|
 |
|
|
Zidane düşmüyor
1982'den bu yana ilk kez bir yarı final sadece Avrupalılarca oynanacak. Kupa öncesi bir numaralı favori Brezilya, bir numaralı yıldız adayı Ronaldinho sıradanlaşınca bu oldu.
1998 ve 2000'in kutsanan hücumcu takımı Fransa, bu turnuvada bir savunmacı olarak kendini reddediyor. 2002'de gol atamadan elenmeleri 2004 Avrupa Şampiyonası'nda Yunanistan'a boyun eğmeleri onları bu yola itmiş. İki yıl önce Yunanistan'a kaybetmekten çıkardıkları ders bu. Bu oyunda çıkan sonuç Fransızları memnun etti mutlaka. Ama cebinde başka ülkelerin pasaportu olup onları sevenleri mutlu etmiyor.
Dün kazanan Fransa adına heyecan verici olan bir tek ama belki de gereğinden fazla değerli bir sebep var. 8 yıl önce Fransızların adını zafer takının üzerine yazdıkları bir "bedevi". Her maçına "son maç" diye çıkan Zinedin Zidane. 98'de takımını hücuma iten süper yetenek bu kez kişisel bir meseleyi sırtlıyor. İki maç daha kazanabilirse futbol tarihinde her şeyi kazanan ender oyunculardan biri olacak ve jübilesini Dünya Kupası'nı havaya kaldırarak yapacak. Bu Dünya Kupası her şeyden çok, üstünde Fransa formasını taşıyan ve bu takımın kaptanlık pazubandını koluna takan Zidane'nın şahsi meselesine dönüştü. Her şeyi bir kenara bıraksak bile bu başlı başına bir senaryo, bir roman ve oskarlık bir film gibi. Artık futboldan zevk almıyorsanız bile bununla büyük heyecanlar yaşayabilirsiniz.
Elenene bakarsak görebildiğimiz kilolarına rağmen Gerd Müller'in rekorunu kıran ve tarihe adını yazdıran Ronaldo. Öte yandan kupa öncesi tüm zamanların en iyisi olarak gösterilen ama Barça performansını hiç gösteremeyen Ronaldinho. Barcelonalı en iyi olmaktan çok, ama çok uzak.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|