
|
|
|
 |
|
|
İzleyiciden cevap geldi
HER hafta yaklaşık 80 sayfa senaryo yazmak zorunda kalan senaristlerimizi fazlaca eleştirmek yersiz olur. Ama bu çarpık sistem ister istemez, siz okurların da belirttiği gibi, ortaya basma kalıp konuların tekrarı dizileri çıkarıyor. Dün, "Dizilerimiz zekâ yoksunu mu?" diye sormuştum. Elektronik posta adresime epey cevap geldi.
Levent Terlemez; "Örneğin, 'Dallas', 'Hayat Ağacı' gibi dizilerde gizem, entrika iyi kurgulanmıştı. Mantıklı dizilerdi" diyor.
Asude Savaş; "Yerli dizileri 'bak şimdi bu olacak' demek için izliyorum" diyor.
Okay Eğdirici'nin bir önerisi var; "Uluslararası tecrübesi olan profesyonelleri yönetime ilk getirenler bu fasit daireyi kırar".
İbrahim Şahin, olaya tarihsel bir perspektif getirmiş; "1980-90'larda gençlik daha bir insancıldı. Bir Billy Cosby'yi hatırlayın."
Enver Barış'ın senaryodaki başarı kıstası şöyle; "Senaryonun sıradanlığının veya yaratıcılığının kıstası, sizin dizide olacakları önceden tahmin edip edememeniz arasındaki nüanstır"
Burak Ata; "'Yabancı diziler öyle değil, onlar çok daha güzel senaryolara sahip' demenin yanlış bir bakış açısı olduğu kanaatindeyim." diyor. Her ülke televizyonlarından iyi ve kötü dizilerin olabileceğini, bunların kıstaslarının olduğunu vurguluyor.
Doğan Köksal bir ayrıntı vermiş; "Nusret Hanım bara baskın yapar, kocası ve akrabaları ile. Taksim Meydanı'ndaki büyük saat 10.10'dur" ("Aliye" dizisinden).
Banu Çelik yerli dizi şablonlarını sıralamış; "İntikam için geri dönmek, aşkları çok iyi giderken taraflardan birinin eski sevgilisinin çıkıp gelmesi, karakterlerden birinin muhakkak bir hastalığa yakalanması, trafik kazası".
Özcan Erel "zekice" yazılmış dizilerden örnekler vermiş; "Biraz kafayı zorlayarak yapılanlar belli olmuyor mu? 'İkinci Bahar', 'Kurtlar Vadisi', 'Asmalı Konak' vs.".
Zeynep Memili; bu soruya karşı olduğunu şöyle dile getirmiş; "'Zekâ yoksunu' demek, senaristlere hakaret olur ama, dizileri monoton ve heyecansız buluyorum".
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|