|
Bir arada yaşamanın tadını çıkarmak...
İLK tepki Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu'dan geldi; bizim geçen günkü eleştirimizden -haklı olarak- rahatsız olmuşlardı.
Neydi konu?
ÖDP'nin "Bir arada yaşamak"ı savunan mitinginde, kimi "Kürdüm", kimi "Lazım", kimi "Dindar"ım, kimi "Dinsizim" yazılı, kimi de "Türkiyeliyim" yazılı tişörtleri giymiş, lakin gazetedeki haberde ve fotoğrafta "Türküm" yazılı bir tişört giyenden söz edilmiyordu.
* * *
BİZİM eleştirimiz buydu, bir arada yaşanacak, ama bu birliktelikte "Türklere yer olmayacak" mıydı?
Hayri Kozanoğlu bunun mümkün olmadığını, amacı "Bir arada yaşamak" olan mitingde ayrımcılık yapılmayacağını söylüyordu.
Peki, Kozanoğlu, mitingde, üzerinde "Türküm" yazılı bir tişört giyeni görmüş müydü?
Hayır görmemişti, ama onun görmemesi, böyle bir tişörtün giyilmemiş olduğunu kanıtlamazdı ki!
Doğruydu, üstelik Kozanoğlu, alışılagelmiş politikacılar gibi "Vardı, ben gördüm, sizin fotoğrafçı görmemiş!" gibi kaçamak bir ifade de kullanmıyordu; "Evet, gördüm!" deseydi...
Diyemez miydi?
O zaman da, alışılagelmiş politikacıdan farkı ne olurdu ki?
* * *
FARK belli oldu.
Bir ÖDP'li üzerinde "Türküm" yazılı tişörtle mitingdeydi...
Bu fotoğrafı yollayan Mehmet Göcekli, haklı olarak bizi sert bir dille eleştiriyordu:
Dedik ya haklıydı!
"Yoksa Türkler defterden silindi mi?" derken hatalıydık, özür diliyoruz.
Ama kötü veya art niyetli değildik.
ÖDP eski Başkanı Ufuk Aras'ın bir benzetmesi aklımızdaydı, "12 Eylül ve sonrası"nı şöyle anlatmıştı.
"12 Eylül'de herkes kuyunun dibindeydi, ancak kuyunun ağzından görebildiği kadar gökyüzünü görebiliyordu, şimdi ise, kuyudan çıkarken gökyüzünü sınırsız seyredecek."
Türklerin gökyüzünü istedikleri gibi seyretmek hakkı yok mu?
Sormak istediğimiz buydu ama, eksik bilgiye dayanınca hata ettik.
* * *
SERKAN Öngel ise tepkisini sakin ve tutarlı bir dille belirtmiş:
"Söz konusu mitingi bir Türk olarak keyifle izledim. Üzerinde Türk yazan tişört giyen vardı. Ülkemizin ya sev ya terk et anlayışıyla çatışma ortamına sürüklendiği bir süreçte, farklılıklarımızla beraber kardeşçe yaşama talebini olumlu karşılayacağınızı beklerdim. (sanki karşı çıkmışız. H. P.) Çünkü biz Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi birbirimize mahkûmuz ve tek seçeneğimiz bir arada yaşamak. Çatışmadan kimsenin faydası olmaz, çatışmalardan beslenen küçük bir azınlığın dışında... Emperyalizmin bizi birbirimize düşürme planlarına karşı eşit, özgür, demokratik bir Türkiye'de birlikte yaşam talebine kulağımızı verelim."
* * *
ELBETTE, yalnız parti kongresinde, birlikte yaşamamızın en belirgin göstergesi olan Türkiye Cumhuriyeti bayrağı olmayan ve İstiklal Marşı söylemeyenlerle "Bir arada yaşamın tadını" nasıl çıkaracağız?..
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|