Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Temmuz 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hastalar doktorların elinde oyuncak


Özel hastaneler, para için her şeyi yapıyor. Hatta, para kazanma güdüsü, hastanın sağlığından önce geliyor. Özel hastanelerin en büyük gelirleri, ameliyathane kullanımından elde ediliyor. Hal böyle olunca da, hastaneye bağlı olmayan veya iki-üç hastaneyi birden kullanan doktorlar dışardan hasta getirip, özel hastanelerin ameliyathanelerini kullanarak, operasyonlarını yapıyorlar. Özel hastaneler de hem ameliyathane kullanımından hem de hastayı hastanelerinde bir süre misafir etmekten para kazanıyorlar.
Türkiye'de hasta hastaneye değil, doktora gidiyor. Hastalar arasında yerleşik görüş, "tanıdık doktor sizinle doğrudan ilgilenmezse, iyi bakılamazsınız" şeklinde. Bu görüş o denli yaygınlaşmış durumda ki, devlet hastanelerinde bile, iyi bakılabilmek için doktorların özel muayenehanelerine uğranılıyor.
Özellikle İstanbul'da, sosyete doktorları var. Konusunda başarılı olduğu kabul görmüş doktorlar, birer özel klinik açmış durumdalar. Buralarda, başka doktorlar ve hastabakıcılar çalıştırıyorlar. Bu doktorlar önceden fiyat konusunda anlaştıkları özel hastane ameliyathanelerini kullanarak operasyonlarını yapıyorlar. Hatta, bu doktorların birçoğu hastalarına birkaç hastane seçeneği bile sunuyor. Doktor haftanın o günü için o hastaneyi kullanıp sabahtan birkaç ameliyat yaparak, kliniğine dönüyor.
Buraya kadar her şey iyi. Ama, sorunlar ameliyattan sonra başlıyor.
Ameliyat olan hastanın birinci sorumlusu, ameliyatı yapan doktordur. Oysa, ameliyatı yapan doktor hastanede değil. Ameliyatını bitirmiş, muayenehanesine veya kliniğine dönmüş, yeni hastalarla uğraşıyor. Çoğu özel hastanede, konusunda yeterince bilgili doktor yok. Hasta kötüleşirse, ameliyatı yapan doktor çağrılıyor. O da, işleri bitince geliyor. Oysa, yeni ameliyat olmuş hasta için saniyeler önemli. Gerektiğinde başka hastanelerden uzman doktor çağrılıyor. Bu çağrılar da, hastaya büyük faturalar karşılığında yapılıyor. Öte yandan, özel hastanelerin bazılarında bir hastanede mutlaka olması gereken teçhizat yok veya henüz para verilip alınamamış. Sırf bu yüzden hastalar kaybediliyor.
Bedrettin Dalan, açtığı Yeditepe Üniversitesi Hastanesi'ne dışardan özel doktor kabul etmiyor. Birçok doktor ve Başkan'ın yakını, hastane'nin para kazanabilmesi için ameliyathanelerin özel hasta getiren doktorlara açılması fikrini benimsemiş ve hatta Mütevelli Heyet'i ikna etmişti. Neyse ki Dalan, Mütevelli Heyet'i büyük uğraşla ikna etti ve hastaneye dışarıdan doktor kabul edilmedi. Başıma "özel doktor" kâbusu gelinceye kadar, hastaneye dışardan doktor kabul edilmemesi prensibinin önemini pek anlamamış; sadece 'Dalan yanlış yapmaz' düşüncesiyle onu desteklemiştim. Bir yakınıma İstanbul'un tanınmış doktorlarından biri tarafından tanınmış bir özel hastanede basit bir ameliyat yapıldı. Muhtemelen bu hastanede, "hastane mikrobu" kaptı. Hastanede, dahiliye mütehassısı vardı ama ne yaptığını bilmiyordu. Hastaya ve yakınlarına, ararlar diye cep telefonunu bile vermiyordu. Dışarıdan doktor getirilme durumunda kalındı. Bütün organizasyonu, hasta yakınları yapmak zorundaydı. Ameliyatı yapan doktor, asistanını gönderdi ve ancak bir gün sonra kendisi gelebildi. Hastaya, % 30 kurtulma şansı verilmişti. Sonuçta, hastamız iyileşti ama karaciğeri bozuldu. Harcadığımız para önemli değil, ama ameliyat için ödediğimizin üç katını buldu.
Dalan'ın ne demek istediğini şimdi anlıyorum.

ytoruner@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Sezer'e üniversite brifingi
BUGÜN saat 16.00'da YÖK üyeleri ve rektörler ...
Çetin ALTAN
Bir havadis ve görüşler
Bir gazete haberi:
Yasemin CONGAR
Meşal, Esad, Bush, Erdoğan
Filistinli militanlarca kaçırılan 19 yaşındak...
Can Dündar
Bir veli olarak İsmet Paşa
İkinci Dünya Savaşı'nda İsmet İnönü'nün devl...
Semih İDİZ
Erivan boş çabalarında ısrar ediyor
Ermenistan, Türk-Amerikan ilişkilerindeki köt...
Metin MÜNİR
Bilgiye ulaşmanın dayanılmaz hafifliği
Gelecek sene gazetecilikte kırk yılımı doldur...
Faik ÖZTRAK
Küresel iklim değişti, uyum için reform şart
Uluslararası mali piyasalarda mayıs ayında ba...
Hasan PULUR
Arif Mardin ve okurlar...
OKUR her zaman yazarı övmez, "Kaleminden kan ...
Yaman TÖRÜNER
Hastalar doktorların elinde oyuncak
Özel hastaneler, para için her şeyi yapıyor. ...
Osman ULAGAY
Küresel dalga bizim için fırsat yaratabilir mi?
Devlet Bakanı Ali Babacan, önceki gün İstanbu...
Güngör URAS
Ucuz döviz ile üretim olmaz
Döviz ucuzlayınca ekonomi düzelmez. Tersine b...

© 2006 Milliyet