Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Temmuz 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Evliliğime Dokunma" kampanyası!

"Hey sen, dur bakalım! O adamın benim kocam olduğunu biliyorsun! O zaman ne diye onunla ilişkiye giriyorsun!"


www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88

İlişkiler konusunda o kadar kitap yaz, aldatma / aldatılma gibi ilişkilerin en düğümcük tarafları hakkında kafa yor, dil dök, tabii bu durumda karşılaşmanın farz olduğu bir soruyla da muhatap olmadan duramıyor insan: "Kocan seni aldatsa ne yaparsın?"
Ne bileyim ne yaparım!
Ama kafa durmuyor elbette durduğu gibi; "olmuşa-ölmüşe çare yoktur" sözü kapıya dayanmadan, bari "tedbir" ve "çare" arayayım diye fırıldak oluveriyor.
Öyle olunca böyle oluyor ve malumunuz kampanya, yani "Aldatmanın onsuz olamayacağı kadına da dava açılabilmeli" yolu ortaya çıkıveriyor. Tabii o yola yalnız girilmiyor; birçok hukukçuyla görüştükten sonra, avukat Cengiz Hortoğlu gibi bir uzmana başvuruluyor ve destek isteniyor, yola öyle devam ediliyor...

İşte durum budur...
Meselenin özü, hazırlık aşamasındaki yeni kitabım "Kocan Seni Aldatıyor"dan çıkıp "aldatılma ikonu" haline gelmiş Hülya Avşar'dan feyiz almış ve "Hey sen, dur bakalım! O adamın benim kocam olduğunu biliyorsun! O zaman ne diye onunla ilişkiye giriyorsun!" diyerek saç baş yolma zahmetine girmeden yasal çare peşine düşmektir.
Velhasıl evli olduğu bal gibi de bilinen biriyle "Nasılsa boşanırlar" diye bir umursamazlıkla yaşanan ilişkilerde, "O zaman bekle de önce boşansınlar" uyarı pankartları eşliğinde ve bir "kasıt" olduğu fikriyle, "Aileyi koruma" iyi niyetiyle, aslında tüm tarafları korumayı amaçlayarak yola çıkılmış bir kampanya bu: "Evliliğime Dokunma" Kampanyası...
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Dedim ya, olmuşa-ölmüşe çare yoktur diye... O zaman son yıllarda tavan yapan boşanmalara ve insanların neredeyse ruhuna işlemeye yüz tutmuş evlenme korkusuna pozitif bir destek atmak şart oldu!
Neden yasayla toplumun temeli olarak ilan edilmiş bir kurumu, belirli bir süreç izlenerek evlenilip yine belli yollar izlenerek mahkemede son verilen bir anlaşmayı, yani "aile"yi zarara uğratan, "aldatma" gibi işin içine üçüncü bir şahsın karıştığı hallerde sorumlu taraflardan biri hakkında yasal yaptırım uygulayamayalım? Bu durumun duygusal içeriğine kapılmadan ama verdiği duygusal zararları minimuma indirmek için hukuki arayışlara girmeyelim?
Evlendiğimizde bir anlaşma yapmıyor muyuz? "İyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta... Ölüm bizi ayırana kadar... Bir yastıkta..." diye imza attığımız bu anlaşmada ruhumuzu kanırtan durumlarda neden hukuk bizi kollamıyor? Güle oynaya ilan ettiğimiz bu anlaşmaya artık güvenimiz kalmadıysa elbette bunun sayısız sosyolojik, psikolojik ve ekonomik nedenle donandığını anlamak zor değil. Ama iyileştirmek için çözüm aramak yerine "öteki" kadının saçını başını yolmak ya da kocacığımız elimizden uçup gitmesin diye durumla yüzleşme konusunda körler ve sağırları oynamak pek safça ve neticeyi değiştirmeyen bir yaklaşım değil mi?
Hele hakkında asıl sessiz kaldığımız şeyin sağlığımız olabileceğini hiç hesaba katmamak!
Sahiden pek vurdumduymazlık!

Bugünkü yazımın ana fikri şu:
"Evlilik" yasal bir anlaşmaysa, bu anlaşmaya kast eden tüm tarafları da hukuki yollara davet etmek, aslında kendi haklarımızı korumak olacaktır.
Bilmem anlatabildim mi?
"Evliliğime Dokunma Kampanyası"na destek ve görüşleriniz için kirmizigunler@kanal1.com.tr adresine yazabilirsiniz...
Belki böylece "Kocan / karın seni aldatsa ne yaparsın?" sorusuna "Üç maymunu oynayın" demekten daha akılcı bir cevap yaratabiliriz.
İyi oyunlar herkese...


ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

"Öyle konuşunca tutamadım kendimi, küfrettim!"
Hiçbir kız arkadaşımla üç aydan fazla birlikte olamıyorum. Bana hep ya çok kaprisli olduğumu ya da ne istediğimi bilmediğimi söylüyorlar. Ne zaman evlilikten konu açılsa hep kaçardım. Ama en son kız arkadaşım sırf mutlu olsun diye daha bir ay olmasına rağmen ona yüzük alıp aramızda söz yaptık. Ama o da üç ayı geçmedi, ayrıldık. Gerçi ben bıraktım kızı. Sonra pişman olup aradım ama beni görmek bile istemediğini söyledi. Ben de küfür ettim. Sonra özür diledim ama işe yaramadı. Benden soğuduğunu söyledi. Arıyorum açmıyor. Oysa onu gerçekten çok seviyorum. İmkansızı mı istiyorum ben...
Olcay K.

* * *
Kızlar size doğru söylemişler; ne istediğinizi bilmiyorsunuz. İstemediğiniz halde evlenme teklif edip sözleniyorsunuz. Bu samimi bir davranış mı? Sonra "Kızı bıraktım" diyorsunuz, bu nasıl laf? Kıza sövüp sonra da özür diliyorsunuz, ne yaptığınız biliyor musunuz sahiden? Evet, kaybettiğiniz kız arkadaşınızla tekrar bir araya gelmeniz imkansızı istemeniz demek. Önce kendinizle yüzleşmeniz gerekiyor. Yardıma ihtiyacınız var ama benim yardımıma değil...

Öptüm sizi
Asuman Krause son zamanlarda en çok güldüğüm "komedyen"! "Sezen Aksu ya da Yıldız Tilbe taklidi yapmak maharet mi?" derseniz, yok, aslında detayları nasıl da hızla yakalayıp onlardan gülünecek taraflar yaratması asıl maharet derim. Hele onu "manken taklidi" yaparken bir görseniz... Öpmeden duramayacağım vallahi!

Erkek Köşesi!

Bir kadın onu aldatmanıza neden göz yumar?
Yalnız kalmaktan korktuğu için
Konformist olduğu için
Sizi sevmediği için
Ne yapacağını bilmediği için
Sağlığına da bir saldırı olduğu aklına gelmediği için
Yasalarla korunmadığı için



CUMARTESİ
"Türkiye'de Ajda Pekkan dışında stil ikonu yok"
Transa geçen canlı heykeller
Sıcak günlerin kampanyaları
ne var, ne yok
En moda En yeni





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
İlhan Uçkan
Süha Umar

© 2006 Milliyet