Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Haziran 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Suçlu bulundu!

Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayımız... Neden mi bahsediyorum? Kadın spor yazarlarından... Bazı insanlar tarafından ciddiye alınmadığımızın da farkındayım... Elimizin hamuruyla ne işimiz varmış bu alanda... Spor erkek işiymiş, biz ne anlarmışız... Onları kızdıracak şeyler yazdığımda öyle diyorlar... Çünkü sporun çağrıştırdığı hızlı ve güçlü olmayı erkek kimliğiyle özdeşleştirmişler... Biz ise yardım edilmesi, korunması gereken kadınlar... Onların alanına girmeye ne hakkımız var?..
Kadın spor yazarlarından bahsetmeyeceğim, derdim hem biraz sitem etmek, hem de yazıya giriş yapmak.
İşyerinde kriz olduğunda ilk işten çıkarılan hep kadınlar olur. Siyasi partilerde kadın adaylar güçsüz görünür ve "güçlü" erkeklere oy verilir... Tansu Çiller, -ki kendisini günahım kadar sevmem- DYP Genel Başkanı'yken diğer partilerden erkekler "Bir kadının sizi yönetmesine izin mi vereceksiniz" diye propaganda yapıyordu... Ki erkeklerin yönettiği dünyanın ne halde olduğu da ortada...
"Nereye varmak istiyor" diye soruyorsunuz, biliyorum... Anlatayım...

Herkes kendi işine...
Aziz Yıldırım, istifa etti. Ki istifa ettiği halde bizim sevgili basın, ondan "Fenerbahçe Başkanı " diye bahsetti. Geri geldiği 25 Haziran'a kadar.. Kendisi de bu unvanı fazlasıyla hak ediyordu zaten.. Transferler, teknik direktör görüşmeleri... Avrupa'yı defalarca fethedişler... Yerine aday olanları beğenmeyişler... "Benden iyisi yok" deyişler...
Neyse, lafı uzatmayalım... Gitmesi üzerine çeşitli komplo teorileri üretilen ve "dönmeyeceğim" diyen Aziz Yıldırım, bir kere daha döndü de, rahatladık... Rahatladık mı? Ben rahatlamadım... Neden gittiğini anlamadım çünkü... O kadar transfere rağmen hem Türkiye'de, hem de Avrupa'da başarısız oldukları için mi gitti? Yoksa camia içinden yükselecek istifa seslerini bastırmak için mi? Galatasaray'ın şampiyonluğunu konuşturmamak için mi? Fenerbahçe taraftarları arasında en yaygın görüş olan, tehdit edildiği için mi? İkinci yaygın görüş şampiyonluklarının engellendiğini düşündüğü için mi? Belki hepsi, belki hiçbiri...
Dönüşü muhteşem oldu mu? Belki Fenerbahçeliler için evet... Özeleştiri verildi mi? Hayır... Sanki tatilden dönüyorlar gibi. Sadece bir değişiklikle... Zeynep Sabancı gitti, Ali Koç geldi... Demek bütün her şeyin sorumlusu bir kadınmış... Fenerbahçe'nin bu haline sebep Zeynep Sabancı'ymış...
Sabancıların neresinden olduğunu bilmem Zeynep Sabancı'nın. Fenerbahçeli arkadaşlar, işlerine ağırlık vereceği için yönetime alınmadığını söylüyor. Ali Koç da ''Soyadım Koç olsa da holdingde profesyonel olarak çalışıyorum. Orada bir önceliğim var. İşimi önde tutmak gerekiyor. Bunu başkanımla da görüştüm" demiş. Ama Aziz Başkan, "olsun sen gel" demiş, Zeynep Sabancı'ya ise şirketinin yolu gösterilmiş... Yani olan yine bir kadına olmuş...
Hayırlı olsun... O kadar erkek tabii ki Fenerbahçe'yi daha iyi noktalara getirir artık...

Bir antrenör olarak çocuklara 'Kazansanız da, kaybetseniz de, kazanmış gibi davranın. Başınızı dik tutun' dedim hep. Kazanmak her şey değildir. Kazanmak için elinden gelen her şeyi yapmak... İşte o her şeydir!..
Pete Cava (Atletizm Antrenörü/Spor Yorumcusu ve Danışmanı)


Haberiniz var mı?

1970 Dünya Kupası'nda İngiltere Milli Takımı Teknik Direktörü Alf Ramsey, turnuvanın yapılacağı Meksika yemeklerine güvenmeyip, yanlarında 63 kilo hamburger köftesi, 180 kilo sos, 136 kilo balık ve 10 kasa ketçap götürmüştü... Buna rağmen kaleci Gordon Banks, Almanya'ya karşı oynanacak olan çeyrek final maçı öncesi mide fesadından ötürü maça çıkamamıştı.

Viva Maradona!

Protokole dahil olup seremonilere katılmak yerine formasını giyip tribünde bizimle coşabildiği için, esmer tenini sırma işlemeli beyaz ipek kravatlarla ağartmaya çalışmadığı için, elle attığı bir gol sonrası yüzsüzce sırıtmak ya da takiye yapmak yerine hazır cevaplılığını konuşturabildiği için, elle gol attığı takıma, bütün takımı çalımlayarak da gol atabildiği için, hayata geç kalmış bütün varoş çocuklarının yapabileceği doğru ve yanlışları yapıp her şeye rağmen dünyevi hazlardan vazgeçmediği için, koluna Che bacağına Castro dövmesi yaptırdığı ve Arjantin halkını Bush'a karşı isyana teşvik ettiği için, kalp krızi geçirdiğinde Napolili bir çocukla, İstanbullu bir çocuğu aynı derecede kedere boğabildiği için, milyonlarca insana "ne olur ölme Maradona" dedirttiği için, dünyayı keşfetmekten korkmayarak Avrupa'ya gelebildiği için, yerleşik tüm ahlak kurallarına ve muhafazakarlığa kafa tutabildiği için ve en son olarak da oyundan çıkan Messi'yi ayakta alkışlayacak kadar alçak gönüllü olduğu için biz Maradona'yı severiz. Hem de çok severiz...

***

Esprik 4!
Tolga Alpaslan: İhtilal var bu akşam. Fransa İhtilali...
Ahmet Çakar: O zaman gol yemezlerse, pandispanya yesinler diyelim.
(Kupa Da Kupa, Kanal 1)

Tek derdi o muymuş?
Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, F.Bahçe'ye 100. yılını zehir etmek için kolları sıvadı.
(Sabah)

Kızma Fotospor Abi!
F.Bahçe, Fatih Terim hoca ile ilgilenmedi, ilgilenmez de! Bu nasıl düşmanca haber anlayışıdır arkadaş!
(Fotospor)

Di mi ama?
Meksika 86'da çeyrek finalde Fransa, Brezilya'yı penaltılarla eledi. 98'de finalde yine Fransa kazanmıştı. Bakalım bu defa ne olacak? Ama ilk önce bu maçın bitmesi lazım.
(Emre Tilev, Fransa-Portekiz maçı, Kanal1)

Ne mutlu size!
Söyleyin bana, bugüne kadar spor dünyamızda hangi başkan böyle bir sevgi ödülüne layık görüldü. Şimdi istediğiniz kadar kıskançlıktan küfürler, sayfalarca dolu hakaretler edip çatlayın-patlayın, işte Fenerbahçe'nin başkanı yine Aziz Yıldırım...
(Hulki İlgün - Fanatik)

Olsun!
Ümit Aktan: Burada yememek üzere karpuzuna iddiaya girin!
Tolga Alparslan: Karpuz çok sulu olur!
(Kupa Da Kupa Kanal 1)

Ze Roberto ne demiş?
Brezilya kampında müthiş sohbet! Roberto Carlos, Ze Roberto'ya itiraf etti: "Ben Fener'e gidiyorum."
(Fotospor)

Biliyoruz Abi!
Ergun Gürsoy'u tanır mısınız? Ben onu uzun seneler önce tanıma şansına sahip oldum. Fevkalade bir insandır. Ağzından çıkan söz sözdür. Öyle laf olsun diye de konuşmaz.
(Turgay Şeren -Akşam)

Kızıl mı olacaklardı?
Gana takımı sanki Beşiktaş. Formaları beyaz, kendileri siyah. Onlarda oynayan hiç beyaz oyuncu görmedim ya da kırma. Hepsi simsiyahtı.
(Erman Toroğlu - Hürriyet)

Diyelim diyelim!
İsviçrelilere yazık oldu diyeceğiz; ama maçlar aklımıza geliyor demiyoruz.
(Barbaros Çıdal - Kanal Türk)

yakantop@gmail.com




SPOR
Almanya-Brezilya
Şaşırdı kaldı!
Haydi İngiltere!
Nerede kalmıştık
İşlem tamam
Parreira ateşi düşürdü
Kortta skandal
Tanjevic: Özgürüm
Hentbolda kriz
Haber turu...
Suçlu bulundu!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Nilay YILMAZ
Suçlu bulundu!
Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az say...


Siz de reklam vermek ister misiniz?
© 2006 Milliyet