|
 |
|
|
Kentlerin katledilmesinde başkanlar kadar odalar da sorumlu
Satır Arası / Deniz Sipahi
Pazar günkü yazıma birçok destek geldi.
Kısa bir özet yapayım.
Meclis'te yeni bir yasa üzerinde çalışılıyor. Dönüşüm Alanları Hakkında Kanun Tasarısı...
Buna göre konutun 12 Ekim 2004'ten önce yapıldığını belgeleyen gecekondu sahiplerine; 20 yıl vadeyle, yapılacak sosyal konutlardan verilebilecek.
Tasarıyla, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait harekat, eğitim ve savunma amaçlı kullanılan alanlar kapsamı dışında tutuluyor.
Ancak yasanın geçmesinden sonra bu gölgelerin ne olacağı henüz netleşmiş değil.
O günkü yazımda da belirtmiştim.
Benim bu konudaki tavrım çok net.
Birçok kişi askerlerin bulunduğu bölgelerin kent merkezinde kaldığını ve zaman içinde buraların terkedilmesi gerektiğini düşünüyor.
Ben ise aksini düşünüyorum.
Ve iyi ki; askerler yıllar önce buralara yerleşmiş diyorum.
Nedenini biliyorsunuz; kentlerin nefes aldığı, gecekonduların olmadığı yerler askerlerin bulunduğu alanlar.
Eğer askerler Bayraklı'da, Bornova'da, Narlıdere'de olmasalardı; kent çok daha vahim bir noktada olurdu.
Bana gelen mesajlarda bazı okuyucular diyor ki.
"Dünyanın neresinde böyle bir fotoğraf var. Buraları kentin artık en değerli yerleri ve çok daha farklı amaçlara hizmet etmeli..."
Aynı şeyi ben de soruyorum.
Dünyanın neresinde böylesine heba edilmiş, çirkinleştirilmiş, gecekondulaştırılmış kentler var?
Estetik kaygıdan uzak, kentin geleceğine hizmet etmeyen aksine bir kargaşa yaratan yapılar...
Bana kızıyorlar biliyorum.
Ama ben belediye başkanları kadar odaların da bu konuda günahı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü birçok gelişmeye seyirci kaldılar; seslerini çıkarmadılar.
Oysa herkes biliyor ki; bir gelişmiş batı ülkesinde odaların bu olaylar karşısındaki tepkileri çok daha sert olurdu.
Odalar, medyatik birkaç olayın arkasına katılıp görevlerini yaptıklarını zannettiler.
Gerçeği söylemeliyim ki...
Yanlış yaptılar.
Elbette askerler de kentin göbeğinde kalmaktan çok mutlu değillerdir.
Bu durum manevra kabiliyetlerini de kısıtlıyordur.
Ama Türk toplumunun geçmiş uygulamalarını gördükçe en az bir yüz yıl daha askerlerin bulundukları bölgelerden çıkmalarını istemiyorum.
Çünkü ne yazık ki; henüz bazı şeylere hazır değiliz.
İstanbul'da düşünülen İzmir'de yapılmalıydı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin aldığı karara göre, 2007 yılının sonundan itibaren klimasız, 5 yaşından büyük, hava yastığı bulunmayan, GPS'i olmayan, camları otomatik açılmayan taksi kalmayacakmış.
Ayrıca, taksilerin temiz tutulması da zorunlu olacakmış. Yağmur ya da kısa mesafe gerekçesiyle yolcuyu almayan, "taksimetre artsın" diye gereksiz yere dolaşan, yolcuya kötü davranan, trafik kurallarına uymayan taksi şoförleri de 50 YTL ile bin YTL arasında değişen para cezaları uygulanacakmış. Suçun tekrarında ise plaka iptaline kadar gidilecekmiş.
Bu konuyu yıllardır gündemde tutmaya çalışıyoruz.
Bu sayılanlar İzmir'de de yapılsın. Ve özellikle de taksi şoförleri belirli dönemlerde eğitimden geçirilsin.
Çünkü büyükşehirlerin trafik sıkışıklığında taksilerin ve minibüslerin çok büyük kusuru var.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|