Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Haziran 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Avrupa'da sanıldığı kadar yalnız değiliz


Son yazılarımda AB üyeliği konusunda Türkiye'nin de kendi "hazmetme kapasitesi" ile tanışmaya başladığına işaret etmeye çalıştım. Bu kez projektörü tekrar Avrupa'nın "hazmetme kapasitesi"ne çevirmek istiyorum.
Bu açıdan en vahim gelişme, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun 10 gün kadar önceki sözleriydi. Barroso, birçok Avrupalı tarafından farklı bir kültüre ait olduğu düşünülen Türkiye'nin AB üyeliği sürecinin her iki tarafı çok zorlayacağını söyledi.

Türk işçileri sorunu
Daha sonra "yanlış anlaşıldığını" belirtse de, bu sözleri Avrupa'da ve Türkiye'de, "Türkiye'nin üye olması zor" diye algılandı. İkinci vahim yaklaşım Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel'den geldi.
Avusturya'da yayımlanan "Die Presse" gazetesine konuşan Schüssel, "Türkiye'ye, ismi 'üyelik' de olsa, ayrı bir statü verileceğini" söyledi. Ardından, "Türkiye'nin, Macaristan'ın sahip olduğu statüye sahip olmasını olası görmediğini" belirtti.
Bu arada, ülkesinin Türk işçilerine açılmaması için "çaba sarf edeceklerini" de vurgulayarak sokaktaki Avusturyalının asıl korkusunu da tekrar dışa vurmuş oldu.

'Dışlayıcı arayış'
Arkası kesilmeyen bu tür açıklamalar, "Türkiye" tartışmasının müzakere sürecimizin sonuna kadar süreceğini gösteriyor. Ancak, meydanın Türkiye'ye bu gözle bakanlar açısından boş olduğunu da söylemek hatalı olur.
İster kendi çıkarları için olsun, ister buna gerçekten inandıkları için olsun, isterse Avrupa'nın tekrar "kültür eksenli" ve "dışlayıcı" bir arayışa girmesinden duydukları rahatsızlık nedeniyle olsun, bu yaklaşıma karşı çıkan Avrupalıların sayısı da az değil.
Bunu son olarak Litvanya Cumhurbaşkanı Valdas Adamkus'un Milliyet'e, Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Halonen'in Avusturya'da yayımlanan "Kurier" gazetesine verdiği demeçlerde ve Atina'yı ziyaret eden Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier'ın açıklamalarında gördük.

'Avrupalı olma' hevesi
Bu gerçeği, BBC World'de cumartesi günü yayımlanan ve bir tarafta Alman Yeşilleri adına konuşan Cem Özdemir ile İngiliz İşçi Partisi kökenli Avrupa Parlamentosu üyesi Gary Titley'in, diğer taraftaysa -Avrupa sağını temsilen- Macar ve Avusturyalı Avrupa Parlamentosu üyeleri Gyorgy Schopflin ile Paul Ruebig'in yaptıkları hararetli tartışma da ortaya koydu.
Schopflin ile Ruebig'in tutarlı bir yaklaşım sergileyemedikleri bu uzatmalı tartışma sürerken, hangi argümanların sonunda ağırlık kazanacağını yine tek bir şey saptayacak. O da Türkiye'nin "Avrupalı olma" yolundaki hevesi, kararlılığı ve çabası.

Çatlak sesler
Atatürk sağken ve 1940'ların ortasına kadar gayet belirgin olan bu boyut, günümüz Türkiye'sinde artık iyice bulandı. Türkiye'nin AB perspektifinin asıl zayıf halkası budur. Yoksa, özellikle Avrupa'nın sağından yansıyan "kültür eksenli" çatlak sesler değil.
***
"Pew Global Tavırlar Araştırması" ile ilgili son yazımda, araştırmanın "50 ülkede 90 bin kişinin sorgulanması"yla yapıldığını yazdım. Oysa 13 ülkede 14 bin kişi sorgulanmış. Verdiğim diğer rakamlar ise doğrudur. Bu ilginç araştırmayla ilgilenenler www.pewglobal.org adresine bakabilirler.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Gül'ün İran misyonu
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'ün İran gezisin...
Çetin ALTAN
Cinsellik konusunda yabancı izlenimler
Kanada'da müzikçi bir ailenin kızı... Ülkesin...
Yasemin CONGAR
Erdoğan ile Gül arasında
AKP'li bir isim, geçen hafta, dış politikaya ...
Can Dündar
Gençlerin dilindeki ÖSYM şarkısı
100 yıl sonra biri çıkıp "20. ve 21. yüzyıll...
Semih İDİZ
Avrupa'da sanıldığı kadar yalnız değiliz
Son yazılarımda AB üyeliği konusunda Türkiye'...
Metin MÜNİR
'IMF'den yeni kredi gelmeden olmaz'
Geçen defaki ekonomik kriz bankaları vurdu. B...
Faik ÖZTRAK
Olağanüstü toplantılar ve olağanüstü durum
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu son bir...
Hasan PULUR
Cahil ile âlim bir olur mu?
KEÇECİZADE Fuat Paşa'nın bir sohbetinde Hıris...
Yaman TÖRÜNER
Kriz iyi yönetiliyor mu?
Kriz yönetimi sırasında, çoğu zaman ekonomini...
Osman ULAGAY
Bu dalga Türkiye'yi batırır mı?
Türkiye'nin artık ekonomik ve mali krizler ya...
Güngör URAS
Dağ fare doğurdu (Teşhis yanlış ise tedavi başarılı olmaz)
Dağ Fare doğurdu. Üç gün önce "faiz artışı iş...

© 2006 Milliyet