Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Haziran 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Senin de şengenimizin de...

Telefonda bir kadın... - Bilgin Bey şengenimiz (schengen vizesini kastediyor herhalde) var mı?(Bizim şengenimiz, biz olduk hemen)
- ?
- Bilmem ne holdingden arıyorum. (Dolu dolu bir holding deyişi varki...)
- ?
- Var mı?
- Bazen var.
- Sizi Almanya'ya göndereceğiz de.
- ?
- Bilmem kimin maçını seyredip, üç gün sonra döneceksiniz...
- Yok.
- Ne yok.
- Şengenimiz.
- "Var" dediniz.
- "Bazen var" dedim.
-?
- Bazen yok.
* * *
Arayan kadın da, holdingin dıdısının dıdısının dıdısı...
Ayıp ya!..
Alışmışlar.
Lütfediyorlar ya.
Sanki seferberlik ilan edilmiş de komutanımız cepheye gönderiyor bizi.
* * *
Aynı kadınla devam edelim.
- Ercan Güven'in şengeni var mıdır?
- Yoktur.
Ercan'a sormadım bile, adamımı tanımaz mıyım?
Sonra sordum.

"Ben olsam küfrederdim" dedi.
* * *
Yılmaz Özdil 'le devam edelim.
"Açın Türk gazetelerini...
Ballandıra ballandıra solaryumcusunu yazan da var, takıldığı eğlence merkezini yazan da...
Kimi kendisine hediye edilen cep telefonunun ne kadar harika olduğunu anlatıyor, kimi avantadan kaldığı otelin ne kadar muhteşem olduğunu...
Kuaförünün adresini veren de var, terzisinin telefonunu veren de...
Röportaj ayaklarıyla "yediren içiren" işadamlarının "başarı öyküleri" kaleme alınıyor.
Böylece ne oluyor?
Uyanık firmalar, reklam vermektense, avantacı gazetecinin aç karnını doyuruyor, işi bitiriyor...
* * *
...Uzattık ama, başa dönüp, bir örnek daha verelim...
Dünya Kupası'nın final bileti, şu anda bile karaborsada, 15 milyar lira...
Kimi meşrubat firması tarafından götürülecek finale, kimi deterjan firması tarafından...
Maç biletleri, uçak biletleri, otel paraları, yemek paraları "ikram" edilecek."
İşte o hesap.
* * *
Mesela entel imsi bir hanımefendi köşesinde yazıyor...
Onu da birileri yollamış herhalde.
Hesapta istemeyerek gitmiş.
"Ne işim var buralarda?" diyor, "Sürüklediler beni Hamburg'a" Hayatında ilk defa bir maça gidecekmiş de filanmış da falanmış da...
* * *
Mesela başka biri de hemen global olmuş. Bir Rus, bir Finli, bir Çinli, bir Hintli ile aynı restorandalarmış.
Dünya globalmiş de, vıdı da vıdıymış da, vıdı da vıdıymış da.
Bu dördü fıkralarda bile biraraya gelmiyor.
Sallıyor belli...
* * *
Geçen hafta, biri mail attı bana.
- Sen (ben) gidemedin diye kıvranıyorsun. Bu futbol bilginle ne işin var orada? Doğru, ne işim var?
O maili bana atan elli IQ'luk adama, altmış IQ'luk yorumcu lazım.
O da ben değilim.
* * *
Kafam takıldı.
Beni arayan kadını aradım.
- Yerime cepheye, kimi gönderdiniz?
- ......
- Yuh!
- Efendim?
- Yuh!
- Anlamadım.
- Yuh!
* * *
Dünya Kupası bitti, sorularınız bitmedi.
- Niye buradasın?
Yazmıştım.
Bi daha...
Yirmi küsür sene, oralarda otel odalarında yaşayan biri için otuz küsür gün bir otel odası...
Sanki gaz odası. Affedin.

Agnelli ailesi ve Ali Koç

İtalya'da parlementonun gittikçe itibar kaybettiği o dünlerde kulaktan kulağa yayılan bir hikaye vardı.
Belki doğruydu.
Belki de hakikaten hikayeydi.
FIAT'ın patronu Agnelliler tüm İtalya'yı saran bayilerine şöyle demişti:
"Sizler şehrinizin en öne çıkmış ailelerisiniz. İtalya'nın geleceğinde rol almak istiyorsanız siyasete bulaşmak istiyorsanız lütfen, içinizden; en temiz, en okumuş, kendini en iyi yetiştirmiş olanını parlementoya gönderin.
* * *
Ali Koç'un Fenerbahçe'nin yönetim kuruluna girmesi o dünleri hatırlattı bana.
Fenerbahçe'nin, Galatasaray'ın, Beşiktaş'ın, diğerlerinin, federasyonların kısaca Türk spor organizasyonlarının Ali Koç'a ihtiyacı var.
Gibilerine de.
Ali Koç bir tane.
Her aile kendi Ali Koç'unu bu işe sokarsa çoğalırlar.
Lafı uzatmayalım, dolaştırmayalım.
Ali Koç 'un özelliklerini tek tek anlatmak bile zaman kaydı.
Tanıyorsunuz onu.
Türk yönetici standartını yukarı çekecektir.
Kulüp yöneticileri, hakemler, futbolcular, teknik adamlar ve medya beşgeninin en zayıf halkası yöneticiler.
Onlar hariç hepsi biryerlerden geçiyor buralara gelmek icin.
Yönetici olmak için iki özellik aranıyor.
Önce parası olması.
Sonra o kulübün taraftarı olması.
Bir günde, hatta bir saatte, hatta hatta bir dakikada yönetici olunuyor.
Öyle olunca da yönetici profilide böyle oluyor.
Ali Koç Fenerbahçe'de sadece şirketlerindeki kurumsallığı uygulama imkanı bulabilse bile Fenerbahçe çağ atlar.
Bence diğer kulüpler de.
Bu da en az bir Saraçoğlu Stadı'nı yapmak kadar dikkate değer bir başarıdır.
Hatta daha da fazla.

BİR SERİ İLAN
Pazarları TRT / Pazartesileri Lig TV / Pazartesi ve çarşambaları Radyo Spor / Cumaları Milliyet.
Başka şubem yoktur.

bilgingokberk@mail.com




SPOR
'Yeni Sergen benim'
Anelka'ya veto
Sambacı çıkarması
Ülker'e sitem var
Nefesler tutuldu
Tecrübe konuştu
Kayserispor, Kanal D'de
İtalya'da çember daralıyor
Haber turu...
Karnıyarık ya da şnitzel
Senin de şengenimizin de...
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Karnıyarık ya da şnitzel
Oturduğumuz sofrada karnıyarık var. Diğer tar...
Bilgin GÖKBERK
Senin de şengenimizin de...
Telefonda bir kadın... - Bilgin Bey şengenimi...


Siz de reklam vermek ister misiniz?
© 2006 Milliyet