|
Yüz kızartıcı
Hafta içinde yüz kızartıcı haberlerden biri, benim için en yüz kızartıcısı gazetelerde yer aldı. İstanbul dünyanın pek çok büyük şehrini geride bırakıp pahalılıkta 15. sırayı almış. Ancak asıl darbe bundan sonra. Yine İstanbul en kaliteli şehirler sıralamasında yer alamadı. Düşünün ki bu kadar kalitesiz bir şehirde yaşıyoruz.
Dikkat ederseniz, bir süredir İstanbul'un kalitesizliğinden yakınan ben, bu konuda üst üste yazılar yazdım, yazılarımın özeti şuydu: Biz İstanbul'da yaşamıyoruz, sürünüyoruz. Tabii sürünmekte kusur bizlerin değil, bu şehri yönetmekte iddiası olanların.
Ben bu yazıları yazarken henüz kaliteli şehirler seçilmemişti ancak yaşayan görüyor, İstanbul yönetilemiyor. Bir şehrin binalarının % 90'ınına yakınının kaçak ve projesine aykırı olduğu, % 60 civarının gecekondu olduğu, hırsızlığın artık doğal kabul edildiği, evlerinde uyuyan vatandaşın üstünden yorganının çalındığı, hırsızlara el öptürülüp sokağa salındığı, araçların kaldırımda, yayaların caddede yol aldığı, bir cadde onarımının iki sene sürdüğü bir başka şehir daha var mı? Yok.
Ama hâlâ bizim şehri yönetenler, birtakım vaatlerle bu şehri adam edeceklerinden söz ediyor. Bir insanın kapasitesi birkaç aylık faaliyetinin sonunda belli olur, bugün İstanbul'da İstanbul'u bir kültür şehri, bir dünya merkezi, bir ticaret merkezi, bir turizm merkezi yapacak yöneticiden vazgeçtim, içinde yaşayanları insan gibi yaşatacak yönetici yok.
İşte bunun için, geçen hafta yüzüm kızardı, utancımdan yerin dibine girdim. İstanbul da, İstanbullu da buna layık değil. Yineliyorum:
İstanbul'u yöneten atanmışların da, seçilmişlerin de toptan gitmesi ve İstanbul'u yöneticilik vasfı olan, vizyonu bulunan, şehircilikten anlayan, parayı kullanmasını bilen yöneticilerin devralması şarttır. Artık İstanbul bir şehir değil, adeta bir ülkedir.
Bu işi beceremeyenlerin de burada kalmakta ısrarı şehre zarar vermektedir, ispatı ise başta verdiğim haberdir, kurumlar bir bir çökmüştür, birileri buna kulak vermelidir, tabii çözümü istiyorsa.
tamerheper@host.com
|
|