|
 |
|
|
Giovanni Boccaccio'dan bir masal
yural@milliyet.com.tr
Hayvanlar dünyasında yazın dinlenen, uykuya yatan, tatile çıkan bir tek canlı olduğunu sanmıyorum. Belki de ben bilmiyorum. Yazın çok çalışıp da kışın tatile çıkan iki ünlü var: Biri karınca, öteki de 15 Mart'a kadar uyuyan ayı. Okullar da yazın kapanıyor. Bu yüzden, ne çocukların rahatını kaçırmak, ne de annelerin başına dert açmamak için, "Şu kitabı alın. Şu CD-Rom'larla oynatmayın. Çocuklarınızı anlamaya çalışın," ya da, "Anne-babanıza karşı daha anlayışlı ve nazik olun," gibi cümleler sıralamayacağım. Çünkü benim de, çocukların söyleyiş biçimiyle, "Feci halde tatilim geldi!"
* * *
Giovanni Boccaccio, çocuklarımızın yakından tanıdıkları bir masal yazarı değil. O, yetişkinler için yazmış, yaşadığı dönemde yazı dili Latince olmasına karşın, ünlü eseri "Decameron"u İtalyanca, hem de halkın o günkü konuştuğu İtalyancayla yazmış, İtalyan dilinin ilk düzyazı yazarıdır. "Decameron", yazarın önsözünde de belirttiği gibi işleri nedeniyle evinden uzaklaşan ve yaşamlarını eşlerini bekleyerek geçiren kadınların öyküsüdür. Yazarın çocuklar için yazmadığı, ama bazı derlemecilerin masal kitapları içinde yer verdikleri kısa öyküleri de vardır. Bunlara masal demek bence de daha doğru.
* * *
İşte bu sıcak yaz gününde, beni de çok güldüren "Yalancı Aşçı ve Turna Kuşu" adlı masalı Marsık Yayıncılık'ın çocuklar için yayımladığı "Evvel Zaman İçinde" adlı masal kitabından sizler için aktarıyorum. Sanırım, avcı fıkraları tadındaki bu masalı çocuklar kadar yetişkinler de sevecektir.
Yalancı Aşçı ve Turna Kuşu
Bir zamanlar, Floransa'da zengin bir soylunun yalancı bir aşçısı varmış. Bir akşam, efendisinin verdiği davet için şişe geçirdiği turna kuşunu pişirirken, köylü kadınlardan biri onu görmek için uğramış:
"Bu kızartma da ne kadar güzel kokuyor! Tadına bakabilir miyim?" diye sormuş.
Kadına hoş görünmek isteyen aşçı, turna kuşunun bir butunu ona armağan etmiş. Kızartma sofraya götürüldüğünde, ev sahibi hemen bir parçasının eksik olduğunu fark etmiş ve aşçıyı çağırtmış.
"Turna kuşunun öteki butuna ne oldu?" diye sormuş.
Aşçı kendinden emin, "Turna kuşlarının tek butu olduğunu herkes bilir!" demiş.
Adam, "Sen benim hayatımda ilk kez turna kuşu gördüğümü mü sanıyorsun?" diye kızmış.
"Ama bu doğru!" diye ısrar etmiş aşçı ve, "bana canlı turna kuşları bulabilirseniz, size bunu kanıtlarım!" demiş.
"Yarın sabah benimle köye gel: Turna kuşlarının kaç butu olurmuş, göreceğiz!" diye yanıtlamış canı sıkılan soylu.
Ertesi gün, aşçı efendisine bir turna kuşu sürüsü göstermiş. Hepsi çayıra dağılmış, tek bacakları üstünde duruyorlarmış.
"İşte efendim! Gördüğünüz gibi, turna kuşlarının yalnız bir tek butu var!" demiş aşçı.
Adam ellerini çırpmış ve kuşlar havalanmış. Böylece uzun bacaklarının ikisi de görünmüş.
"Şimdi ben de iki bacaklı olduklarını gördüm!" demiş palavracı aşçı kurnazca. "Ama dün sofrada, siz ellerinizi çırpmamıştınız, efendim!" diye eklemiş.
|
|
|

|