|
 |
|
|
Olağanüstü toplantılar ve olağanüstü durum
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu son bir ay içinde ikinci kez olağanüstü toplandı. Olağanüstü toplantılar hem Merkez Bankası'nın piyasaları geriden takip ettiği görüntüsünü yaratıyor, hem de olağanüstü durum endişelerini pekiştiriyor.
Türkiye son iki aydır dünya piyasalarında yaşanan iklim değişikliğine bağrı açık yakalandı. Küresel iklimdeki yaşanan olumlu havaya ve 2001 sonrasında gerçekleşen reformların artırdığı güvene bağlı hızlı iyileşmeyi kendinden menkul sanan hükümet kışa hazırlık yapma gereğini duymadı. Hükümetin, bizden-onlardan ayrımı yaptığı algılamasına yol açan uygulamaları siyasi istikrarı bozdu.
Süratle düzeltmek
Yaşadığımız bu karmaşadan bir tek Merkez Bankası'nın sırtına binerek çıkamazsınız. Fırsatları hovardaca harcamanın mutlaka bir bedeli olacaktır. Ne yazık ki bu bedelin önemli bir kısmı, har vurup harman savurma döneminden pay alamayan, çalışan, üreten ve sürekli işsizlik ve yoksullukla boğuşan kesimlerin sırtına binecek.
Bu yükü artırmamanın tek bir yolu var. Dünyada risk iştahının sona erdiğini ve artık sermayenin yönünün itici faktörler tarafından değil, çekici faktörler tarafından belirleneceğini kabul etmek. Bu çerçevede ekonomide kırılganlık yaratan unsurları süratle düzeltmek.
Hükümetin son dönemdeki rahatlığını alkışlayan IMF'nin de ülkenin içine düştüğü durumda çok ciddi bir sorumluluğu var. IMF derhal çağrılmalı ve birlikte neyin niçin yapıldığını ve yeni hedefleri ortaya koyan, güçlendirilmiş bir program açıklanmalıdır. Bu çerçevede alınacak mali tedbirler ve yerli piyasaların hazmetme kapasitesinin ötesindeki sermaye hareketlerini önleyecek stratejiler gecikilmeden ortaya konmalıdır. IMF'nin geçen hafta yayımladığı küresel piyasalarla ilgili revize raporda yükselen piyasalar arasında yılın kalan bölümünde programa göre en fazla dış borçlanma yapması gereken ülke biziz. IMF, yeni ve piyasaları tatmin edecek bir mali destekle bu programın arkasında duracağını dünyaya taahhüt etmelidir.
Siyasi belirsizlik
Merkez Bankası iletişim stratejisinde önemli değişiklikler yapmalıdır. Türkiye'nin içinde bulunduğu durum, enflasyondaki artış ve cari açığın nedenleri hakkında bankanın görüşü ekonomik birimlere, geçmişte yapılan hatalara gerekçe üretmeden, samimi ve net bir şekilde anlatılmalıdır. Alınan önlemlerle nereye varılmak istendiği ortaya konmalıdır. Politika faizlerinin artma olasılığının azalma olasılığına göre ne kadar yüksek olup olmadığına dair söylemler bir müddet için bir kenara bırakılmalıdır.
Siyasi belirsizlik ekonomiyi olumsuz etkileyen en önemli unsurlardan biri olmaktadır. Silahlı Kuvvetler'de yaşanacak görev değişimine müdahale söylentileri, cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili spekülasyonlar ve erken seçim senaryoları çok ciddi politik gürültü kirliliği yaratmaktadır. Bu alanda hükümet, toplumda yaşanan endişeleri süratle giderecek taahhütleri kelimelerle oynamadan net biçimde açıklamak durumundadır. Tek parti iktidarınca yaratılan bu istikrarsızlığı içeride ve dışarıdaki oyuncuların içlerine sindirmesi çok zordur.
Piyasalarda beklenen düzelme ancak enflasyonun yeniden gerilemeye başlaması, cari açığın azalması ve siyasi tansiyonun düşmesiyle gerçekleşebilecektir. Herkesin üzerine düşeni yapmama marjı sıfıra inmiştir. Hükümet, IMF ve Merkez Bankası taşın altına birlikte ellerini koymak durumundadırlar.
Hükümet seçim yaklaşmışken ben bunları yapamam diyorsa, bu güne kadar riski artıran bir unsur olarak görülen, erken seçim, riski azaltacak tek çözüm haline gelecektir.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|