|
 |
|
|
Başbakan'ın demokratik tahammül sınırı
Başbakan Erdoğan, son günlerde basına yönelik eleştirisini sıklaştırdı ve söylemini ağırlaştırdı.
Elbette, herkes gibi Başbakan da basını eleştirebilir.
Eleştirisi demokratik rejimlerin temel unsurlarından biridir. Tabii, eleştiriye tahammül göstermek de öyle...
Eleştiri hakaret ölçülerine varmadıkça aynı ölçülerle yanıtlanabilir.
Demokrasi böyle çalışır.
Başbakan Erdoğan son dönemde basına yönelttiği eleştirileri, "çıkar" eksenine oturtuyor ve genel ifadeler kullandığı için de bütün medyayı töhmet altında bırakıyor.
Başbakan, "Hortumlarını kestik de ondan böyle yapıyor" diyerek önemli iddialarda bulunuyor.
Bu iddialar, güçler ayrılığı ilkesi bağlamında, halkı bilgilendirme ve halk adına denetim işlevini yerine getirmekle sorumlu olan medyayı, Başbakan'dan veya hükümetten "çıkar sağlamakla veya sağlamaya çalışmakla" suçluyor. Bu suçlama güçler ayrılığı ilkesini de zedeleyecek niteliktedir.
Hortumlayan kim?
Başbakan Erdoğan, her gazete veya televizyon sahibini, her gazete ve televizyonu ve her basın çalışanını töhmet altında bırakan bu genel ifadeler yerine, daha somut açıklama yapmalıdır.
Sık sık dile getirdiği "hortum kesme" işlemini açıklığa kavuşturmalıdır.
Başbakan kimin veya kimlerin, hangi basın organının sahibinin veya mensubunun iktidara "hortumla bağlandığını" saptamış ve bunları kestiği için haksız eleştirilere maruz kalmıştır?
Hortumları ve hortumcuları bilmek kamuoyunun hakkıdır.
Türkiye bu mekanizmayla milyarlarca dolar kaybetmiş ve fatura da halka kesilmiştir. Bu o boyutlara varmıştır ki, bir ekonomik krizi tetikleyebilmiştir.
Bu nedenle de Başbakan'ın bu iddiasını açıklığa kavuşturması hem kendisinin hem de basının görevidir.
Hukukun üstünlüğü
Başbakan'ın iddialarının bir diğer yönü de hukuki boyutudur. Türkiye bir hukuk devletidir. Basın işlevini "gerçekle örtüşmediği halde sürekli iktidarın hoşuna gidecek haberler vermek ve yaratmak yoluyla veya aksine iktidara şantaj yaparak" kötüye kullanan ve bu yolla çıkar sağlamaya çabalayan basın-yayın organları, sahipleri, yetkilileri veya mensupları kimlerse belli olmalıdır.
Bu girişimler veya varsa işlemler ayrıca suç oluşturuyorsa, ilgilileri adalete teslim edecek süreci başlatmak da yine Başbakan'ın görevidir.
Geçmişte örnekleri yaşanan olaylar nedeniyle basın sektörünün bir bölümü çökmüş ve bundan en fazla basın çalışanları zarar görmüştür.
Bu itibarla Başbakan, eleştirilere demokratik tahammül göstermeli, ancak iddia ettiği gibi basının işlevinin çıkar amaçlı kullanılması söz konusuysa buna da açıklık getirmelidir.
Türkiye'de Başbakan, her türlü bilgiye ve belgeye ulaşacak konumdadır. Teftiş kurulları ve savcılıklar vardır.
Başbakan bütün sektörü töhmet altında bırakan açıklamalar yerine, bu mekanizmaları harekete geçirmelidir.
Başbakanlık, liderlik konumu, eleştirilere karşı demokratik tahammül sınırının yüksek olmasını gerektirir. Eleştiri sınırlarını aşan durumlar ile Erdoğan'ın ima ettiği nedenler söz konusuysa onun da gerekleri yapılmalıdır.
fbila@milliyet.com.tr
|
|
|

|