|
Dananın kuyruğu!
KÖLN
Dünya Kupası izlenimleri - 20
Fransa geçen akşam İspanya'yı kupadan elerken, 'bizim oğlan' Franck Ribery şahaneydi, tıpkı Cimbom'un Fener'i 5-1 yendiği o maçtaki gibi oynadı diye yazıya başlasam...
Ya da Brezilya karşısında olmadık goller kaçıran Gana, 2002 Dünya Kupası'nda Brezilya kalesine sol voleyle o şahane golü zımba gibi atan bir Hasan Şaş'tan yoksundu desem...
Adım gibi biliyorum.
Fenerli dostlar, şimdi yeri mi diye bozuk atacaklar. Ve elektronik mesajlar gelecek, "Sen işine baksana kardeşim; ne diye futbola burnunu sokuyorsun!" diye...
Peki, bu geyiği geçiyorum.
Ama Ribery gerçekten iyiydi.
Fransa'yı ateşledi. Sahada basılmadık yer bırakmadı. Topla öylesine hızlanıyor ki, topu ayağına sanki yapıştırıp öylesine koşturmaya başlıyor ki. İspanyol savunmasını bitmeyen bir enerjiyle harmanladı durdu. Golü atıp Fransa'yı beklenmedik biçimde düze çıkarınca da dünyalar 'bizim oğlan'ın oldu.
Hani Denizlispor'a altı pastan o golü Allah'tan atamayan Appiah'ın Gana'sına gelince...(Hay Allah, Hasan Cemal yine mi?) Dortmund'daki maçta Gana, Brezilya karşısında o kadar çok gol kaçırdı, o kadar çok pozisyonu bozuk para gibi harcadı ki yazık oldu.
Ama şu da bir gerçek:
Dortmund'da oynanan maçta Gana gol atsa da, fazla değişen bir şey olmazdı. Brezilya'nın o muhteşem makinesi derhal harekete geçer ve Gana'nın her golüne iki golle karşılık verirdi.
Brezilya bu!
Dünkü gazetelere bakıyorum:
"Brezilya bir şey oynamadı ama gene yendi!" okunuyor çoğu başlıkta...
Dortmund stadındaki maç karnaval havasında başlarken, yan yana sıralanan isimlere bakıyorum. Neredeyse hepsi efsane, hepsi sihirbaz ayak.
Evet, bir Ronaldo, bir Adriano ağır kalıyor ama o kadar çok hızlısı var ki. Kaka'sı, Ronaldinho'su, Roberto Carlos'u...
Ya da kenarda bekleyen ve ne zaman girseler oyunu bir anda değiştirebilen Juninho, Robinho, Gilberto Silva, Cicinho, Fred... Hangisi topu ayağına alsa, rakibini topu göremez hale getirebiliyor.
Birdenbire sahaya öylesine büyük bir hızla yayılıyorlar, kısa kısa pas ve çalımlarla öylesine bir çabuklukla karşı kalede bitiyorlar ki, Çin Seddi'ni bile yıkıp geçebilirler. Brezilya'yı yenmek hakikaten zor zanaat...
Bu arada 'ağır çekim' Ronaldo, Gana maçının hemen başında Dünya Kupaları'ndaki 15. golünü atarak efsanevi Alman golcüsü Gert Müller'in 14 gollük rekorunu kırınca, Brezilya tribünlerinde samba başlıyor.
Maç sonrası Dortmund'dan Köln'e gelirken iki Brezilyalı gençle sohbet ediyorum. Biri doktor, Rio'dan gelmiş. Öteki, Almanya'da makine mühendisliği okuyor. İkisinin sırtında sarı-yeşil Brezilya formaları, beş yıldızlı.
"Altıncı yıldızı da takacağız" diyor doktor olan, "9 Temmuz'da Berlin'de kimse elimizden alamaz kupayı."
Kendinden o kadar emin havaları var ki, biraz rahatsız edici. "Finali Arjantin'le oynarsak, harikulade olur" diye ekliyor. "Belki de futbol savaşı çıkar" deyince, gülmeye başlıyorlar.
Brezilya yenilmez mi?
Bir tehlikeye işaret ediyor, Almanya'da mühendislik okuyan genç:
"Milli takımdaki oyunculara bakın. Hemen hepsi, bir futbolcunun elde edebileceği her şeye şimdiden erişmiş durumdalar. Para dersen fazlasıyla, şöhret dersen fazlasıyla, şampiyonluk kupası vesaire fazlasıyla... Hepsi doymuş durumda denebilir. Tehlike işte bu. Örneğin Arjantin böyle değil. Orada Messi gibi, Carlos Tevez gibi öyle gençler var ki daha açlar. Hele o Tevez, geçen yıl Brezilya'da yılın futbolcusu seçildi."
Ve ekliyor:
"İnşallah yarı finalde karşımıza Fransa çıkar da, 1998'in rövanşını alırız. Unutmadınız herhalde bizi yenip Dünya Kupası'nı almışlardı."
Köln'de trenden iner inmez en yakın kahveye koşturuyorum, televizyonda Ribery'yi, şaka şaka, Fransa-İspanya maçını seyretmek için...
Fransa'nın İspanya'ya yenilerek kupaya veda edeceğini bekleyenler çoğunlukta. Hatta Zizou Zidane'ı son kez seyretmek için Köln stadına gelenler de var. Hatta İspanyolların Kaptanı Raul maç öncesi kendinden o kadar emin ki, "Zidane'ın son maçı olacak bu" diyebilmiş...
Ama yanıldı.
Turnuvanın başından beri dökülen Fransa ve Zidane, Henry, Vieira, Thuram eski tüfekler, özellikle Ribery'nin de ateşlemesiyle Raul'u memleketine erken gönderiyor. İspanya'nın gençleri, salı gecesi Köln'de Fransa'nın tecrübesi karşısında boyun eğerek kupaya göz yaşlarıyla veda ediyorlar.
Ve dananın kuyruğu asıl bundan sonra, Almanya-Arjantin, Brezilya-Fransa, İngiltere-Portekiz, İtalya-Ukrayna maçlarıyla yarın ve öbür gün kopacak.
Kısacası, parti devam ediyor.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|