Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Temmuz 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dünya Kupası bitince TV'ni kapat!


Yıl 1993. Kanada'da bir İngilizce öğretmeni, öğrencisi Jeremi'den bir hafta boyunca televizyonu kapatmasını ister. Evde bir hafta süreyle hiç kimse TV açmayacak ve bu bir hafta sonunda Jeremi, izlenimlerini ödev olarak yazacaktır.
Gerek Jeremi'ye gerekse ailesine, bir hafta boyunca TV'siz bir hayat, başlangıçta çok zor gelir. Ne var ki ilk günlerde zorlansalar da, giderek alışırlar, hatta televizyonsuz hayatı sevmeye başlarlar.
Çünkü televizyonu olmayınca birbirleriyle daha fazla ilgilenmeye başlarlar. Babasının maç saati, annesinin dizileri, Jeremi'nin çizgi filmleri derken yemeklerini bile beraber yiyemez hale gelmişken, artık hep birlikte sofraya oturup bir yandan yemek yerken bir yandan sohbet etmek mümkün olmuştur. Hatta TV'den izleyemedikleri NBA maçını, stattan izlemeye bile giderler birlikte.

TV'yi kapat, hayatı aç!
Jeremi ve anne - babası, TV'nin kapalı kaldığı 1 haftalık süre sona erdiğinde, televizyonun kendilerine çok fazla vakit kaybettirdiği yetmiyormuş gibi aile içi iletişimin kaybolmasına neden olduğunun farkına varırlar.
Ve bu örnekten yola çıkan Kanadalı sivil toplum örgütleri, 1995'te "TV'ni 1 hafta süreyle kapat, hayatı aç" kampanyası başlatırlar. Kampanya öylesine ilgi görür ki, ABD ve İngiltere başta olmak üzere pek çok ülkede değişik sloganlarla uygulanmaya başlar. Hatta -ne kadar etkili olduğu kuşkulu olsa da- bizim ülkemize kadar gelir...

9 yıl TV izliyoruz
Bu yıl 73 ülkede düzenlenen bu kampanya TV'nin bilgilenme, haber alma ve eğlenme gereksiniminin en yaygın ve ucuz karşılanabildiği araç olduğunu kabul ediyor. Kampanyacıların itirazı; TV'lerin bu işlevlerinin dışına çıkarak insan yaşamını ele geçirmesine...
Çünkü TV, bir yandan binlerce kilometre uzaktaki olayları oturma odamıza kadar getirirken, diğer yandan da hayatımıza değer katan birçok şeyin yerini aldı. Sohbetin, yürüyüşlerin, komşuluğun, kitap okumanın, kızma biraderin, tavlanın...
TV izleme süresi, insan yaşamının 9 yılını işgal ediyormuş; akıl alır gibi değil!

RTÜK'ün araştırması
Radyo Televizyon Üst Kurulu RTÜK'ün geçtiğimiz aylarda kamuoyuna açıkladığı Televizyon İzleme Eğilimi Araştırması'na göre ülkemiz insanı her gün ortalama 5,09 saat TV izliyormuş. Dünya Kupası başladığından beri bu oran eminim daha da yükselmiştir; zira hiç TV izlemeyen bendeniz bile günümü maçlara göre planlar oldum. Özellikle de Brezilya ve Arjantinli futbolcuları kaçırmamak için...
Maçları tek başınıza izlemiyorsunuz tabii. Geçen hafta Berlin'de her adım başına kurulmuş dev ekran televizyonların karşısında, aile boyu biralar ve kolalarla çocuklar, anneleri - babaları ve hatta nineleri - dedeleriyle birlikte maç seyrediyorlardı. Tuttukları takım gol atınca sevinç çığlıkları atıp birbirlerine sarılıyorlar, hatta birbirlerini tanımayanlar bile sarmaş dolaş oluyorlardı.
Kampanya her yıl nisan ayının son haftasında yapılıyor. Ama bu yıl Dünya Kupası bitiminde tekrarlanabilir belki: "TV başına mıhlanıp sevdiklerinizle birlikte geçirdiğiniz zamanın tadı damağınızda kalmasın. Hazır yazın programlar tavsamışken TV'yi kapatıp, sevdiklerinizle paylaştığınız yaşam kanalını açık tutun!" denebilir.

mtamer@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Dünya kazan, kim kepçe?
Çoktandır birbirlerini görmemiş olan 2 eski a...
Melih AŞIK
Vurulmak kader mi?
Güneydoğu'dan her gün birer ikişer şehit habe...
Fikret BİLA
TEPAV'ın İran araştırması
TOBB'un desteklediği Türkiye Ekonomi Politika...
Hasan CEMAL
Alman disiplini, Alman ruhu!
Kurfürstendamm Bulvarı'nda, arabadan yarı bel...
Güneri CIVAOĞLU
Yaşamın CEO'su
Sanıyorum... "Mutluluk" tanımlarından biri de...
Can Dündar
Bosna'da bir ölüm kampı
Gri bulutlar altında, yeşillikler içinde bir...
Abbas GÜÇLÜ
Çocuklar ciddiye alınmıyor. Çünkü...
Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı'nın çok önemli b...
Metin MÜNİR
Uzaklardan ara sıra
Uzaklardan ara sıra gök gürültüleri geliyor. ...
Hasan PULUR
Kıssadan hisse...
TEMEL, köyden çıkmış, kasabaya varmış, herkes...
Derya SAZAK
Dalaman'da rafting
Bulutların gölgelediği kanyonda kıvrılarak ak...
Meral TAMER
Dünya Kupası bitince TV'ni kapat!
Yıl 1993. Kanada'da bir İngilizce öğretmeni, ...
Ece TEMELKURAN
Unutulur! Unutulur!
Esmeray'ın vaktiyle, insanın ciğerini ağır ağ...
Tamer HEPER
Otorite boşluğu var
Bir grup okuyucum şikâyetlerini bildirmekle k...
Osman ULAGAY
Türkiye'yi de vuran dalga ve sonrası
Dünya Bankası'nın 2006 yılı Global Developmen...
Güngör URAS
Yalan dünya Her şey bomboş
Ülkede olan bitenden bunaldıysanız, her gün e...
Serpil YILMAZ
Silikon Vadisi, Tuzla'da 'yata' geldi
Taşıdığı öneme bakarsak, oldukça mütevazı ola...

© 2006 Milliyet