Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Temmuz 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
155'e mektup-Son

Gökkuşağı / Reşat Kutucular

Mektubumu bu hafta bitiriyorum komiserim. Size bir katkısı oldu mu bilmiyorum ama insan bu curcunanın ortasında yazmadan duramıyor.
Çeşme geniş bölgesinin sorunları, Türkiye'nin sorunlarının bir parçası... Ancak Çeşme yine de Türkiye ortalamasından ayrılabilemeli diye düşünüyorum. Yani imar durumu sayesinde nispeten iyi yapılanmış ve olabildiğince iyi korunmuş bu bölgede yaşamın da ülkenin diğer taraflarına kıyasla daha "kaliteli" olması mümkün. Özellikle de eğlence dünyasının ağına düşmüş diğer sahil kasabalarını düşününce ya da turizm hırsıyla turistik değerlerini harcamış diğer bölgelere bakınca Çeşme çok farklı duruyor. O nedenle kendine has bir tatil beldesi olarak kalmalı, bu kimliğini korumalı.
* * *
Çeşme'nin de üzerinde çeşit çeşit göz var tabii. Kimi, diğer yerlerde yapılanlara benzer şekilde Çeşme'nin de posasını çıkarmak istiyor, kimiyse Çeşme'yi mümkün olduğunca koruma konusunda kararlı. Bu iki tarafın çatışması Alaçatı'da, Tursite tarafında, Ildır'da, Ilıca'da, hemen her köşede yaşanıyor. Şimdilik kimlik korunuyor gibi ama küçük çaplı hasarlar yok değil. Ayrıca tehdit azalmıyor, artarak geliyor, hırsla ve bazen kanun manun tanımadan geliyor.
* * *
Yaz kalabalığı başladı. Trafik ekiplerinin kavşaklarda canla başla çalıştığını memnuniyetle görüyoruz komiserim. Gerçekten de Çeşme trafiği bazı bölgelerde İzmir'in İkiçeşmelik trafiğini aratmıyor. Acemiler malumunuz, bir de elde ya cep telefonuyla ya da sigarayla yalpayanlar var tabii, bütün bunlara ilaveten ağır ağır ama oldukça riskli seyreden ileri yaşlı sürücülere denk geliniyor. Bir kısım sürücü ise motorları ve bisikletleri trafiğin parçaları olarak görmediği gibi yolların tek hakimi edasıyla seyrediyor küstah küstah.
Yayaların hali ise ayrı bir dram. Bazı yollarda, örneğin Ilıca Ardıç Paşalimanı hattında yürümek büyük cesaret işi. Yol planlanırken yayasız, geniş araçsız falan planlanmış, ve şimdi üzerinde neredeyse kent trafiği var. Olacak şey mi komiserim?
* * *
Alaçatı ağaçlık yol ise doğal olarak yürüyüş parkuru ama ne yazık ki oranın yaya yolu zemini de Allahlık komiserim. Bir yürüyüş yolu yapmak bu kadar mı zor, yoksa akıl mı edilmiyor? Tabii ki daha önemli öncelikler var ama yürüyüş yolu da bir öncelik artık. Herkes Alaçatı'nın havasındaki oksijenden bahsederken üstelik.
Çeşme eskisine göre çok daha kalabalık oluyor. Yolların da, trafik lambalarının da bu yeni şartlara göre ayarlanması gerek. Örneğin Alaçatı-Ilıca arasında alternatif bir yol var. Şahin Tepesi'nden geçip Ardıç istikametine giden bu yolda şimdi genişletme çalışmaları yapılıyor. Çok güzel ama tepedeki akaryakıt istasyonunun oradaki trafik ışıklarının da günün gerçeklerine göre yeniden düzenlenmesi gerekiyor.
* * *
Bu ülkenin de Çeşme'nin de çok daha temel sorunları olduğunun farkındayım komiserim ama küçük ve nispeten ucuza mal olacak iyileştirmelerle Çeşme'deki hayatın kalitesinin yükseleceğini düşünüyorum.
Çeşme bunu becerebilir. Bir fark yaratabilir. Hatta örnek olabilir. Yayaya, bisiklete, motora saygılı, güvenli ve dengeli bir trafiği olan, sakinlerine saygılı eğlence mekanları çalıştıran, güvenli ve hukuka saygılı bir sahil beldesi olabilir. Diğerlerinden farklı olarak!
Kazasız belasız bir yaz diliyorum.

ege@milliyet.com.tr







EGE
Bu düzen değişmemeli
Vekem Alsancak'ta
Emeklilik hakkında her şey
Anavatanlılar şikayetçi
Semt pazarı hayatı adeta felç ediyor
155'e mektup-Son
Türkiye'nin boşa giden kaynakları





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bülent Buda
Arzu Çetik
Necati Çetiner
Elif Demirci
Özgür Kaynar
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet