|
Römorkör "Liman-2", "Notilüs" ve Şark'ın algılayamadığı "sol"
Gönül ne istiyor biliyor musunuz; bizim anlı şanlı politikacılarımızın, "devlet", "hükümet", "hukuk", "sağ", "sol", "çağdaşlık", "vicdan özgürlüğü" gibi tanımlamasını yapamadıkları kavramları ulu orta kullanırken; ters giyilmiş bir ceketin düğmelerini çözüp iliklemeye çalışırcasına bir komikliğe düşmemelerini ve üniversite diplomalarının da, bir hayatı ayakta tutacak özellikte gerçek bir "kalite belgesi" olmasını...
***
Tanımlaması yapılmayan "kavramlar" kargaşasıyla, gerçek bir "kalite"yi belgelemeyen üniversite diplomaları; kanlı ve karanlık çalkantıların doğup büyümesine, ebelik ve dadılık eder sadece...
***
Gerek "kamu hukuku doktrinlerinde" nasıl bir değişimden geçtikleri netleştirilmiş siyasal kavramları da; gerek alınmış diplomaların gerçek bir "kalite belgesi" olması rahatlamasını da, kristalleştirmenin en sade ve zevkli yöntemi, "gemilerdeki değişim ve gelişim" çizelgesine bakmak...
***
Haliç'in Galata yakasındaki Sütlüce'de, Rahmi Bey'in "Sanayi Müzesi" var. Sanayi Müzesi'nin iskelesinde, içine dolan meraklıları da şöyle bir gezdiren "Liman-2" römorkörü, İstanbul'da hâlâ daha kömür ve buhar enerjisiyle çalışan tek tekne...
***
"Liman-2" römorkörü, 1935 yılında Hollanda tersanelerinde yapılmış ve 1990 yılına kadar da kullanılmış İstanbul Liman İşletmesi'nde...
Ve şimdi "Sanayi Müzesi"nde...
***
Okyanusları teknelerin, yelkenler ve forsaların çektiği küreklerle geçtiği dönemlerden; kömür yakıtı ve buhar enerjisiyle giden gemiler dönemine nasıl geçildi, bu "değişim" nasıl oldu acaba?
Yelken ve kürek yerine; buhar enerjisiyle giden bir gemi yapmak için, 1736'dan 1795'e kadar verilen binbir uğraş...
***
Ne tuhaf, "sol" kavramının siyasal tarihe girmesi de aynı döneme rastlamada...
Fransa'yı yöneten Bourbon'ların, tarihten miras kalmış bir gelenekleri vardı. Önemli bir karar alacakları zaman "kilise-soylular-halk" temsilcilerinden oluşan "Sınıflar Meclisi"ni toplarlardı.
"Kilise ve soylular" temsilcileri, itibarlı kişiler sayıldıklarından, Kral'ın "sağ" tarafında; "halk temsilcileri" ise, o kadar itibarlı olmadıklarından, Kral'ın "sol" tarafında otururlardı.
***
Gemilerin yelken ve kürek yerine, buhar enerjisiyle gitmesine çalışıldığı bir dönemde; 1789 yılında Fransa Kralı 16. Louis, ekonomik durumun zorlaması sonucu, "Sınıflar Meclisi"ni toplamak zorunda kalmıştı.
Ve itibarsız taraf sayılan "sol" taraftaki "halk temsilcisi"nden "statüko"yu değiştirecek bir değişim önerisi gelmişti:
- Her kararın Meclis'e danışılacağı "meşruti" bir yönetime geçelim.
Böylece, mevcut durumdan hoşnut olanlarla, mevcut durumdan hoşnut olmayanların mücadelesi başlamış oluyordu.
***
1789 yılında, kendisi de bir aristokrat olduğu halde, halk temsilcisi olarak, itibarsız "sol" kanatta oturan Mirabeau'nun; "meşrutiyet yönetimi"ne geçmek gibi bir "değişim" istemesi...
***
Acaba o tarihlerde yelkenlilerden, buharlı gemilere geçilmesi için çalışan ABD'li mühendis Fulton ne yapıyordu?
Üstelik Robert Fulton, 1800 yılında ilk denizaltıyı da icat edecek ve adını "Notilüs" koyacaktı.
Jules Verne de, 1870'te yazdığı "Denizler Altında 20 Bin Fersah" adlı kurgu-bilim romanındaki denizaltıya aynı adı koyacaktı.
ABD Deniz Kuvvetleri'nin ilk nükleer enerjiyle çalışan ve 1958'de Kuzey Kutbu'nun kalın buz örtüsü altından geçen denizaltısının da adı "Notilüs" idi...
***
Karl Marx:
- Tek değişmeyen şey "değişim"dir, diyordu.
Değişimin de şifresi, enerji kaynaklarının değişimine bağlıydı. Enerji kaynaklarının değişimiyle birlikte, üretim, ulaşım ve iletişim araçları da değişiyordu.
Rüzgar ve kol gücüyle giden tekneler, kömürle sağlanan buhar enerjisiyle; daha sonra da mazot türü akaryakıt enerjisiyle gidiyor; forsalık ve kazan dairelerinde ateşçilik de, sona ermiş oluyordu.
Telgrafın icadıyla posta tatarlığının; bilgisayarın devreye girmesiyle de, telgrafçılığın sona ermesi gibi...
***
"Statüko"ların değişiminden zarar edenler ve yarar sağlayanlar vardı.
Örneğin Türkiye, Avrupa Birliği üyesi olduğunda; kimler eski olanaklarını yitirecekler, kimler çağdaş olanakların sağladığı bir yaşam kalitesiyle buluşacaklardı?
"Uzay çağı"nda kimler "değişim"den yana, kimler "değişim"e karşıydılar?
Ve ne türden olan çıkarlarının bozulacağından korkarak, direniyorlardı "değişim"e?
"Değişim"e direnenlere, -örneğin AB'ye karşı çıkanlara- "ilerici ve solcu" denebilir miydi?
***
Tanımlanması yapılmadan kutsallaştırılmış kavram hokkabazlıkları; kalite belgesi sayılmayan diplomalarla bataklaşan bir ortamda, çember çevirme oyunlarından medet ummak; kimlere, nelere mal olacaktır bilemeyiz...
***
Evrensel platformda, köylülükle kentliliğin çatıştığı bir dönemde; "yerel koşullanmaların forsaları" ile, "evrensel değişimin mimar ve yandaşları" birbirlerine yan gözle bakadursunlar...
Ve isteyenler de, Christophe Colomb'un, Kaptan Cook'un, Mirabeau'nun, Fulton'un, Jules Verne'in biyografilerini gözden geçirsinler.
Sonra da, mazotlu teknelere baka baka, bir tur atsınlar Haliç'te "Liman-2"yle...
c.altan@prizma.net.tr
|
|