Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Haziran 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'IMF'den yeni kredi gelmeden olmaz'


Geçen defaki ekonomik kriz bankaları vurdu. Bu defaki (Başbakan'ın hoşuna gitmese de artık kriz kelimesini kullanabiliriz sanıyorum) özel şirketleri.
Bankacıların tahminlerine göre Türk özel sektörünün döviz borçları 60-70 milyar dolar arasındadır.
Dövizin keskin bir biçimde yukarı seyrindeki en büyük etken ise şirketlerinin can havliyle dövize hücum etmesidir.
Türkiye birçok şirketin borçlanırken kendi parasını kullanmadığı, garip bir ülkedir.
Şirketler dövizi tercih ediyorlar çünkü dövizle borçlanmak Türk lirasıyla borçlanmaktan ucuzdur. İstikrar varken bu iyi bir politikadır. Şimdi olduğu gibi aniden istikrar bozulduğunda ise şirketler şemsiyesiz yağmurda kalır.
Son üç yıl içinde döviz fiyatlarının düşük seyretmesi ve istikrarın süreceğine olan inanç döviz cinsinden borçlanmaları artırdı.
Buna ek olarak birçok şirketin defterlerinde back to back diye tarif edilen krediler var. Bu sistem şöyle çalışıyor. Diyelim ki patronun Deutsche Bank'ın Londra şubesinde 10 milyon dolar parası var. Bunu teminat olarak bloke ettirerek 10 milyon dolar "kredi" alıyor ve yatırım yapıyor.

Saçını başını yolan var
Türkiye'nin eski günlerine ebediyen veda ettiğine inanan birçok patron bu şekilde parasını geri getirdi. Ve şimdi muhtemelen saçını başını yoluyor.
"Özel sektör dolar-TL türbülansına çok kötü yakalandı" diye konuştu bir bankacı.
En kötü yakalananlarsa özelleştirmeden döviz borçlanarak şirket satın alan Koç ve Oyak'tır. Koç Tüpraş için 4.3 milyar dolar, Oyak Erdemir için yaklaşık 2 milyar dolar borçlandı.
Dövize ilk saldırı açık pozisyonlarını kapatmak için yabancı para satın alan bankalardan geldi. Özel şirketler arkadan gelen dalganın sorumlusudur. Geçen cuma akşama doğru ise borsada yabancılardan yoğun satışlar gelmeye başladı.

Yabancılar yolu bulmuştu
Bankaların döviz satmamaları küçük miktarda döviz taleplerinin bile kuru yükseltmesine neden oluyor.
Kendini ateşin içinde bulan Merkez Bankası yeni ekibinin çekingen, ne yapacağından pek emin olmadığı izlenimi veren müdahaleleri durumun daha da kötüleşmesine neden oldu. Hükümetin yabancıların Türk finansal araçlarına yatırımlarından alınan % 15 vergiyi merasimle kaldırması durumun ciddiyetine tam vakıf olmadığını gösterdi. Yabancılar bu vergiyi ödememenin yolunu zaten bulmuşlardı.
TL'nin zayıflaması dış etkenlerle başladı. Zayıflamaya devam etmesinin nedeni hükümete duyulan güvensizliktir. Başbakan'ın Merkez Bankası'nı siyasileştirme gayreti, yarattığı lüzumsuz gerilimler, cumhurbaşkanlığı seçimini krize sokacağı konusundaki kanaatin yaygınlaşması doların bir daha hiçbir zaman eski seviyesine inmeyeceği inancını doğurdu. Yarın daha da pahalı olabilir düşüncesi doların yükselmesinde önemli bir unsur oldu.

Sorun döviz kıtlığı sorunu
Bu koşullar altında dolar muhtemelen tırmanmaya devam edecek ve Merkez Bankası ne yaparsa yapsın bunu önleyemeyecek. Çünkü sorun Türk lirasının çekici olup olmadığı değil, döviz kıtlığı sorunudur. Konuştuğum bazı analistler hükümetin Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) 20-30 milyar dolarlık yeni bir stand-by kredisi almadan dövizin yerine oturmayacağını söylüyorlar.
Bunlardan biri şöyle konuştu: "Yeni bir IMF kredisi olmadan dövizdeki çalkalanma durulmaz, çalkalanma durulmadan da faizler yerine oturmaz. Problem bir likidite problemidir. Yüksek döviz talebi var ama Merkez Bankası bunu karşılayacak kaynaklara sahip değil."

mmunir@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Gül'ün İran misyonu
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'ün İran gezisin...
Çetin ALTAN
Cinsellik konusunda yabancı izlenimler
Kanada'da müzikçi bir ailenin kızı... Ülkesin...
Yasemin CONGAR
Erdoğan ile Gül arasında
AKP'li bir isim, geçen hafta, dış politikaya ...
Can Dündar
Gençlerin dilindeki ÖSYM şarkısı
100 yıl sonra biri çıkıp "20. ve 21. yüzyıll...
Semih İDİZ
Avrupa'da sanıldığı kadar yalnız değiliz
Son yazılarımda AB üyeliği konusunda Türkiye'...
Metin MÜNİR
'IMF'den yeni kredi gelmeden olmaz'
Geçen defaki ekonomik kriz bankaları vurdu. B...
Faik ÖZTRAK
Olağanüstü toplantılar ve olağanüstü durum
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu son bir...
Hasan PULUR
Cahil ile âlim bir olur mu?
KEÇECİZADE Fuat Paşa'nın bir sohbetinde Hıris...
Yaman TÖRÜNER
Kriz iyi yönetiliyor mu?
Kriz yönetimi sırasında, çoğu zaman ekonomini...
Osman ULAGAY
Bu dalga Türkiye'yi batırır mı?
Türkiye'nin artık ekonomik ve mali krizler ya...
Güngör URAS
Dağ fare doğurdu (Teşhis yanlış ise tedavi başarılı olmaz)
Dağ Fare doğurdu. Üç gün önce "faiz artışı iş...

© 2006 Milliyet