Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Haziran 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Keşke tuvaletli bir resmim olsaydı'

"Latife Hanım" kitabıyla bir döneme ışık tutan İpek Çalışlar: "Latife Hanım, Atatürk'ün cumhuriyet balolarındaki dans fotoğraflarını görünce 'Keşke benim de tuvaletli bir resmim olsaydı' diye hayıflanıyor"

SOHBET ODASI
DERYA SAZAK




DERYA SAZAK: Prof. Reşat Kaynar'ın bir sözünü kitabınıza almışsınız: "Latife Hanım'ın belgeleri incelenmeksizin cumhuriyet tarihinin yazılması mümkün olmaz." Türk Tarih Kurumu'nda saklanan mektupların yayımından son anda vazgeçildi. İki yıldır üzerinde çalıştığınız "Latife Hanım" biyografisi yeni bilgiler sunuyor. Siyah - beyaz fotoğrafların başı bağlı Latife Hanım'ı nasıl bir kadın?
İPEK ÇALIŞLAR: O fotoğraf beni doğrusu çok etkilemiştir. Dedem, Kel Osman namıyla (Erkeller) anılırmış, Milli Mücadele yıllarında Ankara'nın ilk emniyet müdürü, daha sonra Uşak'ta Tekel Müdürlüğü yapmış. Evimizin duvarında asılı o fotoğrafta Latife Hanım ve Mustafa Kemal Paşa Uşak'ta halkın arasında gözüküyor. Kendimi kadın hareketinin bir parçası olarak görüyorum. Fakat tarihe yön veren kadınlar kimler diye baktığımda birdenbire Latife Hanım'ı hiç görmediğimizi fark ettim. Hep örtülü kalmış.

Mustafa Kemal ile tanışmalarından başlayalım isterseniz, İzmir'de işgal son bulurken Latife Hanım'ın karargâha geldiği anlatılır...
Bir efsane yaratılmış ama öyle değil. Buradaki hikâye çok daha güzel. Mustafa Kemal Paşa'ya İzmir'de güvenli bir ev aranıyor. Uşakizadeler o dönemin varlıklı, tüccar ailesi. Kızları Latife Hanım'a Ankara'dan haber geliyor. Bir davet mektubu yaz ki Paşa'yı getirelim. Evliliğe giden yol öyle açılıyor. O günlerde Paşa'yı ve yaverlerini şaşırtacak kadar ileri görüşlü, birkaç yabancı dil bilen, güçlü ve eğitimli bir kadın Latife.

Bir çift mavi göz
İzmir'deki köşkün verandasında karşı karşıya geldikleri an Latife Hanım, Mustafa Kemal Paşa'nın gözlerine âşık olmuş. Halit Ziya'ya yazdığı bir mektubu biliyoruz, "Bir çift mavi göz bana oradan bakıyordu" gibilerinden... Atatürk de kadınlara çok duyarlı, kafasındaki değişimi gerçekleştirmek için Latife Hanım'dan fevkalade etkileniyor.

O dönemde kadınların böyle aşkını dışa vurması olağan mı? İşgal altındaki Anadolu'da Milli Mücadele'yi yöneten Mustafa Kemal'in Fikriye ve Latife Hanım'la ilişkilerini nasıl yorumlamak gerekiyor?
Savaş, aşkları da kışkırtır. O kadar ağır koşullardan gelmişler ki herkes duygularını açıklamakta kendisini daha özgür hissediyor. Mustafa Kemal'in o ara evlenmemek gibi kesin bir kararı var, Latife'nin hayatına girişi her şeyi altüst ediyor. Genç bir kadın, melek yüzlü, öyle alımlı falan değil ama çok etkileyici. İzmir'deki Beyaz Köşk'te 15 gün kalıyor Mustafa Kemal ve Latife'ye üç kez evlenme teklif ettiğini biliyoruz.

Lirik bir evlilik teklifi...
Çok ilginç, Mustafa Kemal evden çıkarken Latife'ye beklenmedik bir ricada bulunuyor: 'Bugün odamı siz toplayabilir misiniz?' diye... Latife yatak odasına girince, yatağı toplanmış buluyor. Mustafa Kemal'in duvardaki resmi yatağın üzerinde duruyor. Çerçevenin yanına da bir gül iliştirilmiş. Latife Hanım bir anlam veremeden resmi duvara asıyor. Paşa dönüşte Latife'den resmi getirmesini istiyor. 'Lütfen arkasına bakar mısınız' deyince durum anlaşılıyor:
"Resme bak ve hâlâ hayır diyorsan bir daha teklif etmeyeceğim."


Latife Hanım için müftü görüş verdi

Çankaya'da Fikriye Hanım varken, Latife aşkı başlıyor.
Fevkalade gergin günler. Çankaya'nın hanımefendisi Fikriye Hanım. Hıfzı Topuz'un kitabında bir iddia var ki, dışarıya yansımamış bir evlilikten söz ediliyor, Fikriye ile. Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım Fikriye'ye mesafeli. İzmir'de Latife'den bahsedildiğini duyunca kızı görmeye gidiyor. O günlerde ağır hasta. Fikriye de rahatsızlandığı için Münih'te bir sanatoryuma gönderilmiş. Mustafa Kemal'in Zübeyde Hanım'ın ölümünden üç gün önce Latife Hanım'la nişanlandığını İsmet Paşa'nın Lozan'dan gönderdiği tebrik telgrafından öğreniyoruz.
Lozan görüşmeleri 24 Ocak'ta kesintiye uğruyor. İnönü'den "Durum kötüye gidiyor" diye telgraf geliyor. 29 Ocak'ta Mustafa Kemal evleniyor. Bunun ardında bir dünya politikası yatıyor. Yabancı devletlere, Türkiye hakkında ne düşünüyorsanız düşünün, bizde "İşler iyiye gidiyor" mesajını veriyor, Latife ile nikâh kıyarak.

Latife Hanım, evlenmeden önce örtünmeyen modern bir kadın, sonra niye başını bağlıyor?

1920'ler muhafazakârlığın yoğun olduğu bir dönem. Kadınların bu örtülerden kurtulması konusunda Mustafa Kemal Paşa'nın da kafasında net bir fikir var. Ama Latife Hanım'ın 2.5 yıllık evliliği sırasında başı açık tek bir fotoğrafı yok. Hepsinde örtülü. Birlikte gezilere gittiklerinde gayet kapalı giyiniyor. Kendi zarafetini, şıklığını her zaman koruyor, yüzü açık, hafif makyajı yerinde ama Latife Hanım, muhafazakâr kesimi kışkırtmamak açısından kendisi özveride bulunuyor. Osmanlı genelgeleri sürüyor, kadınların kapalı giyinmesi konusunda. Mustafa Kemal'in karısı açıldı dedirtmemek için örtünüyor.
Bir Anadolu seyahati öncesinde müftüden kıyafetle ilgili karar çıkartılıyor...
Evet, çünkü çok fazla dedikodu yapılıyor. Güzel bir fotoğrafı var Adana'da üzerinde bir tayyör, başı bağlı ama saçları uçuşuyor, göğüsleri belli oluyor, istasyondaki o görüntüsü eleştirilince müftüden görüş çıkartıyor Mustafa Kemal, "Eşinin yanında gezmesi, kılık kıyafeti uygundur" diye. Latife Hanım'ın kendi sözleri de var:
"Peçe kalkacaktır ama evrim içinde" diye. Mustafa Kemal'den ayrıldıktan sonra Atatürk'ün cumhuriyet balolarındaki dans fotoğraflarını görünce 'Keşke benim de tuvaletli bir resmim olsaydı' diye hayıflanıyor.

Atatürk'ün hayatını kurtardı

Latife Hanım'ın Ankara'ya gelişi başlı başına bir olay.
Mustafa Kemal Paşa'nın karısı Meclis'te aynen onun gibi bir koltukta oturuyor, bacak bacak üstüne atıyor erkeklerle ve diplomatlarla konuşuyor. Dış basında haber olmuş! Cesur bir kadın aynı zamanda. Topal Osman çetesinin bağ evine kurşun yağdırdıkları gece Mustafa Kemal'e çarşafını veriyor, kendisi portakal kasası üzerine çıkarak başına taktığı kalpakla dışarıdakileri yanıltıyor. Atatürk kurtuluyor. Tarihimizin görmediği bir olay da Mustafa Kemal kalp spazmı geçiriyor, İzmir'de uzun bir tatile çıkıyorlar. El bombalı bir suikast olayı yaşanıyor. Bu girişim sırasında Latife Hanım yaralanır. Gazetelerden birinde Latife Hanım'ın suikastçının dikkatini dağıtarak Mustafa Kemal'in hayatını kurtardığı yazılıdır.

Latife Hanım'ın güçlenmesinden Mustafa Kemal'in çevresi rahatsız mı oluyor?
Zamanla Latife Hanım da ölçüyü kaçırmış olabilir ama asıl huzursuzluk şundan doğuyor: Latife Hanım birdenbire Çankaya'da çok önem kazanınca öteki yakın çevre geriye itilmiş oluyor.

Niye korkulmuş, gizli tutulmuş Latife Hanım'ın mektupları?
Anıları endişe yaratmış olabilir. Mustafa Kemal'i çok sevmekle birlikte eleştirisini de eksik etmeyen bir kadın. Özel bölümleri hariç mektuplar yayımlanmalı.


Çankaya için kulis

Milletvekili olmak istiyor...
İstiyor ama o sırada kadınların siyasi hakları yok. Bana ilginç gelen asıl cumhuriyet ilan edildikten sonra Mustafa Kemal'in cumhurbaşkanlığına adaylığı... Mustafa Kemal cumhurbaşkanı olmak istiyor. Aralarında adaylık meselesi konuşuluyor. Orada bir nabız tutma meselesi var, Latife Hanım da çevresindeki insanlara sorarak Mustafa Kemal'in adaylığıyla ilgili kulis yapıyor.
Latife Hanım çok inatçı bir kadın. Kadın haklarını sonuna kadar savunmak istiyor, Çankaya'nın bahçesinde konuşma provaları yaptığı için Hüsrev Gerede bunu korkunç bir şeymişçesine "Domestenes gibi dolaşıyordu" diye yazmış. O dönemin medyatik starı Latife Hanım, ne yapsa olay oluyor.

'Garnizona gelin'

Trenle çıkılan balayında da Mustafa Kemal, vagondaki eşini yalnız bırakarak yaveri ve geziyi izleyen gazeteciyle gece boyunca poker oynuyor. Baş başa kaldıkları anlar yok gibi.
Çok kalabalık yaşanıyor. Onun için Latife'ye "Garnizona gelen gelin" dedim. Etraf erkek dolu, hizmetkârların hepsi erkek yaverler gelen paşalar, milletvekilleri, bakanlar. Çünkü kadınlar genelde onlara eşlik etmiyorlar. Akşam kurulan sofrada Latife Hanım tek kadın olarak ortada kalıyor. Çankaya sofrası, Latife Hanım'la Mustafa Kemal'in arasına giren ikinci problem. Mesela oraya İsmet Paşa'nın eşi Mevhibe Hanım hiç oturmuyor. Memleket meseleleri konuşuluyor ama içkiler içilince kontrol kaybediliyor. Erkek muhabbeti var.

Eşitlikçi bir kadın

Evlilik devam etseydi Türkiye'de kadının güçlenmesi ya da siyasette daha erken rol alması açısından birtakım etkileri olur muydu?
Latife 1925'te ayrılıyor Çankaya'dan. Kadınlar seçme ve seçilme hakkını 1935'te elde ediyor. 10 yıl içinde Türkiye'de muhalefet bastırılıyor, Serbest Fırka'nın kapatılması o döneme rastlar. Kadın hareketleri de güç kaybediyor. Latife Hanım Çankaya'da kalsa kadın haklarının sigortası olurdu diye düşünüyorum. Çevresindekileri "Mustafa Kemal Paşa hazretleri" diye kitap ettikleri bir dönemde Latife eşine topluluk içinde "Kemal" diye seslenecek kadar eşitlikçi ve güçlü bir kadın. Anılarında ise "Paşam" diyor.

Fikriye'nin ölümü

Fikriye'nin ölümü sonun başlangıcı...
Esas soğukluk Fikriye'nin ölümüyle geliyor. 24 Haziran 1924'te Fikriye dönüyor ve Ankara'ya gitmeyeceksin telkinlerine rağmen 'Çankaya'ya nasıl giremem' diye inatlaşıyor. Veda etmeye geliyor ama Fikriye'nin iki tabancayla geldiğini söylüyor Kılıç Ali. Muhtemelen Mustafa Kemal'i ve Latife'yi öldürüp ikinci silahla kendisini vuracak. Çankaya'da intihar ettiği açıklanıyor. Resmi bilgilerde yaverler "Randevunuz yok, içeri giremezsiniz" diyorlar, tuvalete gireceğini söylüyor. Doğru ya da değil, yaverler çantasında silah gördüklerini söylüyor, geldiği faytona bindiği anlatılıyor ve bir silah sesi duyuluyor. Ölümü karanlık. Evliliği bozanın ölüm olduğu anlaşılıyor.

Dili sürçünce...

Atatürk, Latife Hanım'ı mı suçluyor?
Öyle bir şey yok ama bir gerginlik doğuyor. Mustafa Kemal'in hayatını paylaşmış kadın Fikriye, Çankaya'nın 200 metre ötesinde ölüyor. Bir gün otururlarken Mustafa Kemal pat diye "Fikriye" diyor Latife Hanım'a. Latife küsüp gidiyor. Boşanmak istediğini bildiriyor ailesine. "Paşa'nın dili sürçmüş, haksızsın yapma" diyorlar, Latife yelkenleri indiriyor ama Fikriye'nin ölümü hep bir gölge olarak kalıyor. Ondan sonra gerginlikler, gezilerde, Atatürk'ün sofrasında bakanlar, başbakan varken çıkan tartışmalar, kavgalar. Latife Hanım hep yalnız kalıyor.

Hıçkırarak ağladı

Boşandıktan sonra Mustafa Kemal Paşa ile Latife Hanım hiç görüşmüyorlar mı?
Barıştırmak isteyenler olmuş ama sanırım bu ayrılığı kalıcı kılmak isteyenlerin sayısı daha fazla, birbirlerine çok kırılmışlar herhalde. Sonraki yıllarda Latife sandalla Göksu'da gezinirken Mustafa Kemal tekneyle geçiyormuş. Görüşmüşler. Latife Hanım o gün eve döndükten sonra hıçkıra hıçkıra ağlamış.




SİYASET
'Keşke tuvaletli bir resmim olsaydı'
Edelman'ın şifreleri
'Diplomatik çözüm herkesin çıkarına'
AKP'de cumhuriyet çıkışı
DTP'den açık PKK beyanı
Türk'e 'Sayın Öcalan' davası
MGK'da 'doktorlar' konuşuldu
TTB'de zafer Gürsoy ve ekibinin
Yılmaz: Türkiye'ye çatı parti gerekli






Olay Yaratan Şemdinli İddianamesi (PDF) (DOC)

Taha AKYOL
Gül'ün İran misyonu
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'ün İran gezisin...


 AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)


 AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
 Kopenhag Kriterleri

© 2006 Milliyet