School'a gidiyordum. Tahir Alangu gibi çok kıymetli öğretmenlerimiz vardı. Onlar bana hiçbir zaman edebiyatı bırakmamamı öğütlediler. Ne ilginçtir ki, buna ancak hayatımın kışında imkan buldum.
Diplomatik tercümandı
Türkçenizin aksan, akıcılık ve kelime seçimi bakımından bir Türk'ten farkı yok.
John W. B.: High School'dan sonra İngiltere'ye dönüp üniversite okudum ve İngiliz Dışişleri Bakanlığı'na diplomatik tercüman olarak girdim. İngilizce, Fransızca, Türkçe ve Rumca konuşuyorum. Meslek hayatım boyunca Türk diplomatlarla bir arada oldum. Türkçeyi çok güzel konuşanlarla arkadaştım ve böylece aksanım kuvvetlendi.
Çeviride niçin "Nefes Nefese"ye öncelik verdiniz?
Ayşe Kulin: "Nefes Nefese" İstanbul, Marsilya ve Lyon'da geçiyor; Yahudileri, Fransızları anlatıyor. Bu yüzden daha kolay basılacağını ve ilgi uyandıracağını düşündüm. Bir de yabancılar Türkleri ilk kez değişik bir açıdan görecek. Yaklaşık 30 yıldır çok kötü bir anti-lobi ile karşı karşıyayız. Tüm tarih, birçok dinin bir arada yaşadığı unutuldu, elde kılıç kalkan giden vahşi insanlar olarak tanıtılıyoruz. Elbet hatalarımız var ama hangi memleketin yok? Soykırım dedikleri şey bir savaştı. O yüzden "Nefes Nefese"nin çevrilmesini milli bir görev gibi istedim. Şimdi tüm kalbimle bu kitabın basılmasını ve okunmasını diliyorum.
John W. B.: Ayşe hanım birçoğumuzun bilmediği bir konuyu ele alıyor. Kitabı okunduğunda "Türkler ne kadar güzel bir şey yapmış" denecek.
John Baker'ı seçme nedeniniz nedir?
Ayşe K.: "Adı Aylin"in çevirisinden sonra anladım ki bir kitabı o dili anadili olarak bilen biri çevirmeli. Türkçede çok fazla deyiş var. Onlar bilinmeyince çeviri yerine oturmuyor. Ayrıca "Nefes Nefese"nin çevirisi bir gönül işiydi. John bir diplomattı; ben diplomatları anlatıyordum.
II. Dünya Savaşı Türkiye'sini yaşadığı için iyi biliyor. Her yazdığımı çok iyi anlayacak bir kişiydi.
"Benim için ideal çevirmen"
Bir araya gelmeniz nasıl oldu?
Ayşe K.: Müşterek bir arkadaşımız sayesinde tanıştık ve yemeğe çıktık. Zaten Türkçesini duyduğunda olayı çözüyorsun. Adam bizim gibi Türkçe konuşuyor. Kullandığımız deyimleri biliyor. Belki kendime göre bazı tuzaklar da kurmuşumdur, Türkçe neleri anlıyor diye. Bir önceki kuşağın Türkçesine hakim. Benim için ideal çevirmendi. John, kitap ve ben tamamen örtüştük.
Ayşe Kulin'i okur muydunuz?
John W. B.: Okur ve uzaktan takdir ederdim. "Adı Aylin"i okuduğumda çok beğenmiş ve "Acaba bunun filmi olmaz mı?" diye düşünmüştüm. Kitabını çevirmemi isteyince duyduğum sevinci ve onuru kelimelerle anlatamam. İngilizceyi bilen birçok Türk varken beni seçmesine çok sevindim.
Ne kadar zamanda çevrildi kitap?
Ayşe K.: Dokuz ayda bitti. Bu süre boyunca hiç bir araya gelmedik, yalnızca telefonlaştık çünkü hiç karışmak istemedim.
Çeviriyi yaparken nerelerde zorlandınız?
John W. B.: Ayşe hanımın üslubundan uzaklaşmamaya çalıştım. Vermek istediği duyguya en yakın İngilizce sözcükleri seçmeye çalıştım.
Çeviriyi beğendiniz mi?
Ayşe K.: İlk başta cesaret edemedim okumaya ama şimdi okurken inanamıyorum. Çeviri değil sanki John kendi yazmış gibi.
Sırada ne gibi projeleriniz var?
John W. B.: İstanbul'la ilgili bir roman yazmak ve çevirilere devam etmek istiyorum. Türkçe üzerine çalışmaya devam edeceğim.
John W. B.: "Reşat Nuri Güntekin'i çok seviyorum"
Türkçe ile ilgili ilk çalışmanız "Nefes Nefese"nin çevirisi mi?
Bundan üç yıl önce Gencay Gürün için eski bir filmden esinlenerek "İhtiras" isimli bir oyun yazmıştım. Çok onur duymuştum.
Türkçeye kazandırmak istediğiniz bir edebiyat eseri var mı?
Evet, var. Reşat Nuri Güntekin'i çok seviyorum. Gençliğimde "Çalıkuşu"nu okuduğumda olağanüstü aşık olmuştum ve sonra birkaç kez okudum. Onu çevirmek isterdim. Bir de Kürşat Başar'ın "Başucumda Müzik" isimli kitabını çok beğendim.
Diplomatlara ithaf etmişti
Kulin'in Türk diplomatlarına ithaf ettiği "Nefes Nefese", Yahudi bir gence (Rafael) aşık olarak Türkiye'yi terk eden Selva'yı, Nazi işgali altındaki Fransa'da geçen zor günleri, soykırım tehdidiyle karşı karşıya olan Yahudileri trenlerle Türkiye'ye kaçıran diplomatları anlatıyor.
|
|
|

|