Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Temmuz 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Nafile turlar


Merkez sağda AKP'ye karşı blok oluşturmayı amaçlayan isimlere 1'den başlayarak 100'e kadar notlar verin. Hepsini toplayın. Büyücek bir rakam ortaya çıkacaktır. Ancak... Baş tarafına "sıfır" koyun ve çarpın, o yüksek rakam, matematik kuralları gereği, "sıfırlanmış" olur. Hareketi sayın Rahşan Ecevit'in başlatmış olması, bana, "siyaset" matematiğinde de bu kuralın geçerli olduğunu düşündürüyor.
.........................
Bu "mantık" dokusunu ilk kez merhum Vehbi Koç'tan dinlemiştim.
Çalışanlarına bir genelge yayımlamıştı.
Şöyle yazmıştı: "Sahip olduğunuzu düşündüğünüz bütün değerlere, rakamla 1'den 100'e kadar notlar verin. Mesleki başarınıza 99... Eşinize 99... Çocuklarınıza 99... Ailenize 90... Dostlarınıza, arkadaşlarınıza 80... vs.
Hepsini toplayın, yüksek bir rakam elde edeceksiniz. Bu sizin değerlerinizin toplamıdır. Ama baş tarafına -sıfır- koyun ve toplam rakamla çarpın. Bir anda hepsi 'sıfırlanır.'
İşte o, 'sağlık notunuzdur.'
Sağlığınız yoksa, bütün değerleriniz de sizin için sıfırlanabilir."
Vehbi Bey bilge adamdı.
Çalışanlarını her yıl "check-up"tan geçirtmek "kurumsal uygulaması", ilk kez Koç topluluğunda başlatılmıştır.
.........................
Bir siyaset hareketinin içinde yer alanların notları ne denli yüksek olursa olsun, eğer hareketi başlatanın notu "sıfır" ise, durum ümitsizdir.
.........................
Sayın Rahşan Ecevit'e insani değerler olarak, kişilik olarak "sıfır" diyorum sanılmasın. Böyle bir şey, ne benim insani değer anlayışımda yer bulur, ne de bu yetkinlikte olduğumu söyleyebilirim.
Yaklaşımım sadece Sayın Rahşan Ecevit'in siyasetteki ağırlığının ölçütü için değerlendirmedir. Türkiye'de bir siyasi hareketi başlatmak ve ona "yaşam/başarı" şansı vermek için düşünülecek son isim ne yazık ki odur. "Bir söylem, bir eylem kadar, o söylemin ve eylemin sahibi de önemlidir."
Böyle bir oluşumun da kimin tarafından dile getirildiği, uygulamaya konulduğu olasılıklar hesabında "başarı/başarısızlık" ölçütüdür.
Zaten yaptığı görüşmelerle altından geçildiğinde değişim ve dönüşüm yaratacak bir "gökkuşağı yayı" çizebildiğini söylemek mümkün mü?
.........................
Ancak...
İki not daha eklemeliyim...
.........................
- Empati yaparak, Sayın Rahşan Ecevit'i algılamaya çalışıyorum. Sanıyorum -kendisinin de imada bulunduğu gibi- yoğun bakımdaki eşinin bir "projesini" hayata geçirmek üzere kendini görevli hissediyor.
Eşi adına bir misyon edinmiş durumda.
Bülent Ecevit, bu sağlık sorununun çukuruna düşmeseydi, herhalde şimdilerde Rahşan Ecevit'in yapmakta olduğu turları o kendisi için planlamış olmalıydı. Elbette ağırlığı farklı olan Ecevit'in ziyaretleri -gene bir sonuç sağlayacağını sanmazdım ama- formülün başındaki "sıfır" olmayacaktı.
.........................
- Diğer notum da bir eşin yürek sıcaklığına olan saygıdır.
Ecevit çiftiyle DSP'yi kurmakta oldukları süreçte bir yılbaşı akşamüstü beraberdim.
Tüm Türkiye'de güvendikleri isimlere yeni bir partiyi birlikte kurmak üzere çağrılar gönderdiklerini anlatmışlardı. Bu çağrı metinleri, Ecevit'in emektar makinesinde yazılmıştı. Ecevit'in emekli maaşıyla posta pulları alınmıştı. Rahşan ve Bülent Ecevit, pulları zarflara kendileri yapıştırıp göndermişlerdi.
Daha henüz yolculuğun başındaydılar.
Fakat... Çağrılarına gelecek cevaplar için çok umutluydular. O parti; DSP kuruldu. Yıllar geçti. Seçimde "baraj altında" kaldı....... Bir seçim sonra en yüksek oyu alarak koalisyonun büyük ortağı oldu.
.........................
Rahşan Ecevit'in yol haritası bir yere varmayacaktır. Ancak...
"Beijing'de kanat çırpan bir kelebeğin atmosferde yarattığı dalgalanmalarla okyanusun ötesindeki New York'ta fırtınalar yarattığı" da bir gerçektir.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İyi haber, kötü haber
KÖTÜ haberler Avrupa'dan geliyor. Adeta kampa...
Çetin ALTAN
Çapkınlık ve Don Juan
Dünkü Sabah'ta Balçiçek Pamir'in yazısına koy...
Melih AŞIK
Dolaylı soygun!
Benzin fiyatlarında dünya birinciliğimiz sürü...
Fikret BİLA
Ağar: Kimseye taahhüdümüz yok
DYP lideri Mehmet Ağar, Başbakan Recep Tayyip...
Hasan CEMAL
Futbol heyecanı gebertir
Bu futbolun heyecanı insanı gerçekten geberti...
Güneri CIVAOĞLU
Nafile turlar
Merkez sağda AKP'ye karşı blok oluşturmayı am...
Can Dündar
Balkanlar'da bulutlar toplanırken..
Saraybosna
Abbas GÜÇLÜ
Açılın gençler geliyor
Başbakan söz verdi. "25 yaşını dolduran gençl...
Semih İDİZ
Müzakereleri kesmek o kadar kolay değil
AB ile Kıbrıs tansiyonunun kademeli olarak ar...
Sami KOHEN
Finli başkandan beklenen...
Finlandiya'nın bugün başlayacak olan 6 aylık ...
Metin MÜNİR
Cüzdandaki yankesici
Uçakta okuyacak birkaç yabancı dergi ve gazet...
Hasan PULUR
Bir arada yaşamanın tadını çıkarmak...
İLK tepki Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP)...
Erdoğan SAĞLAM
Kurumlar vergisi tartışılıyor
5520 sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu 21 H...
Derya SAZAK
Huş tavuğu
Yılın çevre duyarlılığı ödülüne aday girişim ...
Meral TAMER
Berlin'in göbeğindeki Holokost Anıtı
Berlin benim için her zaman tuhaf bir kentti,...
Tamer HEPER
Yüz kızartıcı
Hafta içinde yüz kızartıcı haberlerden biri, ...
Yaman TÖRÜNER
Al Baraka'nın genel müdürü kimdi?
Gazeteler haftalardır, Mali Suçlar Araştırma ...
Güngör URAS
Milli gelir artışı 'moral yükseltecek'
2006 yılının ilk 3 aylık döneminde ekonomimiz...
M. Ali BİRAND
Türk-Rus aşkı giderek artıyor...
Fazla değil, bundan 15 yıl önce böyle bir ola...

© 2006 Milliyet