|
 |
|
|
Bu kafayla gideriz uzaya
UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik ile sohbet ediyoruz. Konu futboldaki profesyonel yöneticilik.
Ankara'daki mali genel kurulda, federasyon yönetiminden iki kişiye maaş bağlanmasıyla ilgili önerge müzmin muhaliflerin şikayetleriyle bakan Mehmet Ali Şahin'e yönledirilirken, Erzik hayretler içinde bizi dinliyordu.
Önergeyi hazırlayanların amacı, Ocak ayında hiç istemediği halde kendini yönetimde bulan, bugün etik dersi vermeye kalkanlara örnek olacak şekilde "özel işlerinin kapısına kilit vuran" başkanvekili Kemal Kapulluoğlu'ydu.
Giderayak Türkiye'nin başına bela açanlar ise gerçek işlerinin başına dönüp tatlı kazançlarını katlamaya devam ederken, hedefin ortasına 24 saatini futbola harcayan Kapulluoğlu'nu koymuşlardı.
Erzik dayanamadı
Erzik son birkaç gün içinde yaşananları duyduktan sonra patlayıverdi:
"Yazık çok yazık. İspanya, Norveç ve İngiltere'de başkanlar profesyonel. Belçika başkanı yarı profesyonel. Bir tek bizde yok. Kemal gibi bir insanı bulmuşlar ona verilecek maaş ile uğraşıyorlar. Adam yaşamasın mı? Ben FIFA'da cezanın indirilmesi sürecinde işi Kemal ile götürdüm, katkısı çok büyük. Genel kurul doğru yapmış, helal olsun. Kim işini gücünü bırakıp beş kuruş para almadan 24 saat uğraşır? Belli konumlardaki insanların profesyonel olarak görev yapmasından doğal ne olabilir ki?"
Erzik ne derse desin, önerge 6 aydır federasyonun atacağı yanlış bir adımın yolunu gözleyenlere fırsat oldu.
Ancak ölü doğan bu girişimin uygulanma şansı olmadığı daha o gün belliyken, bazıları federasyonu yıpratmak adına Kapulluoğlu adını kullanma kolaycılığına kaçtı.
Amaçları üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek de olsa, asıl ahlaki olmayan, seçtikleri yöntemdi.
Mahalle maçında oyuna alınmayan çocukların ağabeylerini şikayet etmesi gibi birşeydi.
Bakanın tercihi
Topu bir anda bakan Şahin'e attılar.
İyi bir hukukçu olduğuna inandığımız sayın Şahin de gelişine yapıştırdı voleyi;
"Para ödenirse yasadaki yetkimi kullanır, Teftiş Kurulu'nu göreve çağırırım" dedi.
Karar uygulanırsa bakan elbette böyle bir tercih kullanabilir.
31. maddeye göre Teftiş Kurulu'nu göreve çağırabilir.
Onlar da raporunu hazırlayıp yine yasa gereği Futbol Federasyonu genel kuruluna gönderir.
Yani sayın bakanın gideceği yer "önergeyi oybirliği ile kabul eden" genel kurul olur.
Haaa. Genel kurul kendini suçlu bulur, faturayı yönetime keser mi?
Valla burası Türkiye.
Keserse şaşırmam...
Nereye kadar?
GSGM vekili Mehmet Atalay'ın özel ilgi gösterdiği federasyonlardan biri güreştir. Federasyon Başkanı Recai Ustaoğlu'nun AKP Bursa İl teşkilatının kurucuları arasında yer almasının bu yakınlıkla rolü var mıdır bilmiyoruz? Ama ricalarının kırılmadığını, isteklerinin geri çevrilmediğini sık sık duyuyoruz.
Güreş federasyonuna tanınan son ayrıcalık özerklik başvurusuyla ilgili oldu.
Merkez Danışma Kurulu'nun geçtiğimiz günlerde yapılan toplantısında genel müdür vekili Atalay güreşin evraklarının eksik olduğunu ve dosyanın bir sonraki oturumda görüşüleceğini söyledi.
Günün ikinci sürprizi ise, ilk toplantının üç ay sonra yapılacağının açıklanmasıydı. Ustaoğlu'nun özerklik sonrası yapılacak ilk seçimde Mahmut Demir gibi bir adayın karşısında işi kolay değil.
Bu yüzden erteleme girişimlerine hak veriyoruz!
Ama dedikleri gibi.
Nereye kadar?
Özeleştiri vakti!
Aziz Yıldırım 8.kez Fenerbahçe başkanı seçildikten sonra özel oturumlarda futbolcularını kaçan şampiyonluk nedeniyle eleştiriyor.
Ardından Serkan Balcı bir röportajında, "Tüm suç bizimdi. Hatalar yaptık, taraftara özür borcumuz var" ifadelerini kullanıyor.
Tuncay ise dün "Şampiyonluğu biz kaybettik" itirafında bulunuyor.
Aslında üçü de kamuoyunun bildiği gerçekleri seslendiriyor.
Özeleştirilerinde asıl sorumluların uzakta olmadığını dile getiriyor.
Keşke diyorum.
Keşke sayın Yıldırım o gün federasyonu, hakemleri ve rakipleri işaret edip "işte bunlar yüzünden istifa ediyorum" gerekçesinin ardına sığınacağına, biraz da başarısızlığın gerçek nedenlerini insanlarla paylaşabilseydi.
Alkışlanacak bir fair-play örneğini verip, yüzüncü yıla daha sempatik, çevresiyle daha barışık ve daha sağlıklı girebilseydi.
Beşiktaş'a onsekizlik
Hasan Cebe onsekiz yaşında.
Türk futbolunun gelecekteki yıldız adaylarından.
Petrolofisi altyapısından fışkırmış bir yetenek.
Tıpkı Ankaragücü'nde isim yapıp Trabzonspor'a giden Umut Bulut gibi.
Beşiktaş önceki gün rüştünü ispat eden Hasan'ı apar topar başkentten İstanbul'a kaçırdı.
Uzun süredir takip ettiği genç oyuncu için Petrolofisi'ne ödeyeceği yetiştirme tazminatı ise 16 bin euro.
Siyah-beyazlı ekiple antrenmanlara başlayan Hasan, teknik direktörü Tigana'nın gözüne girerse seyredin patırtıyı.
Genç yetenekleri keşfetmekle övünen, altyapıya önem vermekle böbürlenen Ankara'nın süper ligdeki kulüplerine sesleniyorum.
Siz burnunuzun dibindeki değerleri göremezken, onlar "nasıl büyük kulüp olunur" dersi veriyor hepinize.
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|