|
Dünya kazan, kim kepçe?
Çoktandır birbirlerini görmemiş olan 2 eski arkadaş bir "café"de karşılaşınca, güle sevine aynı masaya oturup, konuşmaya başlamışlar.
Biri ötekine:
- Epey oldu buluşmayalı, demiş; ee söyle bakalım, nasılsın neler yaptın?
Öteki:
- Hiç sorma, demiş; karımı kaybettim...
- Yapma yahu, hay Allah... Ne diyeyim bilmem ki, herhalde kahrolmuşsundur üzüntüden... Demek kötü durumdasın...
Öteki:
- Pek değil, demiş; büyük bir miras kaldı kendisinden; bayağı rahatladım.
- Neyse... Başın sağ olsun... Demek iyi durumdasın...
Öteki yine:
- Yok hayır, demiş; bizim elektronik eşya mağazası soyuldu...
- Bela geldi mi gelir birader... Geçmiş olsun... Demek kötü durumdasın...
Bu kez öteki:
- Yok, demiş; o kadar değil. Mağazadaki tüm mallar, değerinin çok üstünde sigortalıydı...
- Harika... Demek iyi durumdasın...
Öteki:
- Yok canım, demiş; akciğer enfeksiyonu olup hastanede yattım...
- Yapma be kardeşim; her felaket seni mi buldu, demek kötü durumdasın.
Öteki yine:
- Evet ama, hastanede gencecik güzel bir hemşireyle tanışıp hemen evlendim, demiş.
- Bak bu mutlu bir haber... Kutlarım seni... Demek iyi durumdasın.
Öteki, hafif boynunu büküp dudağını kıvırmış:
- Bilmiyorum, demiş; memleketin durumunu görüyorsun. Bir parti kurup, politikaya atılmayı düşünüyorum. Özet olarak durumum, ne çok kötü, ne de çok iyi...
***
Dünkü Milliyet'te, bizim yazının hemen yanında -"Koca bina yerle bir oldu - Çarşamba'yı sel aldı - 120 köy yolu kapandı, tarım arazileri su altında" diye bir haber vardı.
***
Son 100 yıl içinde, ne kadar iktidar, ne kadar lider, ne kadar siyasetçi geldi geçti ülkenin yönetiminden...
Ve Bal Mahmut'tan anlatımına layık bir fıkrayı hatırlattı bendenize "Çarşamba'yı sel aldı" haberi...
***
Cin Ali Bey'le Ruhi Baba konuşuyorlarmış. Ruhi Baba, "yağmura teslim olmakla" ünlü bir ilçeye, belediye başkanı olmak istediğini söylüyormuş.
Cin Ali Bey:
- Ah keşke olsan, demiş; sen o ilçeye belediye başkanı olduktan sonra da, her yağmur yağdığında ilçeyi yine sular basarsa; ben de senin "metanpsikozu"unu düşünürüm; bol bol da gülerim...
***
Ruhi Baba sormuş:
- Ne demek "metanpsikoz"?
Cin Ali Bey:
- Senin, demiş; öldükten sonra da, ruhun ve vücudunla değişik biçimlerde yaşaman... Tanrı korusun sen öldün ve gömüldün, diyelim. Ve cansız bedenin, mezarının üstünde açılan taze otlara dönüştü. Oradan geçen bir inek de, mezarında çıkan otları yedi; dinliyor musun beni?
Ruhi Baba:
- Dinliyorum, diyormuş.
- Ve otları yiyen inek, geviş getirmeye başladı. Sen o sırada ineğin karnındasın. Derken inek, otları hazmetti ve şöyle kocaman bir dışkı çıkardı. Sen de böylece bir inek dışkısına dönüştün. Tam o sırada ben oradan geçersem ve inek dışkısını görürsem ne derim?
Ruhi Baba:
- Ne bileyim, demiş; ne dersin?
Cin Ali Bey:
- Ne diyeceğim, demiş; şu bizim Ruhi Baba, hiç değişmedi, derim. Tıpkı vaktiyle başkanı olduğu belediyenin de her yağmurda, sele teslim olarak hiç değişmemesi gibi...
***
Nasreddin Hoca'ya Türkiye-AB ilişkilerini sormuşlar.
Hoca:
- İnsanoğluyla Merihliler arasında geçen bir fıkraya benziyor, demiş ve anlatmış fıkrayı:
- Uzay mekiği ile ilk astronotlar inmiş Merih'e. Aralarında genç bir uzmanla, genç bir kadın pilot, çevreyi keşfe çıkmışlar ve Merihli bir erkekle, Merihli bir kadına rastlamışlar.
***
Merihliler, ilk kez gördükleri 2 dünyalıya:
"- Hoş geldiniz bizim planete, demişler; haydi buyurun bizim eve gidelim de, görün bizlerin de nasıl yaşadığını...
***
Hoca devam etmiş fıkraya:
- Merihlilerin evinde, bizim dünyalı uzmanla, genç kadın pilot; uzun uzun dinlemişler yapılan açıklamaları... Sonunda dünyalı uzman:
"- Hemen hemen tüm ayrıntısıyla açıkladınız, demiş; Merih'te nasıl yaşandığını... Ancak bir nokta hariç, dişi-erkek nasıl ürüyorsunuz?
***
Merihli erkek:
"- Çok basit, demiş; buyurun mutfağa geçelim. Hepsi mutfağa geçmişler, kadın Merihli eline bir bardak alıp, içine önce beyaz bir likit, sonra başka bir şişeden de siyah bir likit dökmüş; ikisini karıştırmış bardakta ve:
"- İşte böyle, demiş; çok basit öyle değil mi? Şimdi bir Merihli'nin doğması için 9 ay beklemek kalıyor sadece... Peki, siz nasıl ürüyorsunuz dünya yüzünde, haydi siz de gösterin...
***
Genç uzmanla, kadın pilot azıcık sıkılmışlar ama, sonunda ısrara dayanamayıp, soyunmuşlar çırılçıplak ve dünyada nasıl ürendiğini göstermeye başladıktan sonra da, iyice hızlanmışlar.
***
Merihli kadınla erkek ise, o sırada kahkahadan kırılıyorlarmış; bir ara erkek Merihli:
"- Hayret doğrusu ki, hayret demiş; bizler ise Merih'te, sütlü kahveyi aynen böyle yaparız...
***
Türkiye-AB ilişkileri, nedense bu Merihli fıkrasını hatırlatmış Nasreddin Hoca'ya; ne tuhaf!..
***
Can Yücel'den bir şiirle bitirelim yazıyı:
Küçük kızım Su'ya
Bir derin uykudaydım ölümün içinden
Açtım ki gözlerimi
Bir suyun gölgesi gibi
Kendisi adeta bir suyun
Ayakucumda sen oturuyorsun
Şiir getirenlerin çok olsun çocuğum!
c.altan@prizma.net.tr
|
|