|
 |
|
|
Daha iyi değil, daha çok hakem!
Portekiz-Hollanda maçında 4 kırmızı kart gösteren Rus Hakem Valentin İvanov, rakibine kafa atan Luis Figo'yu oyundan atmadı.
İtalya-Avustralya maçında ise, uzatma dakikalarında golsüz sona yaklaşılırken Fabio Grossso, Avustralya cezaalanında yere düşen Lucas Neill'e çarparak kendini yere bıraktı. Hakem Luis Medina Cantalejo, refleks bir kararla penaltı noktasını gösterdi...
İtalya o penaltıdan kazandığı bir Totti golüyle şimdi çeyrek finalde...
Uzun eleme sürecinden geçip Almanya'ya ancak ulaşabilen Avustralya ise, kısa yoldan evine gönderiliyor.
2006 Dünya Kupası'nda da hakem tartışmalarından uzak duramıyoruz...
İngiliz hakem Poll'ün aynı oyuncuya üçüncü kez sarı kart gösterdikten sonra kırmızı kartını cebinden çıkarması ise komik bir iş kazası olarak algılanıp kayıtlara geçti.
2006 Dünya Kupası'nda hakem performanslarıyla birlikte kart uygulamaları da dikkat çekiyor...
Rekor kırıldı
Dünya Kupası'nın kırmızı kart rekoru Fransa 98'de kırılmıştı... 64 maçta 22 ihraç! Almanya 2006, 53 maçta 24 kırmızı kartla eski rekoru tarihe gömdü.
Sarı kartlarda da müthiş ilerleme (!) var... 2002 Kore Japonya'daki 272 kartlık rekor, şimdiden sizlere ömür... Almanya'da gösterilen kart sayısı 297 !
Organizasyon Komitesi Başkanı Franz Beckenbauer, daha ilk maçlar oynanırken bu duruma dikkat çekmiş, FIFA'nın sert tepkisiyle karşılaşmıştı : " Hakemler sadece kuralları uyguluyor! "
Galiba Beckenbauer, yavaş yavaş haklı çıkıyor... Gerçekten anormal bir kart artışı var... Kabahat sadece kartı gösteren hakemde mi ? Futbolcuların kazanma hırsı, arzusu.. Ya da baskı altında ezilen kişilikleri kart sayısının artmasında etkili olamaz mı ?
Elbette derin bir konu... Rakamların gösterdiği gerçekleri iyi analiz edip önlem almak gerekiyor.
FIFA'nın 2006 Dünya Kupası uygulamalarında maçı yönetecek 7 kişilik bir ekip var... Hakem, 2 yardımcısı, dördüncü hakem, 5. hakem, maç komisyoneri ve genel koordinatör...
Kötü kararlar veriyorlar
Onca kalabalığa rağmen kararları tek kişi veriyor, hakem...
Oysa 22 oyuncunun bir dönüme yakın geniş alanda topla ve rakipleriyle ilişkilerini izleyip kurallara göre anında kararlar vermek o kadar kolay değil!
Kimse bu seviyedeki bir organizasyonda hakemlerin kötü olduğunu söyleyemez.
Ama kötü kararlar veriyorlar...
Sahadaki gerilimi kontrol etmekte zorlanıyorlar.
O zaman şöyle bir gerçek çıkıyor ortaya : Daha iyi hakeme değil... Daha çok hakeme ihtiyaç var!
Basketbol, daha dar bir alanda toplam 10 kişiyle oynanırken, içeride üç hakem görev yapıyor... Amaç, daha doğru kararlar vermek, oyunun gelişimine ayak uydurmak.
Futbolda ise FIFA, 2000'de Brezilya ve İtalya'da denediği çift hakem uygulamasından çabucak vazgeçti.
Oysa Brezilya'da izlediğim çift hakemli maç, hiç de fena değildi!
Şimdi çanlar yeniden FIFA için çalıyor.
Umarım, duyarlar.
GUUS HİDDİNK
O gerçek bir futbol şövalyesi...
Hangi takımda görev aldıysa, mutlaka kalıcı izler bıraktı... Elinin değdiği her takımı adeta yeşertti.
2002 Dünya Kupası'nda Kore'nin başındaydı. Korelilerin hayal edemediği, ortakları Japonların kıskandığı bir başarı çizgisi yakalayıp takımına 7 maç oynatarak Dünya Kupası dördüncülüğünü kazandırdı.
Bir yandan PSV'nin, öte yandan Avustralya'nın sorumluluğunu üstlendi sonra...
Bildiğiniz gibi Avustralya'yı Dünya Kupası'na taşıdı...
Polemiklerden uzak, futbolcunun nabzını değil, kalbini tutan bir hoca olarak ağırbaşlılığı, taktik zekası ve sportmen davranışlarıyla herkesten saygı görüyor.
2002'de Kore'nin İtalya'yı safdışı bırakarak yarı finale çıkması, onun rol almadığı tartışmalı bir hakem kararına dayanıyordu. 2006'da yine onun rol almadığı tartışmalı bir hakem kararıyla İtalya'ya karşı kaybetti.
Ama Avustralyalılar, dünyanın kalbini kazandılar.
Guus Hiddink'e gelince...
O , kariyerini aynı çizgide sürdürecek...
Bir zamanlar Fenerbahçe'de görev almıştı, değerini anlayamadık...
Bugün tüm dünya onu takdir ediyor. İngiltere'de bazı otoriteler, Eriksson'un yerine yeni görev için Guus Hiddink'i öneriyor.
Yolu açık olsun!
Lojistik zeka!
Almanya'daki tren yolculukları sırasında, demiryollarının futbola katkısı dikkatimi çekti.
Onca organizasyon bozukluğuna rağmen, sardalya kutusu örneği de olsa onbinlerce futbolsever Alman Demiryolları sayesinde takımlarının peşinde kent kent dolaşıp maçlara yetişti...
Almanlar, stratejik bir karar alıp Kore'den, Japonya'dan, Meksika'dan, Arjantin'den gelen, Avrupa'nın her kentinden Dünya Kupası'na koşan futbolseverleri sadece bir kentte değil, en az üç kentte ağırlıyorlar... Böylece uzun yolculuklar, konaklamalar gerekiyor. Daha fazla para harcıyorlar.
Tam anlamıyla bir lojistik zeka örneği...
Birlikte yolculuk ettiğim bir Brezilyalı, " Meksikalılar, Koreliler ve Japonlar kurtuldu... Biz uykusuzluktan ve yorgunluktan ölmek üzereyiz. Ayrıca burada harcadığım 3 bin doları geri kazanmak için tatil yapmadan çalışmak zorundayım" diyordu.
Yine de mutluydu!
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|