Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Temmuz 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bebek Balıkçı

Bazı mezeler pek başarılı değil ama mevsiminde, fanteziye kaçmadan ve istediğiniz gibi pişirilmiş balık yemek için rahatlıkla kapısını çalabileceğiniz bir lokanta Bebek Balıkçı

vmilorster@gmail.com

Kökleşmiş bazı lokantalar yıllanmış arkadaşlıklara benziyor. Dürüst, sağlam ve beklentiler belli. Hayal kırıklığına uğrama ihtimali yok gibi. Öte yandan hayranlıktan nirvanaya erişme durumu da söz konusu değil.
Bebek Balıkçı güvenilir, başarılı ve düzeyinden ödün vermeyen bir kurum.
Özellikle mevsiminde, taze ve fanteziye kaçmadan istediğiniz gibi pişirilmiş balık yemek istiyorsanız hiç düşünmeden kapısını çalabileceğiniz bir adres burası.
Haziran başında bir pazartesi gecesi beş kişi burayı ziyaret ediyoruz.

Lakerda bir düş kırıklığı
Benim için özellikle anlamlı bir gün. Sayın Mustafa Birgi'nin davetlisiyiz eşimle birlikte. Mustafa bey Dragos'tan ve beni çok çok küçüklüğümden beri tanıyan bir kişi ve aile dostu. Zarif eşi Ursula hanımla birlikte dünyanın dört bucağına seyahat etmek başta gelen hobisi ve uzun zamandır görmediğim oğlu Mehmet de babasının rafine kişiliğini ve zevklerini miras almış.
Akşamımız Bebek sırtlarında Ayşe Sultan Korusu'nda Boğaz manzaralı bir terasta yudumladığımız cin toniklerle başlıyor. Ursula hanımın hazırladığı kanapeler nefis. İsviçre'den gelen özel bir "bacon"a sarılmış ve fırında ısıtılmış kuru erik harika.
Bu arada 99 Sarafin Chardonnay'yi deniyorum. İnişe geçmemiş ama tekdüzeliğinden kurtulup daha ilginç hale de gelmemiş. Tüketilmesinin tam zamanı.
Bebek Balıkçı'da devam ediyoruz sohbete soğuk mezelerle birlikte. Standardın biraz üstü soğuk mezeler.
Sebzelerin hepsi beklentilere cevap veriyor. Diri, sadece zeytinyağı ve limonla lezzet verilmiş deniz börülcesi. Güzel bir fava. Közlenmiş bütün patlıcan. Çekirdekleri dikkatle ayıklanmış.
Ahtapot salatası fena değil. Lakerda ise biraz düş kırıklığı yaratıyor. Fazla tuzlu ve biraz sert. Daha iyisini beklerdim.
Sıra ara sıcaklarda... Fener kavurma her zaman lezzetli burada. Bu sefer de iyi ama istediğimizden bir nebze fazla kavrulmuş.
Kalamar ızgara herkesten düşük not alıyor. Kauçuk gibi. Taze olduğunu sanmıyorum. Soya sosu ve tereyağı ile. Kalamara soya sosu eklemek neden farz oldu? Biz neden bu kadar ve gereksiz yere taklitçiyiz? Allah aşkına biraz İspanya ve İtalya kıyılarında kalamarın nasıl hazırlandığını görüp öğrenemez miyiz?

Kılıç ızgara nefis
Balıkların ikisi de taze ve istediğimiz gibi pişirilmiş. Kılıç ızgara nefis. İri parçalar ve içi hafif pembe kalmış. Bebek Balıkçı'dan bu beklenir. Saroz'dan gelen uskumru da çok çok iyi. Harlı ateşte ve tam kıvamında, yani içi kurumadan, ızgara olarak hazırlanmış ve yavan değil.
Roka salatasıyla birlikte yiyoruz. Artık gerçek domates bulmak deveye hendek atlatmaktan zor. Küçük kiraz domatesi ile yemeyi tercih ediyoruz.
Şarap olarak Sarafin Sauvignon. 2004 yılı. Bence Chardonnay'den daha başarılı. Bu üzümün özelliği olan ıslak çimen ve yeşil erik kokusu belirgin. Derinliği var. Izgara balıkla çok iyi gidiyor.
Peynir tatlısını tavsiye ediyorlar. Tekstürü revani gibi. Vasat. Klasik tahin helva daha uygun balıklardan sonra.
Ekmek olarak mısır ekmeği öneriyorlar. Oldukça iyi.
Hepsinden güzeli tabii, deniz kenarında içinize Boğaz havasını çekerek yavaş yavaş eski günleri anıp ortak arkadaş ve tanıdıkları yad ederek yemek yemek.
Servis başarılı. Şarap kadehlerimiz acemi garsonların yaptığı gibi ağzına kadar doldurmuyorlar. Porsiyonlar arası fazla beklemiyorsunuz ama masayı döndürmek için acele de ettirmiyorlar sizi.
Yabancı müşterileri de var ama çoğunluk yerli müşterilerde. Müdavimlerden Recep Sefer beyden öğrendiğime göre ıstakoz ve böcek gibi özel ürünleri de önceden haber vererek bulmak mümkün.
Her güzel şeyin bir sonu var. Bu gece de sona eriyor. Mustafa beye notlamayı kendi yapacak olsa burayı nasıl değerlendireceğini soruyorum. "Vedatçığım, uluslararası arenayla kıyaslarsan herhalde üç ama bizim çapımızda dört olabilir" diyor. Benim buna ekleyecek bir sözüm yok.
Ancak Avrupa Birliği'nin kapısını çaldığımız bugünlerde hepimizin amacı genel seviyeyi yükseltmek olduğuna göre ben temkinli davranıyorum. "İyi"nin üzerine çıkmak için ya yerinde bir yaratıcılık gerekli ya da kullanılan her türlü malzemenin çok iyi olması lazım. Acaba yaratıcılık ve ürün kalitesi birleşemez mi "dört tarafı denizle çevrili" ülkemizdeki balıkçılarda? Bekleyip göreceğiz.
Tel: (0212) 263 34 47


EĞERLENDİRME: * * *

YILDIZLAR

Değerlendirme yapılırken, sadece ve sadece yemeğin kalitesi notlanıyor.
Mekanlar bir ile beş yıldız arası değerlendiriliyor.

* Kötü
** Vasat
*** İyi
**** Çok iyi
***** Türünün en iyisi



PAZAR
"Plaklarımı pencereden fırlatıp atardı"
"Müzik benim hayati görevim"
"Artık anneler kız çocuklarını alıp voleybol maçına geliyor"
Türkiye'nin en zekileri seçiliyor
Televizyonun kralıydı
Cannes'da "reklamımızı yaptık"
Antakya'ya doğru
Yukarıya değil, aşağıya bak
Bosna'da bir ölüm kampı
Türkiye için fırsatlar ve tehlikeler
Bebek Balıkçı
Eminönü imparatorluğu
Serinleten öneriler
Giovanni Boccaccio'dan bir masal





Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet