|
Çinli olsaydım nükleer santrale 'evet' derdim
Finlandiyalı olsaydım yine evet derdim. ABD ve Avrupa'nın eli mahkûm, ama bizim ihtiyacımız yok
AKP Hükümeti nükleer santral kurmakta ne kadar kararlıysa, ben de itirazımı sürdürmekte ve yeni nesil nükleer santrallerin beklenmesinde aynı ölçüde ısrarlıyım.
Finlandiyalı olsaydım (Avrupa'da 20 yıl aradan sonra inşaatına başlanan tek reaktör Finlandiya'da) nükleer santrale hiç itirazım olmazdı; çünkü:
1) Finlandiyalıların zaten 4 nükleer reaktörü var; bu beşincisi olacak.
2) Nükleer santral işletmeyi (Yüzlerine gözlerine bulaştırmadan) biliyorlar. Hükümet şeffaf; kapalı kapılar arkasında iş yapmıyor. Halkına hesap verme alışkanlığı ve sorumluluğu var.
3) Kyoto Protokolü'ne uymak, karbondioksit salınımını azaltmak zorundalar.
4) Kişi başına milli gelirleri bizim gibi 4 -5 bin dolar değil, 35 - 40 bin dolar seviyelerinde.
5) Daha güvenli ve ekonomik yeni nesil nükleer santraller üretilebilir hale geldiğinde, bir tane de ondan yaparlar. Zaten yapmaları da gerekir, çünkü mevcutların ömrü doluyor.
Çin mecbur, biz değiliz
Çin ve Hindistan gibi nüfusu 1 milyarı aşkın, çok hızlı büyüyen, az gelişmiş bir ülkenin vatandaşı olsaydım, nükleer santrale yine evet derdim; çünkü 90'lı yıllardan beri yılda % 9 -10 büyüyen Çin, enerjiye aç. Ve önümüzdeki 10 yılda da büyüme hızını aynı düzeyde sürdürecekse, kömürden nükleere akla gelebilecek her türlü enerjiye ihtiyacı var. Bu iki spesifik ülke örneğinden daha geniş fotoğrafa bakacak olursak:
Gelişmiş ülkeler kadar küreyi kirletmiyoruz. Kyoto Protokolü'nü ihlal etme durumumuz yok.Gelişmiş ülkeler kadar elektriğimizin % 16 - 17'sini nükleer santrallerden elde etmiyoruz. Dolayısıyla onların ömürleri dolunca, yerlerine yenilerini koyma ya da karanlıkta kalma diye bir sorunumuz yok.Kaynaklarımız kıt. Dış Borcumuz ve cari açığımız yüksek.Kişi başına milli gelirimiz zengin ülkelerin 7 - 8'de 1'i mertebelerinde; kaldı ki dolar yükseldikçe o da düşecek.Son yıllarda lehimize olan dünya konjonktürü aleyhimize döndü. Para kaçıyor, faiz yükseliyor. Elimizdeki kıt kaynakları daha da dikkatli kullanmak durumundayız.
20 milyon yoksulumuz
Finansman sağlama aşamasında Hazine garantisi, üretime geçildiğinde ise devletin alım garantisi olmadan özel sektör bu işe girmeyeceğini ilan ettiğine göre, nükleer santral devletin, dolayısıyla vergi mükellefinin sırtına büyük bir yük. 1994 - 2001 arasındaki ekonomik krizler sonucu TÜİK'e göre günde 1 ve 2 doların altında yaşayan 20 milyon yoksulumuz var.Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi'nin verileri, enerji bakanlığımızın talep projeksiyonundaki düşük senaryosuna göre 2030, yüksek senaryosuna göre 2025 yılına kadar yeterli kaynağımız olduğunu gösteriyor.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|