|
 |
|
|
Onları unutmayın
Tribünde 50 bin İngiliz seyircisi var. Tam anlamıyla ders verdiler. Seyirci nasıl olunur, nasıl bağırılır, baskı nasıl kurulur, maç nasıl izlenir, hakem nasıl uyarılır, futbolcu nasıl gaza getirilir, şarkı nasıl okunur, birlikte nasıl hareket edilir? Onurlu bir şekilde yenilgi nasıl karşılanır. Aklınıza ne geliyorsa var. Tam bir örnek. Çekeceksin kameralarla, göstereceksin bizimkilere dakika dakika. "Öyle olmaz böyle olur çocuklar" diye.
Aslında dün İngiltere adına sadece İngiliz seyircisi vardı yazılacak. Bu seyirci bile sahadaki İngiliz futbolcuları ayağa kaldıramadı. Sadece bu maç değil, Almanya'da ki hiç bir maçta ismine yakışır bir futbol oynayamadı İngiltere. Beckham hiç yoktu. Gerrard son bölümlerde biraz gözüktü. Lampard'ın varlığı bile hissedilmedi. İki Cole oyuna hiç ağırlığını koyamadı. Rooney yine saçmaladı. Sadece Ferdinand ile Terry ve biraz da Hargreaves kazanmayı çok istedi, Portekiz'e direndi. Üstelik Eriksson eski köye yeni adet getirdi. İngiliz futbolunun tabiatına aykırı tek forvetli sistem ile zaten normal şartlarda maçı kazanmalarına olanak yoktu. Hele Rooney o işi hiç yapamadı. Zaten kırmızı karttan sonra İngiltere işi penaltılara götürmek için müthiş bir çaba harcadı. Aslında Portekiz oyunu o dakikalarda alabilirdi. Ancak Figo'nun Hollanda maçını yorgunluğunu atamaması ve diğerlerinin de aynı yorgunluğu taşıması Portekiz'in de garantiye oynamasına neden oldu.
Maçın en önemli özelliği de buralara kadar gelmiş her iki takımında forvette inanılmaz sıkıntılar duymasıydı. Dünkü maçıda forvetsiz oynadılar. Özellikle Portekiz yarı finalde bunun dezavantajını çok hissedebilir. Ama bir de avantajı var. Deco yeniden onbirde olacak.
Portekiz, Almanya'da herkesin kafasına şunu yerleştirdi. Bir maç mücadele ile kazanılır. Son ana kadar, terinin son damlasına kadar, nefesinin son anına kadar mücadele edeceksin.
h.ozer@milliyet.com.tr
|
|
|

|