|
 |
|
|
Keremcem ya da bilişimci olmak!
RADİKAL Gazetesi'nde tesadüf olacak, alt alta iki yazı dizisi var. Üstte "Keremcem'in Şifresi", altta ise "En Gözde Meslekler" yazı dizisi... Yönetim bilişimleri mezunları kapış kapış gidiyormuş, bir de Türkiye'de artık enerji mühendisleri yetişecekmiş. Bilgisayar kullanımı, analiz yeteneği, analitik düşünme yeteneği vs... Yukarıda ise hiç bunlarla ilgisi olmayan bir olay; Keremcem! Bir tane albüm yaptı. Sonra bir dizide oynadı ve işler değişti. Keremcem diziye başlarken onun şarkı söylediğini bilenlerin sayısı ne kadardı? Peki iki örnekten hangisi sizin çocuğunuz için daha yakın ya da hangisini istersiniz? Peki gençler sizler? Boğaziçi Üniversitesi'ni tutturmak zaten başlı başına bir olay. Bu durumda rüyalara kapılmak gereksiz. Diğer bölüm ise özel bir üniversitenin bünyesinde, enerji mühendisliği. Ona da cukka lazım. Peki onlarca mimar, mühendis, avukat vs. mezunu verenler? Onca yıl okumanın ve o puanı tuturmak için göbeğini çatlatmanın ne anlamı var? Keremcem gibi olmanın da bilinen bir formülü yok. Bir şekilde tutuyor işte. Kaş, göz, burun meselesi değil. Göz rengi, boy pos da değil... Başka bir sihirdir bu. Çocuğunuzun şarkı söyleyip dizide oynaması, o sırada da bir şekilde okumasını da isteyebilirsiniz. En gözde meslekler ya da Keremcem gibi olmak... Amaç nedir? Para kazanmak, rahat etmek ve mutluluğun tadını çıkarmak!
Reklam filminde oynamak, dizide bir rol kapmak ve mahallede ya da İstiklal Caddesi'nde yürürken, parmakların sizi göstermesinin kıstasında yaşamak. Aslında gözde mesleklerin de bir şekilde karşılığı bu oluyor. Birilerinin "bakın bunları okuyun yoksa zırnık koklayamazsınız" demesinin ünlü olup sokakta dolaşamamaktan farkı nedir ki?
* * *
KENDİ mesleğime bakıyorum. Başladığımdan bugüne çok değişti. Mühendislik, istatistik, pazarlama, analiz, üretim mühendisliği vs. gibi olaylar yazarın, muhabirin, kısacası gazetecinin önüne geçti. Gazetelerde üretkenlik - verimlilik çalışmaları yapılıyor, "beyin jimnastiği" saatleri düzenleniyor... Ama gazetecinin bir de mesleğine ait özel bir hali, bir ruhu var. Bu giderek yerini daha somut daha robotlaşmış bir sisteme bırakıyor. Ve tabii ürün olan gazetenin yaşaması için bol bol reklam gerekiyor. Acaba gelecekte gazeteleri reklamcılar mı çıkaracak? Reklam getiren haberler, reklam verenin istediği haberler vs gibi kavramlar acaba iyice biz gazetecileri bastıracak mı? Ya da biz zaten yok mu olacağız? Ya da yok olduk da farkında mı değiliz?
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|